MÜMİN BİZANSLILAR
Dünən, 10:04

''Bizanslı olup nasıl mümin olunur'' diyerek şaşırmakta haklısınız, zira sadece Cüneyt Arkın filmleri seyretmiş dahi olsanız, Bizans'ın kahpeliği dışında, akılda onların Hristiyan olup Müslümanların düşmanı olduğu kalmıştır. Düşmanlık Arap-İslam yayılmacılığı, Arap fetihleri ile başlamış ve sonrasında Selçuklu ve Osmalı'da da devam etmiştir.
Bizans'a mümin yakıştırması benim değil, Kur'an'ın Rum suresi 2.-6. ayetlerinin tanımıdır. Rum elbette Bizans ile eşdeğerdir ve Roma kelimesiin Araplarca kullanıldığı şeklidir.
Mümin tanımına bakarsak, Arapların ve gelişme aşamasında olan İslam'ın Bizans'a bir din düşmanı gibi bakmadığı konusunda sanırım hemfikir olmamız gereklidir. Arap fetihleri sonrasında, İslam'a geçiş öyle veya, ya teşvik edilmiş, ya da zorla kabul ettilrilmiştir.Bu aşamada belli ki, İslam ile Hrisityanlık arasındaki fark ciddi bir fark olarak algılanmış, din değiştirip İslam'a geçmeyene ciyze vergisi tahakkuk ettirilmştir.Öncesinde ister Zerdüşt, ister Hristiyan olsun, Müslüman olmayan herkes bu vergiye tabi olmuştur. Kur'an'da mümin olarak geçselerde, Hristiyanlara Zerdüştlere nazaran bir ayrıcalık tanınmamıştır.
Buradan varacağımız sonuç, İslam'ın başlangıç aşamasında, özellikle peygamberin yaşadığı dönemlerde itibarlı birer mümin olan Bizans'a bakış açısı sonradan değişmiştir, veya önceden varolan aynı düzen içindeki ufak farklılıklar derinleşmiştir. İslam'ın başlangıç aşamasında, insanlar İslam'ı farklı bir din olarak dahi algılamamışlar, onun Hrisityanlığın bir türevi veya çeşidi gibi algılamışlardır. Çünkü Hristiyanlıkta varolan her karakter, İslam'da da bulunmaktadır. Aradaki tek ama bariz bir fark, ki bu belki sonradan vurgulanmış olmalı, İsa'nın kimliğidir. Hristiyanlıkta İsa'nın konumu, teslis, yani üçleme prensibine dayanarak, tanrının üç tezahüründen biridir ve İsa da tanrı olarak kabul edilir. Ancak bu anlayış resmi Bizans kilisesinin resmi görüşü, yani dogması olup, kendini bu kiliseye bağlı görmeyen, ama kendini buna rağmen Hristiyan olarak tanımlayan gruplar da olmuştur. Bizans devlet kilisesinin bu İsa tanımı diğer bağımsız Hristiyan kiliseleri tarafından tanınmamış olup, onlar kendi İsa anlayışlarını ortaya koymuştur. Zaten Hristiyanlığın en büyük çelişkisi, kendisini tevhidi-monoteist olarak tanımlarken, tanrıın üç tezahüründen bahsederek, eski paganist şablonlara doğru kayması olmuştur.Bu dogmanın dışında kalarak, tanrının tekliğini savunan Hristiyan akımları meydana çıkmış,İsa'nın kimliğini ona tanrısallık atfetmeden bir öğreti geliştirmiştir. Bu akıma monarşiaanizm denmiştir. Daha detaylı bir tanımla, Adoptianizm'in monarşianizm yaklaşımı denmiştir. Bu akımın öncülerinden Tertulian olmuştur. Buna göre de İsa, sıradan bir insan iken, üstün özellikleri sebebiyle tanrı tarafından evlatlığa kabul edilmiştir. Bizans kilisesinin dogmasında olduğu gibi, tanrının öz ve öz evladı, dolasıyla da tanrısal bir varlık değildir.Zaten bu fark, Kur'an'da bir çok ayette vurgulanmaktadır. Ayrıca Kübbet-üs Sahra'nın iç duvar fayans yazıları da Kur'an'ın bu ilgili psaajlarını içermektedir.
Resmi Bizans kilisesinin bir büyüğü ve azizi kabul edilen Şam'lı İoannis ''101 sapkın inanç'' adlı eserinde, resmi kilisenin dışnda kalan ve bundan dolayı da sapkın kabul edilen Hristiyanlık akımlarını ele almıştır. Bunlar arasında, buna İslam dememişse de, ''İsmailoğulları''nın inancını, yani Araplaraın inancını buna dahil etmiştir İoannis'in babası Muaviye'nin sarayında haznedar olarak çalışan bir Hristiyan olup İoannis de Muaviye'nin oğlu ve halefi 1. yezid'in çocukluk arkadaşı olmuştur.
Konuyla ilgili ve duruma ışık tutan bir anektod, peygamberin Nacran kentinin Arap kavimleri ile buluşmasında aktarılır. Nacran Arap Hristiyanların varlığı ile bilinen bir kenttir. Peygamber Nacran'ın önde gelenlerine, '' Müslümanlığı geçmenizi istiyorum'' dedikten sonra aldığı cevap, ''ama biz zaten Müslümanız'' onu tatmin etmemiş, şöyle devam etmiştir: '' ama siz İsa'nın tanrının oğlu olduğuna inanıyorsunuz'' Alacağı cevap üzerine de söyleceyek bir söz bulamadığı aktarılmaktadır. Nacranlılar: ''Peki ama İsa'nın babası tanrı değilse, kimdir onun babası?''
Asım Bilge Kapıcı

