BATI SİBİRYA TÜRK KÜLTÜRÜ TETKİKLERİNE GÖRE KAYIN AĞACININ TÜRK MİTOLOJİSİNDE “KUTSAL” LAŞMASININ MADDİ KÜLTÜREL NEDENLERİ.

28-10-2025, 08:54           
BATI SİBİRYA TÜRK KÜLTÜRÜ TETKİKLERİNE GÖRE KAYIN AĞACININ TÜRK MİTOLOJİSİNDE “KUTSAL” LAŞMASININ MADDİ KÜLTÜREL NEDENLERİ.
BU u çalışmanın konusunu; Türk Mitolojisi’nde en önemli “KÖKEN MİT” leri arasında yer alan “KAYİN AĞACI”nın “kutsallaşmasının maddi kültürel muhtemel nedenlerinin tespit edilmesi oluşturmaktadır. Bilindiği gibi “MİT”ler, özellikle de “YAŞAYAN MİT”ler, bir kültürün ve dolayısi yla bir dilin kendini idrakiyle başlayan süreçte ortaya çıkan dış dünyayı algılama ve kendini onun içinde kendince anlamlı bir yere oturtarak yorumlama alışkanlıkları olarak gelenekselle şen dünya görüşü veya halk felsefesi doğrultu sunda bütün yenilenmelere rağmen tamamen ve kolayca ortadan kalkmazlar ve bir ölçüde hayatiyetlerini yeni oluşumlarda yer alan izleriyle devam ettirirler.
BU bağlamda, Türk mitolojisinde, Türklerin ortaya çıkışına dair köken mitlerinden birisi olarak yer alan “AGAÇTAN YARATİLMA” veya “kayın ağacı tarafından doğurulmuş olma” motifi ve buna bağlı olarak kayın ağacının “KUTSAL” kabul edilerek başta “ADAK” veya “DİLEK BEZLERİ”yle dilek dilenmesi, kâinatın, kökleriyle “YERALTİNİ",gövdesiyle“YERYÜZÜNÜ” ve dal ve yapraklarıyla da “GÖKYÜZÜ” şeklin deki "ÜÇLÜ” tasnifini şahsında birleştiren bir yaşam sembolü ve kutsalı belirleyen, merkezi oluşturan axis mundi olarak “HAYAT AGACİ” şeklindeki kabullerin “KAYİN AĞACI” etrafında toplanması sonucunun nedenleri üzerinde yeterince durulmamıştır.
KAYIN kelimesinin bütün Türk dillerindeki yaygınlığı, eskiliğinin ve erken dönemden itibaren Türk düşüncesindeki öneminin kolay kabul edilebilecek bir göstergesidir. Aynı şekilde, “KAYİN” kelimesinin “KADİN” anlamına gelmesi de onun doğurganlığının, dolayısıyla bir köken mitinin kaynağına dönüşmesinin doğal sonucudur. Ancak, asıl cevaplanması gereken soru; “neden kayın ağacı veya niçin kayın ağacı bu şekilde adlandırılarak etrafında söz konusu köken mitleri ve buna bağlı olarak çeşitli ritüeller] ortaya çıkmış ve bu ağaç mitik zamanlardan beri gittikçe büyüyen bir kültün objesi olmuştur?” şeklindeki soru olmalıdır.
“KAYİN” eski kaynaklarda “KADİN” olarak geçmektedir.Her şeyden önce DİVANÜ LÜGAT’it TÜRK’ te, kayın “KADİN” olarak yer alır. Türkçenin lehçelerinde de, ŞOR ve TUVA' larda “KADİN” şeklinde kullanılır. Sahalarda (YAKUT) “XATİN” ÇUVAŞ Türkçesinde ise “HURAN” şeklindedir.
BU soruyu ve mitolojik objelerle ilgili benzer soruları cevaplamak, her zaman kolay ve hatta bazen imkân dahilinde değildir. Ancak, “KAYİN AGACİ” ve “KUTSALLİGİ” bağlamında, geçtiği miz yaz aylarında, BATI SİBİRYA ve ALTAY DAĞLARI arasındaki coğrafi bölgede (ŞORLAR, TELEUTLAR ve DAĞLIK ALTAY TÜRKLERİ) 01.09.2009-20.09.2009 tarihleri arasında yaptığımız alan araştırmasında elde ettiğimiz bilgilerden hareketle, “KAYİN AĞACI”nın mitolojik kimliğinin oluşmasında son derece önemli bir yere ve role sahip olduğunu düşündüğümüz maddi kültürel özellikler, bize söz konusu mitsel düşüncenin oluşumu hakkında ipuçları verir nitelikte gözükmektedir.
RUSYA Federasyonuna bağlı Kemerova Oblast’ında, Mıshi ilçesinin Çavuşka Kasabası başta olmak üzere; TAŞTAGÖL ve DAĞLIK ALTAY bölgesinde kayın ağacının, tarihsel ve güncel sosyokültürel bağlamlarda şu maddi kültürel amaçlarla kullanıldığı tespit edilmiştir:
KAYIN AĞACININ KABUĞU:
KAYIN ağacının kabuğu bir bütün olarak kolayca çıkarılabilir veya soyulabilir. Bu nedenle, ateşte ısıtılır veya kurutulursa oldukça sağlam olan kayın ağacı dallarının birkaçının yukarıdan çatılmasıyla oluşturulacak çadır iskeletinin kaplama malzemesi olarak kullanılmış ve “DERİ” ve “KEÇE” gibi daha geç dönemlerin kültürel materyalleri ortaya çıkıp üretilip tüketilinceye kadar, yazlık ve kışlık barınak yapımında kullanılmıştır. Kolay ve ucuz üretilmesi ve kullanışlılığı nedeniyle 20. yüzyıl başlarına kadar bu tür çadırların Sibirya’daki varlığı bilinmektedir.
KAYİN AĞACININ KABUĞU:
SAĞLAM liflerden oluşması nedeniyle ıslatılıp suda dövülmesi halinde “İLKEL KUMAŞ” diyebileceğimiz esneklikte bir materyale dönüşebilmekte ve şekillendirilip kurutulma suretiyle, en azından çeşitli ilkel örgü çanta, sepet yapımını olanaklı kılmaktadır. Bu uygulama doğrudan olmamakla birlikte temel fikir olarak çok daha sonra gelişecek olan “KEÇE” ve “KEÇEÇİLİK” sanatlarının teknik ve uygulama olarak öncüsü konumunda olduğu düşünülebilir.
KAYIN AĞACININ DALLARI:
ÖZELLİKLE ateşte ısıtılıp kurutulma suretiyle başta “DAYAK”, “SOPA” ve yukarıda işaret ettiğimiz şekilde “çatılarak” oluşturulan “ÇADİR DİREGİ” olmaya uygun özellikler ve kullanımlara sahiptir. Daha işlenmiş ve gelişmiş şekliyle “YAY” ve özellikle “DÜZGÜN” ve “BUDAKSİZ” ince dallar “OK” yapımında kullanılmıştır. Sele, sepet ve benzeri araç ve gerecin yapımında da kayın ağacının ince esnek dallarından yararlanılmıştır. Bunlardan bazıları balık yakalamak amaçlı olarak özel bir tasarıma sahiptir.
KAYIN AĞACININ KÜLÜ VE TALAŞI:
KAYIN ağacının külünün geleneksel pek çok ilacın yapımında kullanıldığı bilinmektedir. Aynı şekilde kayın ağacının talaşı da, başta el, parmak ve ayaklardaki kesilmelerle oluşan yaraların sağaltılmasında olmak üzere çeşitli geleneksel halk ilaçlarının yapımında kullanılmıştır.
KAYIN AĞACININ ÖZSUYU VEYA SÜTÜ:
BURAYA kadar anlattıklarımız aşağı yukarı bilinen veya kolayca tahmin edilecek maddi kültürel özelliklerdir. Ancak literatürde pek fazla yer almayan ve vurgu yapılmayan bir kayın ağacı özelliği, ağacın gövdesinin çizilmesi halinde dışarıya çıkıp akan ve ağaca saplanacak küçük bir kıymık yardımıyla da toplanabilen özsuyudur. ŞORLAR ve TELEUTLAR, buna “KAYNİNG SÜNEZİ” demektedirler. Bu “SÜT” ümsü görünümlü ve “AGİZ SÜTÜ KİVAMİ” ndaki kayın özsuyu, adeta kayın, yani “KADİN” ağacının/ananın sütü olarak tasavvur edilmiş olmalıdır. Özellikle, sosyo-kültürel yapıya kadınların hâkim olduğu “ANAERKİL” ve bitki ve ağaç köklerini devşir menin esas geçim kaynağı olduğu “TOPLAYİCİLİK” döneminde, adeta süte yani “SÜNE”ye sahip olan ve bir kadın gibi de akça-pakça olması nedeniyle Anadolu’da çoğunlukla “AKÇAKAVAK” dediğimiz kayın ağacının, Türk mitolojisinde “KÖKEN MİTİ” olacak kadar kutsanmasının belki de en önemli maddi kültürel nedeni budur.
BATI ve Doğu Sibirya’da adeta bir okyanus gibi uzayan uçsuz bucaksız kayın ormanlarında, yiyecek içecek hiçbir şey bulamayıp aç kaldığınızda, kapısını esin bir taşla “ÇAL” arak, belki de böylece “KORKUT”arak, “SÜNE”sini/sütünü istediğiniz kayın ananız, sizi esirgeye rek, açlıktan ölmenizin önüne geçecek, hemen her daim hazır, kolayca ulaşılan en yaygın kaynaktır. Kayın ağacının özsuyu tüketimi ve üretimi bu bölgede batı kökenli gazlı içecekler yayılıncaya kadar hâkim konumdayken, günümüzde de daha çok mide hastalıkları başta olmak üzere geleneksel halk ilacı kimliğine yakın bir şekilde ikincil bir konumda üretilip tüketilmektedir.
SONUÇ OLARAK:
TÜRK mitolojisinin panteonunda “KÖKEN MİTİ” olacak kadar merkezî bir yere ve role sahip “KUTSAL KAYİN AGACİ” nın; Türk mitsel düşüncesinde, yukarıda saydığımız maddi kültürel temeller, özellikle de “SÜTÜ” nedeniyle doğurgan, esirgeyen ve besleyen bir “ANA” gibi tasarlandığını düşünmek mümkün gözükmek tedir. Bu bağlamda, Türk Mitolojisi araştırmala rında sadece yakın ya da uzak geçmişte derlenmiş, yazıya geçmiş metinlerin oluşup şekillendikleri ve sözlü kültür ortamında saklanılarak nakledildikleri coğrafyayı ve onda yer alan flora ve faunayı metodolojik bir gerek lilik olarak daima göz önünde bulundurmanın önemine dikkat çekmek yerinde olacaktır.
TÜRK mitolojisine ait metinleri inceleyip, anlamaya ve yorumlamaya çalışırken özellikle de “YENİDEN KURMA” paradigmasına bağlı denemelerde, metinlerin devşirildiği coğrafya ve onun flora ve faunasının bize kendiliğinden ve en kolay ulaşılabilir tarihsel bağlamların fiziki ve biyolojik alt yapısını verdiğini hatırda tutmalı, yapısal ve işlevsel özelliklerin tespitin de kullanmalıyız. Bu nedenle de, özellikle Türkiye Türkolojisinin ihmal ettiği veya yeterin ce üzerinde durmadığını, yararlanmadığını düşündüğümüz, Türk dünyası kültür ekolojisinin coğrafyasına, flora ve faunasına yönelik bilgi alanlarına ve bunlara yönelik araştırmalara olan ihtiyacın gereğine ve önemine dikatinizi çekerek sözlerimize son veriyoruz.
YAZAR: PROF. DR. ÖZKUL ÇOBANOĞLU
KAYNAK:
H. Ü. Orhon Yazıtlarının Bulunuşundan 120 Yıl Sonra Türklük Bilimi ve 21. Yüzyıl konulu 3. Uluslararası Türkiyat Araştırmaları Sempozyumu, 2010
KAYNAKÇA:
ÇOBANOĞLU. Ö. (2001). Türk Mitolojisi. Türk Dünyası Ortak Edebiyat Tarihi, c. I.Eren, H. (2001). Türklerin Ana Yurdu Sorunu. Türk Dili, 600.
ERGUN. P. (2004). Türk Kültüründe Ağaç Kültü. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
İNAN. A. (1991). Türk Boylarında Dağ, Orman (Ağaç) ve Pınar Kültü. Makaleler ve İncelemeler II, Ankara: TTK Basımevi.
ÖGEL. B. (1972). Türk Mitolojisi I. Ankara: TTK Basımevi.
ÖGEL. B. (1995). Türk Mitolojisi II. Ankara: TTK Basımevi.
YUND. K. (1972). Türklerin Kutlu Ağacı Kayın. Türk Kültürü, 120.
Sevda Amanova
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru