Kralın unuttuğu mührü, 3 bin yıl sonra avucunda taşıyan adam...

17-08-2026, 08:04           
Kralın unuttuğu mührü, 3 bin yıl sonra avucunda taşıyan adam...
Mehmet Kuşman
Van’ın Gürpınar ilçesinde, yalçın kayalıkların üzerine kurulu Çavuştepe Kalesi’nde, zamanı adeta tersine akıtan bir yaşam öyküsü gizlidir. Bu öykünün başrolünde; akademik unvanı olmasa da dünya arkeoloji tarihine adını altın harflerle yazdırmış, kamuoyunda "Son Urartulu" olarak bilinen Mehmet Kuşman yer almaktadır.
Mehmet Kuşman, 3 bin yıl önce Doğu Anadolu Bölgesi’nde hüküm sürmüş kadim Urartu medeniyetinin dilini, alfabesini ve kültürünü günümüze taşıyan dünyadaki sayılı insanlardan biridir. Onun hikayesi, sadece bir dil öğrenme çabası değil aynı zamanda imkansızlıklara, unutulmaya ve zamana karşı kazanılmış büyük bir azim destanıdır.
Mehmet Kuşman’ın Urartu kültürüyle tanışması tamamen bir tesadüfle başlar. 1940 yılında Çavuştepe köyünde doğan ve maddi imkansızlıklar nedeniyle eğitimini ortaokulda bırakmak zorunda kalan Mehmet Kuşman, askerlik dönüşü köyündeki antik kaleye bekçi olarak işe girer. O yıllarda kalede, dönemin efsanevi arkeologlarından Prof. Dr. Afif Erzen başkanlığında büyük bir kazı çalışması yürütülmektedir.
Toprağın altından çıkarılan ve üzerinde çivi yazısı bulunan taş tabletler, kazı ekibini heyecanlandırsa da büyük bir sorunu beraberinde getirir. Türkiye’de bu yazıları okuyacak uzman neredeyse yoktur. Bilim insanlarının bu çaresizliğine ve üzüntüsüne şahit olan genç bekçi Mehmet, içindeki merak duygusuna yenik düşerek "Bu dili ben öğrenemez miyim?" diye sorar. Aldığı cevap ise "Çok zor, sen yapamazsın" olur. İşte bu olumsuz yanıt, onun hayatını değiştirecek o büyük kıvılcımı ateşler.
Herkesin "başaramazsın" gözüyle baktığı Mehmet Kuşman, kimseye müdanat etmeden adeta iğneyle kuyu kazmaya başlar. Ortada ne bir sözlük ne de bir dil rehberi vardır. Mehmet Kuşman, Van Kalesi’nden başlayarak İran, Suriye ve Ermenistan’daki Urartu yazıtlarını tek tek gezer, fotoğraflar çeker ve yanındaki deftere sembolleri not eder. Hangi çivi yazısı sembolünün hangi harfe veya sese denk geldiğini bulabilmek için gece gündüz çalışır.
Yıllar süren bu yalnız yürüyüşün ardından, dünyada Urartu alfabesini sistemli bir şekilde dizmeyi başaran ilk kişi olur.
Alfabeyi çözmekle yetinmeyen Mehmet Kuşman, kelimelerin anlamlarını ve cümle yapısını kavrayabilmek için Urartuca ile akrabalığı bulunan Kafkas dillerini, özellikle de Çeçence lügatları inceler. Tam 22 yılın sonunda, hafızasına 650’den fazla Urartuca kelimeyi ve dilin tüm gramer yapısını nakşetmeyi başarır.
Mehmet Kuşman’ın bu sessiz başarısı, 1986 yılında Ankara’da düzenlenen uluslararası bir arkeoloji sempozyumunda gün yüzüne çıkar. Kültür Bakanlığı’nın davetiyle kürsüye çıkan bu ilkokul-ortaokul mezunu kale bekçisi, salondaki yerli ve yabancı onlarca profesörün karşısında kendi hazırladığı Urartu alfabesini ve dil analizlerini sunar. Akademik dünya, böylesine devasa bir dilsel çözümü tek başına ve hiçbir akademik destek almadan başaran bu adam karşısında hayretler içinde kalır.
Bu başarı, ona dünya kapılarını açar. Amerika’dan Almanya’ya, Hollanda’dan Belçika’ya kadar birçok ülkede konferanslar verir, festivallere katılır. Hatta Los Angeles’taki bir etkinlikte eyalet valisi tarafından kendisine Amerika’da kalması ve orada çalışması yönünde büyük teklifler yapılır. Ancak Mehmet Kuşman, doğduğu topraklara ve sadakatle bağlı olduğu Çavuştepe Kalesi’ne olan aşkı sebebiyle tüm bu cazip teklifleri elinin tersiyle iterek Van’a geri döner. Kendisini de esprili bir dille "Urartu Kralı II. Sarduri’nin günümüzdeki temsilcisi" ilan eder.
Mehmet Kuşman, kalede bekçilik yaptığı dönemde aldığı mütevazı maaşla 11 çocuğunu okutmakta zorlanınca, dehasını el sanatlarıyla birleştirir. Derelerden topladığı bazalt ve saspantin gibi sert taşların üzerine, çivi yazısıyla Urartu tanrılarının figürlerini, kralların mühürlerini ve alfabeyi işleyerek kaleyi ziyarete gelen turistlere satar. Çocuklarının eğitim masraflarını bu taşlara kazıdığı tarih sayesinde karşılar.
Bugün dünya üzerinde Urartu dilini yazıp okuyabilen, akademik düzeyde tahlil edebilen sadece 12 civarında insan kalmıştır ve Mehmet Kuşman, bu listedeki tek alaylı, profesör olmayan uzmandır.
En büyük kırgınlığı ve endişesi ise bu kadim dilin kendisiyle birlikte toprak altına girmesidir. Üniversitelerde Sümeroloji ya da Hititoloji gibi kürsüler bulunurken, Urartu medeniyetinin merkezinde bu dile ait müstakil bir bölümün açılmamış olmasının derin üzüntüsünü yaşamaktadır. Yine de dilin tamamen yok olmaması adına bildiği her şeyi çocuklarından birine aktarmayı başarmıştır.
Elektriği ve suyu olmayan Çavuştepe Kalesi’nde 60 yıla yakın bir süre ömür tüketen, taşlara yeniden can veren Mehmet Kuşman, ilerleyen yaşına rağmen bugün hala Van’ın ve Anadolu’nun yaşayan en kıymetli kültür hazinelerinden biridir.
Onun hikayesi, azmin sınır tanımadığının ve bu topraklara ait değerlere sahip çıkmanın ne denli kutsal bir görev olduğunun en somut kanıtıdır.
Rotadaki Şehir












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru