ANADOLU’DA PROTO-TÜRK İZLERİ: KAŞKALAR VE KOTYORA MİRASI
Bu gün, 10:04

Karadeniz Kültüründe Kelimelerin Göçü
Dil, bir milletin tarih boyunca ayak bastığı coğrafyaları, kurduğu ilişkileri ve kültür dünyasını geleceğe taşıyan en güçlü köprüdür. Karadeniz bölgesinde, özellikle Ordu, Rize ve Artvin çevresinde günümüzde bile kullanılan bazı yerel kelimeler, ilk bakışta bölgedeki Gürcüce veya Lazca gibi komşu dillere ait sanılmaktadır. Örneğin; Gürcücede "Kotora" kelimesi "saçları kazımış kişi" anlamına gelirken, Lazcada bu sözcük "Kotula" şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Ancak derinlemesine bir etimolojik (köken bilimsel) ve tarihsel inceleme yapıldığında, bu kelimelerin aslında binlerce yıl önce Avrasya bozkırlarından Anadolu’ya göç eden proto-Türk (ön-Türk) toplulukların bıraktığı derin izler olduğu görülmektedir. Kelimeler üzerinden yapılacak bir tarih takibi, bizi Ordu'nun antik adı olan "Kotyora"ya ve Anadolu’nun en gizemli kavimlerinden biri olan Kaşkalara kadar götürmektedir.
Kaşkalar, Hun Modası ve "Kot" Kelimesinin Türkçe Kökeni
MÖ 17. yüzyıl Anadolu haritasına bakıldığında, Hititlerin can düşmanı olan ve Karadeniz dağlarında yaşayan savaşçı bir kavim dikkat çeker: Kaşkalar. Tarihî metinlerde geçen ve yaşam tarzlarıyla İskit/Saka, Hun gibi Avrasya atlı kavimlerine benzeyen bu proto-Türk topluluğunun yerleştiği en önemli merkezlerden biri günümüz Ordu şehridir ve bu şehrin tarihteki eski adı Kotyora (Kotyara)'dır. Araştırmalar, bu ismin doğrudan bölgeye yerleşen kadim Gut/Kut Türklerinin adından türediğini ve zamanla Kotyora formunu aldığını ortaya koymaktadır.
Bu tarihsel bağ, dildeki kökler ve kültürel alışkanlıklar incelendiğinde daha net ve somut örneklerle anlaşılmaktadır:
"Kot / Kotur" Kökünün Türk Dünyasındaki Karşılığı: Bugün Türkiye Türkçesinde ve Kazakistan gibi Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin dillerinde "Kotur (Qotur)" kelimesi; dökülmüş, çıplak kalmış, dazlaklaşmış deri veya yüzeyleri ifade eder. Hayvanların tüylerinin dökülüp derisinin görünmesine de "kotur" denir. Yani kelimenin öz anlamı "çıplaklık, tüysüzlük ve düzlüktür".
Karadeniz Ağızlarındaki Canlı Örnekler:
Rize'nin Hemşin bölgesinde bugün bile saçları sıfıra vurmaya, yani tamamen kazımaya "kotol etmek" denmektedir. Aynı bölgede, bahçeden yaprakları tamamen toplanmış, toprakta sadece yuvarlak kökü ve çıplak gövdesi kalmış lahanaya da "Kotol" veya "Gotol" adı verilir. Lahana kökünün şekli, kazınmış bir insan kafasına benzediği için halk bu benzetmeyi yapmıştır. Ayrıca boş konuşan, ne dediğini bilmeyen insanlara da "kot kafa" veya "kotol" denmesi bu kelime ailesinin bir uzantısıdır.
"Hun Modası" ve Saç Kazıma Geleneği:
Tarihsel kaynaklar, Büyük İskender'in Kafkasya dağlarında karşılaştığı ve kayıtlara "Bun Türkleri (Bunturg)" olarak geçen toplulukların ve daha sonra Avrupa'ya yürüyen Hunların çok karakteristik bir saç stili olduğunu yazar. Hun erkekleri, saçlarının yanlarını tamamen kazıtır, kafanın tepesinde ise kalın tek bir örgü bırakırlardı. Bu saç kesim tarzı Doğu Roma (Bizans) saraylarında ve modasında "Hun Modası" (Capillus Hunniscus) adıyla anılmış ve bir dönem Romalı gençler arasında bile taklit edilmiştir. Kafanın yanlarının kazınması eylemi ile Karadeniz'deki "kotol etmek" (saç kazımak) ve Gürcüceye/Lazcaya geçen "Kotora/Kotula" (saç kazımış) kelimeleri tamamen aynı kültürel pratiği işaret etmektedir.
Bu durum, komşu dillerin bu kelimeyi üretmediğini, aksine o bölgede binlerce yıldır yaşayan ve saçını kazıtan proto-Türk Kaşka, Gut veya Hun topluluklarından kendi dillerine bir kültür kelimesi olarak ödünç aldıklarını göstermektedir.
Kaşkaların Önemi ve Anadolu'nun Kadim Türk Tarihi
Ordu'nun eski adı Kotyora'dan başlayıp, Orta Asya'daki Kazak bozkırlarına, oradan da Rize köylerindeki "kotol lahana" ifadesine kadar uzanan bu zincir, rastlantısal bir benzerlik değildir. Bu veriler, Anadolu’nun Türk yurdu olma hikayesinin 1071 Malazgirt Savaşı ile başlamadığını, bunun çok daha öncesinde MÖ 17. yüzyılda Kaşkalar, Gutlar ve sonrasında bölgeye gelen Saka/İskit ile Hun dalgalarıyla örüldüğünü kanıtlamaktadır. Dağlık Karadeniz coğrafyası, dik yamaçları ve korunaklı yapısı sayesinde Kaşkaların ve diğer ön-Türk boylarının dillerini, geleneklerini (saç kazıma gibi) ve yer adlarını binlerce yıl boyunca bozulmadan günümüze taşımasını sağlamıştır. Sonuç olarak Kaşkalar; Anadolu, Kafkaslar ve Avrasya üçgeninde Türk kültür tarihinin sürekliliğini anlamamız için kilit ve vazgeçilmez bir öneme sahiptir.
KAYNAKLAR
Demir, Necati. Ordu İli ve Yöresi Ağızları, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2001.
Demir, Necati. Ordu Yöresi Tarihinin Kaynakları, Ankara, 2005
Necati Demir
Yeliz Kılıçarslan
Büyük İskender'in Kafkasya ve Ön Asya seferleri sırasında karşılaştığı Bun Türkleri (Bunturglar), Türk tarihinin İslamiyet öncesi dönemine ve Anadolu-Kafkasya hattındaki köklü Türk varlığına ışık tutan en önemli topluluklardan biridir
Bun-Türk" ifadesi, eski Türkçe ve Kafkas dillerindeki analizlere göre "Öz Türkler", "Asıl Türkler" veya "Kök Türkler" anlamına gelmektedir. İskender'in bu savaşçı toplulukla karşılaştığı ve onların güçlü kalelerinden, dillerinden etkilendiği kroniklerde açıkça yer alır.
Yeliz Kılıçarslan

