ETNİK FIKRA!
Bu gün, 00:03

Fıkralar, halk kültürünün en eski anlatı türlerinden biridir. Türk halk edebiyatında Nasreddin Hoca'dan Bektaşi fıkralarına, Karadeniz fıkralarından etnik fıkralara kadar sayısız örnek bulunmaktadır.
Halk bilimciler, etnik fıkraları bir topluluğun başka toplulukları nasıl algıladığını gösteren folklor ürünleri olarak inceler. Bu anlatılar tarih boyunca Türkler, Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Araplar ve daha birçok halk hakkında üretilmiş; sözlü kültür içinde kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.
Bir fıkranın beğenilmemesi, eleştirilmesi veya kaba bulunması mümkündür. Ancak folklorik bir anlatının varlığı ile hukuken suç teşkil etmesi aynı şey değildir. Hukuk, somut hakaret veya nefret çağrısı gibi durumları değerlendirir; halk bilimi ise anlatıları kültürel bir olgu olarak inceler. Rahmi Koç ülkemizin önemli bir değeridir ve anlattığı fıkra "Lazlar için, Kayserililer için, Araplar için ve Türklerin kendi içinde bazı yöreler için çeşitli söylenen varyantları vardır. Anlatılan fıkra da aşağılama amacıyla değil "espiri" amacıyla anlatılmıştır. Eğer fıkralar suç sayılırsa yarın destanlar, masallar hatta türküler bile suç sayılacaktır. Bu nedenle bu mümkün değildir.
Etnik fıkralar, doğru ya da yanlış olmalarından bağımsız olarak, halk kültürünün ve sözlü geleneğin bir parçasıdır. Onları anlamanın yolu yasaklamak, suçlamak değil, kültürel bağlamları içinde değerlendirmektir.
Türk Şamanizmi

