Yusuf Akçura ve Mustafa Kemal Atatürk
Bu gün, 16:14

Yusuf Akçura ve Mustafa Kemal Atatürk arasındaki ilişki, Cumhuriyet’in kuruluş dönemindeki fikri yapının şekillenmesinde oldukça kritik bir yere sahiptir. Bu ilişkiyi sadece bir dostluk değil, stratejik bir fikir ortaklığı ve akademik bir rehberlik olarak tanımlamak daha doğru olur.
İşte bu ilişkinin temel boyutları:
1. Fikri Temeller: Üç Tarz-ı Siyaset'ten Cumhuriyet'e
Yusuf Akçura, 1904 yılında yazdığı meşhur "Üç Tarz-ı Siyaset" makalesiyle Türkçülük akımının manifestosunu ortaya koymuştu. Osmanlıcılık ve İslamcılık fikirlerinin imparatorluğu kurtaramayacağını, tek çıkış yolunun "Türkçülük" olduğunu savunan Akçura, Atatürk’ün zihnindeki "ulus devlet" modelinin teorik altyapısını çok önceden hazırlamıştı. Atatürk, Akçura’nın bu gerçekçi ve seküler milliyetçilik anlayışını Cumhuriyet ideolojisinin merkezine yerleştirmiştir.
2. Siyasi Beraberlik ve Milletvekilliği
Atatürk, Milli Mücadele döneminde ve Cumhuriyet’in ilanından sonra Akçura’nın birikiminden her zaman faydalanmıştır:
Milletvekilliği: Akçura, 1923 yılından vefatına (1935) kadar İstanbul milletvekili olarak Meclis'te yer almıştır.
Danışmanlık: Atatürk, özellikle dış politika ve tarih konularında Akçura’nın analizlerine büyük önem vermiş; onu sofrasında sıkça ağırlayarak fikir alışverişinde bulunmuştur.
3. Türk Tarih Tezi ve Akademik Öncülük
Bu ikilinin en somut iş birliği Türk Tarih Kurumu (TTK) çatısı altında gerçekleşmiştir:
Kurucu Başkanlık: Atatürk, Türk Tarih Kurumu’nu kurduğunda başına Yusuf Akçura’yı getirmiştir.
Tarih Kongreleri: 1932’deki I. Türk Tarih Kongresi'nde Akçura, kongre başkanlığı yapmış ve "Türk Tarih Tezi"nin bilimsel temellere oturtulması için bizzat çalışmıştır.
Üniversite Reformu: Atatürk’ün gerçekleştirdiği üniversite reformu sonrası İstanbul Üniversitesi’nde "Siyasi Tarih" profesörü olarak dersler vermiştir.
4. İlişkinin Karakteri: Saygı ve Mesafe
Atatürk, Akçura'yı "Hocam" diyecek kadar takdir ederdi. Ancak Akçura, her zaman ciddi, akademik disiplinden taviz vermeyen ve doğruları söylemekten çekinmeyen bir karakterdi. Atatürk’ün sofrasındaki tartışmalarda Akçura, duygusallıktan uzak, tamamen belgeler ve mantık çerçevesinde konuşurdu. Bu duruşu, Atatürk’ün ona olan güvenini daha da pekiştirmiştir.
Özetle: Yusuf Akçura, Atatürk’ün "Fikirlerimin babası" dediği Ziya Gökalp ile birlikte, Cumhuriyet’in üzerine inşa edildiği tarihsel ve milli kimliğin en önemli mimarlarından biridir. Atatürk’ün siyasi dehası, Akçura’nın akademik ve teorik derinliğiyle birleşerek modern Türkiye’nin kimlik inşasını tamamlamıştır.
Ulviyye Mardankızı
TEREF

