Rusya Tarihinde Soykırımlar ve Katliamlar: Kanla Yazılmış Bir Tarih

Bu gün, 12:14           
Rusya Tarihinde Soykırımlar ve Katliamlar: Kanla Yazılmış Bir Tarih
​Rusya Federasyonu; tarihsel yerli halkların ülkelerinin gasp edilmesi, topraklarından sürülmesi ve sistemli bir şekilde soykırıma uğratılması temelleri üzerine kurulmuş bir devlettir. Rus tarihi, milyonlarca insanın yaşam hakkının elinden alındığı, etnik ve dini kimliklerin yok edilmeye çalışıldığı kanlı bir geçmişe sahiptir. Çarlık Rusyası'nın yayılmacı saldırılarından, Sovyetler Birliği'nin totaliter baskı mekanizmalarına kadar uzanan bu süreç, Türk halkları ve bölge halkları üzerinde derin bir yıkım ve tarihsel travma bırakmıştır.
​I. Çarlık Rusyası Dönemi Soykırımları ve Katliamları
​Çarlık Rusyası'nın yayılmacı ve sömürgeci politikaları çerçevesinde yerli halklara karşı uyguladığı baskı, katliam ve sürgünler:
​Tataristan’ın Fethi (Kazan Soykırımı - 1552): Rus Çarı "Korkunç" İvan döneminde, 150.000 kişilik Rus ordusu şehri işgal etmiş, 30.000 Kazanlı Tatar erkek, kadın ve çocuk demeden kılıçtan geçirilmiş ve şehir Tatarlardan arındırılmıştır.
Başkurt İsyanları ve Katliamlar
​Çarlık Rusyası'nın 17. ve 18. yüzyıllarda Başkurt topraklarını kolonileştirme, ağır vergi yükü ve zorla Hristiyanlaştırma politikaları, Başkurt halkının sık sık ayaklanmasına neden olmuştur. Ancak bu direnişler, Çarlık orduları tarafından "yakıp yıkma" taktikleriyle bastırılmış ve büyük katliamlara yol açmıştır.
​Sistematik İmha: 1735-1740 yılları arasındaki ayaklanmaların bastırılması sırasında yüzlerce köy haritadan silinmiş ve on binlerce Başkurt katledilmiştir.
​Pugaçev Ayaklanması: Salavat Yulayev liderliğinde yürütülen 1773-1775 ayaklanması sonrası, Çarlık güçleri tarafından gerçekleştirilen cezalandırma seferlerinde köyler yağmalanmış, halkın idari ve sosyal yapısı zorla dağıtılmıştır.
Kısyabika Bayryasova: İnanç Uğruna Bir Şehadet
​1739 yılında Rus Çarlığı’nın zorla Hristiyanlaştırma politikalarına boyun eğmeyen Başkurt kadını Kısyabika Bayryasova, İslam dininden dönmeyi reddettiği için Rus yönetimi tarafından diri diri yakılarak idam edilmiştir.
​Bu trajik olay, Çarlık Rusyası’nın bölgedeki baskılarını sadece siyasi ve toprak eksenli değil, aynı zamanda halkın inanç ve kültürel kimliğini yok etmeyi amaçlayan bir "zorla asimilasyon" süreci olarak uyguladığının en somut ve acı kanıtlarından biridir. Kısyabika, bugün Başkurt halkının hafızasında inancına bağlılığın ve baskıya karşı dik duruşun sembolü olarak anılmaktadır.
​Novgorod Katliamı (1570): Rus güçleri tarafından şehir halkına yönelik gerçekleştirilen bu katliamda 2.500 ile 60.000 arasında sivil öldürülmüştür.
​Nogay Soykırımı (1783): Kırım'ın işgali sonrası General Aleksandr Suvorov komutasındaki ordu, Azak Denizi'nin doğusunda yaşayan ve Rus sürgün kararına direnen 100.000’e yakın Nogay Türkünü katletmiştir.
1916 Türkistan İsyanı: Ürkün Soykırımı
​1916 yılında Çarlık Rusyası'nın, I. Dünya Savaşı'nın zor şartlarında yerli halkı cephe gerisinde çalışmaya zorlamasıyla başlayan Ürkün Olayı, basit bir isyan bastırma operasyonundan ziyade bir soykırım girişimi olarak tarihe geçmiştir.
​Sistematik Kıyım: Rus yönetimi, sadece isyancıları değil, sivil nüfusu da hedef alarak köyleri yakmış ve savunmasız halkı sistematik olarak katletmiştir.
​Ürkün Trajedisi: Ölümden kaçan binlerce Kırgız ve Türkistanlı, dağ geçitlerinde açlık, hastalık ve soğuk nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Tarihe "Ürkün" (panik içinde kitlesel kaçış) olarak geçen bu süreç, binlerce insanın fiziksel yok oluşuna sahne olmuştur.
​Awa’uq Katliamı (1784): Alaska’da kürk tüccarı Grigoriy Şelihov önderliğindeki güçler, Sitkalidak adasında sığınan 2.000 ile 3.000 arası Supik yerlisini savaş topları ve tüfeklerle vahşice katletmiştir.
​Yakut (Saha) Türkleri Soykırımı: Çarlık Rusyası dönemindeki baskı ve çatışmalar sonucunda 100-150.000 Yakut Türkü katledilmiştir.
​Çerkes Soykırımı (1864): Yaklaşık 100 yıl süren Kafkas-Rus Savaşları'nın sonunda, özellikle 1860-1864 yılları arasında Çarlık ordusu tarafından gerçekleştirilmiştir. 21 Mayıs 1864'te direnişin kırılmasının ardından halkın tamamına yakını ana yurtlarından sürülmüş; açlık, hastalık ve askeri saldırılar sonucu yaklaşık 2 milyon
Çerkes hayatını kaybetmiştir.
Ubih Halkının Trajedisi: Bir Anavatanın Silinişi ve Büyük Sürgün
​Ubih sürgünü ve soykırımı, 19. yüzyılda Çarlık Rusyası'nın Kafkasya’daki istila ve asimilasyon politikalarının en trajik ve yıkıcı sonuçlarından biridir. Karadeniz kıyısında, günümüzdeki Soçi merkezli bölgede (Şahe ve Hosta nehirleri arası) yaşayan Ubihler, Rus işgaline karşı en şiddetli direnişi gösteren halklardan biri olarak tarihe geçmiştir.
​Rusların "halkları topraklarından temizleme" stratejisi doğrultusunda, yaklaşık 70 ile 80 bin civarındaki Ubih nüfusu 1864 yılında anavatanlarından sürgün edilmiştir. Zorlu göç koşulları, açlık, salgın hastalıklar ve kötü hava şartları nedeniyle bu nüfusun çok büyük bir kısmı yollarda hayatını kaybetmiş; bu süreç sonunda Ubih halkı anavatanlarından tamamen silinmiş ve dilleri ana vatanlarında yok olma noktasına gelmiştir. Bu felaket, genel Kafkasya sürgünleri içinde dörtte bir oranındaki ölümle sonuçlanan yaklaşık 500 bin kişilik toplam kayıpların en ağır parçalarından birini oluşturmaktadır.
Abhaz sürgünü ve soykırımı, 19. yüzyılda Çarlık Rusyası’nın Kafkasya’yı istila ve bölgedeki yerli halkları tasfiye etme politikalarının bir sonucu olarak gerçekleşmiştir. Rusya'nın "halkları topraklarından temizleme" stratejisi doğrultusunda, özellikle 1864 ve 1877 yıllarında büyük bir Abhaz nüfusu anavatanlarından Osmanlı topraklarına göç etmeye zorlanmıştır.
​Bu sistematik sürgün politikası sonucunda, Abhazların arazileri büyük ölçüde insansızlaştırılmış ve başka halkların yerleşimine açılarak bölgenin demografik yapısı kökten değiştirilmiştir
Göktepe Katliamı (1881): Çarlık Rusyası’nın Türkistan’ı işgali sırasında, Türkmenlerin direniş merkezi olan Göktepe Kalesi, General Skobelev komutasındaki Rus ordusu tarafından kuşatılmış; kuşatma sonunda savunmasız kalan yaklaşık 15.000 ile 20.000 arası Türkmen (kadın ve çocuklar dahil) Rus güçleri tarafından vahşice katledilmiştir.
​II. Sovyet Rusya (SSCB) Dönemi Soykırımları ve Katliamları
​1917-1991 yılları arasında "demir yumruk" politikasıyla uygulanan, etnik temizlik ve sürgünlerle anılan dönem:
​Başkurt Soykırımı (Sejantus - 1918-1921): Rus İç Savaşı sırasında "dini ve etnik temizlik" bahanesiyle 40.000'den fazla Başkurt Türkü katledilmiştir.
​Tambov İsyanı (1920-1921): Komünist güçler, köylü ayaklanmalarını bastırdıktan sonra bölgedeki 255.000 masum sivili katletmiştir.
Sovyet Dönemi Kırgız Katliamı ve Tasfiye
​Sovyet rejimi, Kırgızistan'da fiziksel bir "topyekûn sürgün" yerine, halkın beynini ve yaşam kaynağını yok etmeyi amaçlayan sistematik bir imha politikası yürütmüştür.
​Aydınların İnfazı (Ata-Beyit): 1937-1938 yıllarında, aralarında Cengiz Aytmatov’un babası Törökul Aytmatov ve Kasım Tınıstanov gibi önemli isimlerin de bulunduğu yüzlerce Kırgız aydını, "halk düşmanı" ilan edilerek Bişkek yakınlarındaki Ata-Beyit'te kurşuna dizilmiştir. Bu olay, Kırgız millî hafızasının ve geleceğinin katledilmesidir.
​Kolektifleştirme ve Kıtlık: Zorunlu yerleşik hayat ve hayvancılığın yasaklanması, 1930'ların başında büyük bir kıtlığa yol açmıştır. Binlerce Kırgız, geleneksel yaşam tarzlarının ellerinden alınması sonucu açlıktan ve ağır çalışma koşullarından hayatını kaybetmiştir.
​Özetle, bu dönem Kırgızlar için aydın kadronun fiziksel imhası ve sosyo-ekonomik düzenin çökertilmesi yoluyla gerçekleştirilen bir kültürel ve insani felaket olarak kayıtlara geçmiştir
​Ukrayna Kırımı (Holodomor - 1932-1933): Ukrayna ulus bilincini yok etmek adına uygulanan suni kıtlık politikası sonucunda 10-12 milyon Ukraynalı aç bırakılarak katledilmiştir.
​Sandarmokh Karelya Katliamı (1937-1938): Karelya bölgesinde 9.000 mahkum toptan infaz edilmiştir.
Sovyetler Birliği'nde Korelilerin Sürgünü
​1937 yılında, Stalin yönetimindeki Sovyet hükümeti, Uzak Doğu'da yaşayan 170.000’den fazla Koreliyi "Japon casusluğu" bahanesiyle sürgüne göndermiştir. Yük trenleriyle binlerce kilometre ötedeki Türkistan bozkırlarına sevk edilen bu insanlar, dondurucu soğuklar, açlık ve kötü yaşam koşulları nedeniyle ağır kayıplar vermişlerdir. Gittikleri bölgelerde sıkı gözetim altına alınan Koreliler, dillerini ve kültürlerini yaşatmalarının engellendiği sistematik bir asimilasyon politikasına maruz bırakılmışlardır.
​Özbekistan Aydın Kıyımı (1938): SSCB Yüksek Mahkemesi, Abdullah Kadiri, Abdurrauf Fırat ve Abdülhamit Çolpan gibi 507 önemli Özbek alim, yazar ve kanaat önderini kurşuna dizerek öldürmüştür.
​Polonya Soykırımı ve Katyn Katliamı (1940): Nazilerle yapılan ittifak döneminde ve sonrasında milyonlarca Polonyalı katledilmiş, ayrıca eğitimli kesimi temsil eden 22 bin savaş esiri toplu mezarlara gömülmüştür.
​Ahıska Türkleri Soykırımı (1944): Sürgün sırasında 1 milyon Ahıska Türkü, Türkistan ve Sibirya'ya dağıtılmış ve bu süreçte katledilmiştir.
​Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı (1944): Nazi iş birliği bahanesiyle 1.500.000 Kırım Tatar Türkü vatanlarından koparılarak katledilmiştir.
​Çeçen-İnguş Soykırımı (1944): 500 bin Çeçen ve İnguş, yurtlarından sürülerek soykırıma maruz bırakılmıştır.
​Karaçay ve Balkar Türkleri Soykırımı (Buşuv Kün - 1944): 30.000 Karaçay Türkü sürgünlerde katledilmiş; Balkar Türklerinin ise 13 yıl süren sistematik baskılarla nüfusunun yarısı yok edilmiştir.
​Volga Germen Soykırımı: 40.000 Germen, Nazi saflarına geçeceği şüphesiyle kurşuna dizilmiştir.
Hemşinli Sürgünü ve "Türk Casusu" Suçlaması:
​Suçlama: Stalin yönetimi, Türkiye sınırına yakın bölgelerde yaşayan Hemşinlileri, Türkiye ile olan kültürel ve dilsel bağlarından dolayı potansiyel bir "beşinci kol" (içerideki düşman) ve "Türk casusu" olarak nitelendirmiştir. Bu, o dönemde sınır boylarında yaşayan birçok Müslüman Kafkas halkına karşı kullanılan klasik bir baskı argümanıydı.
​Sürgün Süreci: 1944 yılının Kasım ayında, tıpkı Ahıska Türkleri ve diğer Kafkas halklarında olduğu gibi, Hemşinliler de evlerinden ani bir operasyonla çıkarılmıştır. Yanlarına neredeyse hiçbir şey almalarına izin verilmeden hayvan vagonlarına doldurularak Türkistan'a (özellikle Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'a) sevk edilmişlerdir.
​Yok Sayılma: Sürgün edildikleri yerlerde uzun yıllar boyunca "özel yerleşimci" statüsünde, ağır çalışma koşulları ve kısıtlamalar altında yaşamaya zorlanmışlardır. Kimlikleri ve kökenleri üzerindeki bu baskı, halkın üzerinde derin bir travma ve kültürel tahribat yaratmıştır.
​Lapon Soykırımı: Finlerle iş birliği bahanesiyle binlerce Lapon, Türkistan ve Sibirya'ya gönderilerek yok edilmiştir.
​Don ve Kuban Kazakları Soykırımı: 100.000 Kazak, "iş birlikçilik" bahanesiyle katledilmiştir.
​Baltık Halkları Soykırımı: Sovyetleşmeye direnen 400.000 Leton, Litvanyalı ve Eston, baskı ve sürgünlerle katledilmiştir.
​Ukrayna Katolik Soykırımı: Dini yasaklayan SSCB tarafından 250.000 Ukrayna Katoliği katledilmiştir.
​Altay Soykırımı: İkinci Dünya Savaşı esnasında 80.000 Altay Türkü katledilmiştir.
​Avarların Sürgünü: Dağıstan halkları zorunlu yer değiştirmeye tabi tutularak toprakları elinden alınmıştır.
Kalmuk (Kalmyk) Halkının Trajedisi: Sürgün ve Soykırım
​Kalmuk halkı, 20. yüzyılda Sovyet rejimi tarafından sistematik bir şekilde hedef alınarak anavatanlarından koparılmıştır. 28 Aralık 1943 tarihinde, Stalin yönetimindeki Sovyet hükümeti tarafından "Alman işbirlikçiliği" gerekçe gösterilerek başlatılan "Ulus Operasyonu" ile Kalmuk nüfusunun neredeyse tamamı, ağır kış koşullarında Sibirya ve Türkistan'daki çalışma kamplarına sürgün edilmiştir.
​Sürgün sürecinde vagonlarda yaşanan açlık, dondurucu soğuklar ve salgın hastalıklar nedeniyle nüfusun büyük bir kısmı hayatını kaybetmiştir. Sovyet kayıtlarına göre bile sürgüne gönderilen Kalmukların neredeyse yarısının, sürgünün ilk birkaç yılı içerisinde öldüğü tahmin edilmektedir. Bu süreç, sadece fiziksel bir imha değil, aynı zamanda Kalmuk dilinin, kültürünün ve dini kimliğinin yok edilmeye çalışıldığı bir "kültürel soykırım" olarak da değerlendirilmektedir. Kalmuk halkının yaşadığı bu trajik olaylar, Sovyetler Birliği'nin uyguladığı zorunlu yer değiştirme ve temizlik politikalarının en somut ve acı verici örneklerinden biri olarak tarihe geçmiştir.
​Jeltoksan Katliamı (1986): Kazakistan'ın Almatı şehrindeki protestolarda, bağımsız kaynaklara göre en az 200 kişi katledilmiş ve bini aşkın kişi yaralanmıştır.
Bu yazı Yücel Tanay tarafından yazılmıştır.
​Kaynakça
1.​Conquest, R. (1970). The Nation Killers: The Soviet Deportation of Nationalities. Macmillan.
2.​Richmond, W. (2008). The Circassian Genocide. Rutgers University Press.
3.​Snyder, T. (2010). Bloodlands: Europe Between Hitler and Stalin. Basic Books.
Tanay Yücel
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru