FEODAL AĞA ZULMÜNE BAŞKALDIRAN KARADENİZ'İN YOKSUL ÇOCUĞU: HEKİMOĞLU İBRAHİM
Bu gün, 09:54

Hekimoğlu İbrahim, yıllarca yalnızca adına yakılan türküyle tanıtıldı. Oysa türkülerde anlatılan efsanelerin ardında, feodal düzene diz çökmeyen gerçek bir halk direnişçisi vardı.
Hekimoğlu ne konaklar yaptıran bir zengindi ne de servet peşinde koşan bir eşkıya... O, yoksulluğun tam ortasında, tek dayanağı annesiyle yaşam mücadelesi veren bir emekçi çocuğuydu. Feodal ağaların alın terine el koymasına boyun eğmedi. Zulme karşı başını eğmek yerine silaha sarıldı. Çünkü onurlu insanlar için bazen teslim olmak değil, direnmek tek seçenektir.
Egemen düzen onu hiçbir zaman affetmedi. Nice eşkıya çıkarılan aflarla ödüllendirilip devletin hizmetine alınırken, "kır serdarı" yapılıp halkın üzerine salınırken, Hekimoğlu'nun af talebi aylarca sürüncemede bırakıldı ve sonunda reddedildi. Çünkü düzen, kendisine hizmet eden suçluları bağışlar; zulme başkaldıranları ise asla affetmez.
26 Nisan 1913'te, feodal ağaların çıkarlarına hizmet eden satılık bir muhtarın ihbarıyla kuşatıldı. Saatlerce süren çatışmanın ardından yoldaşıyla birlikte öldürüldü. Yetmedi... Cesedi teşhir edilerek halka korku salınmak istendi. Egemenler, ölümünden bile korkuyordu.
Kolunun altına sıkıştırılan meşhur "aynalı Martin" ise anlatıldığı gibi üstün bir silah değildi. Elindeki silah, 1870'lerin sonunda üretilmiş tek atışlık bir Henry-Martini tüfeği idi. Karşısındaki Osmanlı askerleri ise 1887'den itibaren orduda kullanılan, sekiz mermi kapasiteli Alman yapımı Mauser tüfeğilerle donatılmıştı. Bir yanda en modern silahlarla desteklenen devlet gücü, diğer yanda tek atışlık tüfeğiyle onurunu savunan bir halk evladı...
Hekimoğlu İbrahim'in mücadelesi, yalnızca bir kişinin hikâyesi değildir. O; feodal sömürüye, adaletsizliğe ve zulme karşı yükselen asi bir sestir. Egemenler onu öldürdü ama teslim alamadı.
Hekimoğlu İbrahim yaşıyor; Karadeniz'in direnen hafızasında, halkın türkülerinde ve zulme karşı direnen herkesin yüreğinde yaşamaya devam ediyor

