REKABETİN VE RÖVANŞIN ESAS HİKAYES

Bu gün, 00:05           
REKABETİN VE RÖVANŞIN ESAS HİKAYES
REKABETİN VE RÖVANŞIN ESAS HİKAYESİ:
​Türkiye’nin modernleşme ve sanayileşme tarihi, aynı zamanda ülkenin en büyük sermaye grupları ile siyasi iktidarlar arasındaki güç savaşlarının da tarihidir. Bu savaşın en somut ve köklü cephelerinden biri, Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle özdeşleşmiş olan Koç Grubu ile geleneksel Anadolu muhafazakarlığı ve onun bugünkü siyasi temsilcileri arasında yaşanmaktadır. Kurucu figür Vehbi Koç’tan bugünkü nesillere uzanan bu gerilim; taşra sermayesinin seküler yapılara duyduğu tarihsel haset, devlet gücüyle ekonomik gücü el değiştirme gayreti ve nihayetinde yargısal mekanizmalar üzerinden yürütülen siyasi güç gösterilerinin sosyo-ekonomik bir tezahürüdür.
​Son günlerde iş insanı Rahmi Koç’un İzmir’deki bir hastane açılışında anlattığı "Kürt kadını fıkrası" üzerinden kopan fırtına ve ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek'in sürece doğrudan müdahil oluşu, bu tarihsel gerilimin güncel ve en çarpıcı halkasını oluşturmaktadır.
​1. Vehbi Koç’tan Bugüne: Anadolu Taşrasının "Cumhuriyet Burjuvazisi" Kompleksi
​Anadolu’nun geleneksel ve muhafazakar çevrelerinde Koç Grubu’na yönelik tarihsel bir öfke mevcuttur. Bu öfkenin temelinde, grubun seküler, rasyonel ve yüzünü Batı’ya dönmüş modern Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli ekonomik sütunlarından biri olması yatar.
• ​Muhafazakar taşra zihniyeti, gücü elinde bulundurduğunda sermayenin kendi dinsel referanslarına, tarikat ağlarına veya geleneksel yaşam tarzına biat etmesini ister. Koç ailesinin laik cumhuriyete ve aydınlanma projesine olan mesafesiz duruşu, bu çevreler tarafından "yerli ve milli olmama" yaftasıyla düşmanlaştırılmıştır.
• ​Anadolu’nun yeni palazlanan taşra sermayesi büyüyemezken, Cumhuriyet’in seküler elitlerinin devasa sanayi hamleleri yapması, bu çevrelerde derin bir ideolojik ve kültürel hasede yol açmıştır. Kadının toplumsal hayattaki modern yeri, sanata verilen destek ve seküler yaşam tarzı, bu kesimler için her zaman "rövanşı alınması gereken bir kale" olarak görülmüştür.
​2. Sermayeye "Çökme" Arzusu ve Finansal Gerçeklerin Duvarı
​Mevcut siyasi elitlerin ve onların temsil ettiği yeni zengin muhafazakar tabakanın en büyük arzularından biri, eski elitlerin (İstanbul sermayesinin)
ekonomik gücünü tamamen kırmak ve bu gücü kendi yandaşlarına transfer etmektir. Ancak bu noktada iktidar, ideolojik hırsı ile makroekonomik gerçekler arasında sıkışıp kalmıştır.
• ​Koç Grubu; Türkiye gayri safi yurtiçi hasılasının, ihracatının ve istihdamının çok önemli bir yüzdesini tek başına sırtlamaktadır. Tüpraş, Ford Otosan, Arçelik, Tofaş ve Yapı Kredi gibi devler, Borsa İstanbul’un (BİST) adeta omurgasıdır.
• ​İdeolojik olarak bu gücü tamamen tasfiye etmek (çökmek) cazip bir fikir gibi görünse de, böyle bir hamlenin borsa sistemini tamamen çökerteceği, yabancı sermayeyi ülkeden kaçıracağı ve zaten kırılgan olan Türkiye ekonomisini tamamen bitireceği bilinmektedir. Bu finansal denge, ideolojik iştahı frenleyen en büyük bariyerdir.
​3. Altay Tankı ve Ekonomik Blokaj Operasyonu
​Ekonomik güce bütünsel olarak müdahale edemeyen yapı, stratejik projeler üzerinden grubu bypass etme yolunu seçmiştir. Bunun en net kanıtı, Koç Grubu’na ait Otokar’ın kendi imkanları ve Ar-Ge’siyle başarıyla geliştirdiği Altay Tankı sürecidir.
• ​Otokar tankı seri üretime hazır hale getirmişken, "fiyatın pahalı olduğu" bahanesi öne sürülerek seri üretim ihalesi Koç Grubu’na verilmemiştir.
• ​İhale, hemen ardından iktidara çok yakın muhafazakar sermayenin temsilcisi olan BMC’ye devredilmiştir. Sonuç olarak; stratejik öneme sahip yerli tank projesi, motor tedariki ve yönetimsel vizyonsuzluklar nedeniyle yıllarca takvimlerin gerisinde kalmış, sırf Koç Grubu üretmesin diye milli bir savunma projesinin takvimi feda edilmiştir.
​4. Yeni Fırsat Kapısı: Rahmi Koç'un Fıkrası ve Adalet Bakanı'nın Rol Çalma Yarışı
​Savunma sanayiindeki engellemeler ve ekonomik kıskaç çabalarının ardından, bugünlerde holdingin duayen ismi Rahmi Koç, kendi eliyle muhaliflerine aradıkları fırsatı vermiştir. Protokol üyeleriyle birlikte hastane odalarını gezerken anlattığı ve bir Kürt kadını ile doktor arasında geçen fıkra, toplumsal hassasiyetleri kaşıyan, belirli bir etnik kimliği ve kadın onurunu zedeleyen bir üsluba sahip olması sebebiyle haklı bir toplumsal tepkiyle karşılaşmıştır.
​Ancak bu olay, toplumsal bir hassasiyetin çok ötesinde, siyasi ve bürokratik bir "fırsatçılığa" ve rol çalma yarışına dönüştürülmüştür:
• ​Soruşturma ve Siyasi Şov: İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın resen soruşturma başlatmasının hemen ardından, Adalet Bakanı Akın Gürlek adeta bu durumdan kendisine ve temsil ettiği siyasi misyona pay çıkarmak için sosyal medyadan sert açıklamalar yayınlamıştır.
• ​Bakanın "Adalet Terazisi" Çelişkisi: Bakan Gürlek’in "Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına göre tartmaz; yargı insan onurunu korur" şeklindeki ifadeleri, aslında Rahmi Koç’un şahsı üzerinden tüm holdinge ve temsil ettiği seküler burjuvaziye verilmiş siyasi bir gözdağıdır.
• ​Toplumda her gün yaşanan binlerce kadın hakları ihlaline, ayrımcılığa ve hukuksuzluğa karşı sessiz kalan veya hantal işleyen yargı mekanizmasının, "Koç" ismi söz konusu olduğunda jet hızıyla ve bakan düzeyinde en sert tonla devreye girmesi, meselenin sadece "kadın onuru" olmadığını; uzun süredir aranan kültürel ve hukuki rövanş fırsatının nihayet yakalandığının ilanıdır.
​Sonuç
​Türkiye’de taşra muhafazakarlığının ve onun bürokratik uzantılarının Koç Grubu’na olan bakışı; derin bir ideolojik kompleksin, zihniyet uyuşmazlığının ve ekonomik gücü el değiştirme arzusunun birleşimidir. Altay Tankı projesinde ekonomik ve stratejik baltalamalarla yürütülen bu operasyon, bugün Rahmi Koç’un ihtiyatsız ve nezaketsiz fıkra çıkışıyla yeni bir boyuta taşınmıştır.
​Toplumsal tepkinin haklılığı bir yana, Adalet Bakanı'nın bu krizden siyasi pay çıkarma, güç gösterisi yapma ve "Laik sermayeye diz çöktüren kahraman" rolüne soyunma hevesi, Türkiye’deki yargı-siyaset-sermaye ilişkilerinin ne kadar kırılgan ve intikamcı bir zeminde yürüdüğünü bir kez daha gözler önüne sermiştir. Rahmi Koç üzerinden yürütülen bu son süreç, ekonomik olarak diz çöktürülemeyen bir cumhuriyet değerine karşı, devlet gücü ve yargı kırbacı kullanılarak yürütülen ideolojik bir rövanş hamlesidir.
Tunca Alnitemiz
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru