TARİKAT OYUNLARI ve BİR ÜLKENİN ÇÖKÜŞÜ
27-12-2025, 12:54

Ortadoğu'nun tamamı Rab Yehova tarafından kendilerine hibe edildiğine inanan Yahudilerin bu siyonist Arz-ı Mev'ud takıntısı yüzünden bölgede savaşlar, işgaller, süikastler, soykırımlar, ihtilaller ve küresel göçler tarih boyu hiç eksik olmadı.
Son elli yıl içinde, daha önce kripto adamlarıyla diledikleri gibi yönettikleri, petrol ve altın yataklarını sömürdükleri küçük ve etkisiz devletçiklerden ikisinde hiç beklmedikleri gelişmeler oldu. Libya'da Kadafi, Irak'ta Saddam ülkelerindeki petrolü millileştirmiş, ekonomisini güçlendirmiş, etkin ordulara sahip olmuştu. Bu durum Arz-ı Mev'ud hayali güden İsrail'i rahatsız etti.
İsrail, dünya ekonomisini ellerinde tutan evangelist ve siyonist holdinğlerin aracılığıyla badigart gibi kapısında tuttuğu Batılı sömürgeci devletleri ve özellikle ABD'yi sahaya sürdü. Artık bölgedeki operasyonlara CIA da katılıyordu.
İlk attıkları adım, Türkiye'nin güneyini uyuşturmak suretiyle kendi derdiyle uğraşır hale getirmekti. Bunun için PKK, PYD ve DEAŞ... gibi kanlı terör örgütlerini oluşturup dağlara ve şehirlere konuşlandırdılar. Terörün Siyasal Sözcülerini de parti kisvesiyle, Erdal İnönü'nün rehberliğinde TBMM'ne soktular.
MOSSAD ve CIA Saddam'a karşı defalarca ihtilal ve suikast girişimi yapsa da başarılı olamadı. Bu kez bir başka oyunun içine girdiler.
Tarikat Oyunuydu bu!...
Kuzey Irak'ın Süleymaniye civarında bölgeye hakim çok güçlü bir kürt aşireti ve tarikatı vardı. KESTNİZANİLER...
Kürtçe "Bir şey bilmiyorum" anlamına gelen Kestnizani tarikatının içine Kabbala öğretilerini ezberlemiş, Hint mitlerini benimsemiş, İslam tasavvufu üzerinde özel eğitim almış MOSSAD ajanları sızdı. Her biri sadıklar sadığı birer mürit oyunu oynamaya başladı.
Tarikatın liderliğini yapan ve bu coğrafyadaki her tarikat şeyhi gibi "kendisinin Hz. Peygamber soyundan geldiğini" iddia eden MUHAMMED KESTNİZANİ aslında İslami çizgide, Kur'an-ı Kerim yolunda yaşayan biri değildi. Bölgesindeki PKK, PYD ve DEAŞ'la çok uyumlu ilişkileri vardı. İsrail ve ABD'den gelen dolarların aşkına, tüm yetkisini onlar adına kullanıyordu.
Kürdistan hayali güttüğü için Hindistan'daki özgürlük hareketinden etkilenerek oğullarına GANDİ ve NEHRU adını vermişti. Bu tutkusu onu Hint mistisizmine ve onun devamı olan Tevrat'ın Kabbala Öğretileri'ne kadar götürdü.
Belli aralıklarla müritlerini topluyor, Tevrat'taki zikirlerden kopya edilmiş zikir halkaları oluşturuyor; trans hale getirdiği müritlerinin üzerinde şişlerle, bıçaklarla, kılıçlarla, bir takım kesici ve delici aletlerle kanlı eylemler uyguluyordu.
Bu sadist oyun sonucu ölenlere : "Yeterince şeyhine teslim olmadı!. " suçlaması yüklerken sağ kalanları da "keramet" eseri diye yansıtıyordu. Kanlı zikirler sırasında Hz. İsa'nın dirilttiği kıza: "Tulita kumi / Ayağa kalk! " dediği gibi eski Yahudi dili olan Aramice bir şeyler söylüyordu.
Vecd / trans haline gelmiş müritleri onun bir işaretiyle şişleri yanaklarına, ağızlarına, karınlarına saplıyor, ortalık kana bulanıyor, Ölümün kapısını yumruklayan insanların çığlıklar yankılanıyordu.
Bu kanlı savaş oyunu Saddam'ın Askerleri'ni çok etkiledi. Birer ikişer tarikata girerek şeyhin müridi oldular. Ayrıca şeyhin eteğini öptükten sonra bedel olarak ceplerine doldurulan MOSSAD ve ABD dolarları bu sığınmayı bir kat daha arttırdı.
Sonuçta Saddam'ın en güvendiği komutanlar KESTNİZANİ Tarikatına girdi. Genel Kurmay Başkanı Mareşal Ayat Fetih El Ravi, Hava Kuvvetleri Komutanı Mareşal Hamid Saban, İstihbarat Başkanı Mareşal Vefik El Samaravi. Devletin 2. Adamı İzzet El Durri... Muhammed Kestnizani'nin eteğini öpenlerdendi.
Ayrıca Saddam'ın iki kardeşi Vatban ve Barzan, hanımı Sacide, oğlu Uday bile bu İsrail meşrepli tarikatın içindeydi.
Tarikat içi Şeyh - mürit ilişkisi yüzünden Saddam'a ait herşey, yatak odasından makamına her bilgi, aynı anda şeyhe ulaşıyor, oradan da MOSSAD ve CIA'ya servis ediliyordu.
Artık Ortadoğu'nun en güçlü devletini dize getirmenin yolu açılmıştı. Beşinci güç olarak ellerinde tuttukları medya aracılığıyla Saddam'ı "Günah Keçisi" ilan ettiler. Dünya kamuoyunu "maymuna bak! " oyunuyla oyaladılar.
Dünya Saddam'ın kurgulanmış hayali kötülüklerini izlerken ABD ve onun yalakası Batılı devletlerin orduları Kuveyt ve Suudi Arabistan üzerinden Irak'a girdi. El Cezire Cephesi'ni arkadan kuşattı. Cephe fazla direnemeden çöktü. (10 Nisan 2003)
ABD Ordusu elini kolunu sallaya sallaya Bağdat'a doğru yürürken bütün dünya nefesini tutmuş, dillere destan o görkemli Irak ordusunun savaşacağını, ABD ve onun emrindeki Haçlı Ordusu'nun per perişan olacağnı bekliyordu.
Ama hiç bir silah patlamadı. Hiç bir savaş uçağı havalanmadı. Hiç bir füze rampaya sürülmedi. Hiç bir tank ateş etmedi. Kestnizani'nin emriyle çoktan kışlalar boşaltılmış, askerler rütbelerini atmıştı.
Ve sonra Koskoca Irak çöktü. ABD askerleri tam Bir buçuk milyon Iraklı'yı öldürdüğü. Yarım milyon kadın kız kirletildi. Dört milyon Iraklı kadın çocuk göç yollarına döküldü. Ülkenin bütün petrol yatakları, yeraltı ve yerüstü kaynakları ABD adresli Yahudi şirketlerine teslim edildi. Müzelerindeki tarihin en eski kaynakları yağmalandı.
İslam dışı, Kur'an-ı Kerim ötesi bir tarikat ihanetinin eseriydi bu...
Sonuçta Yahudilik artığı, Hint kokulu bir tarikatın eliyle Ortadoğu'nun en güzel ülkesi Irak, ABD ve ve onun arkasındaki İsrail'e altın hepside ikram edildi.
Acaba Türkiye'de de böyle bir tarikat oyunu hali hazırda oynanıyor mu?
İsmail YILMAZ
TEREF

