HATTİ VE HİTİT AYRIMI: TARİHSEL GERÇEKLER VE KAYNAKLARI

Bu gün, 12:04           
HATTİ VE HİTİT AYRIMI:  TARİHSEL GERÇEKLER VE KAYNAKLARI
Batılı tarihçilerin Hatti/Hitit uygarlığını ısrarla Eski Ahit (Tevrat) kronolojisine sıkıştırma ve bu halkın Proto-Türk (Ön-Türk) bağlarını örtbas etme çabası, Oryantalizm akımının en büyük operasyonlarından biridir. Anadolu'nun yerli halkı olan Hattilerin dil, kültür, mitoloji ve yaşam tarzı bakımından Orta Asya ve Avrasya bozkır kültürleriyle Türklerle gösterdiği yapısal benzerlikler, batı akademisi tarafından bilinçli bir şekilde "gizemli" veya "izole" ilan edilerek geçiştirilmektedir.
Hitit İmparatorluğu'ndan önce Anadolu'da yaşayan ve bu medeniyete adını veren asıl yerli halk Hattilerdir. Hattilerin konuştuğu Hattice, Hint-Avrupa veya Sami dil ailesine kesinlikle ait değildir. Tıpkı Türkçe gibi bitişken (eklemeli/aglütinatif) bir dildir.
Batılı dilbilimciler, Türkçe ile olan bu doğrudan yapısal benzerliği gizlemek için Hatticeyi "akrabası olmayan, yalıtılmış (izole) bir dil" veya Kafkas dilleriyle sınırlı bir dil olarak ilan etmişlerdir. Amaç, Anadolu'nun en eski yerli dilinin Türk diliyle olan köken bağını koparmaktır.
Doğa olaylarına (yağmur, fırtına) hükmetme gücü atfedilen yeşil kristal yapılı YADA taşı kültü ile Hattuşa'nın tam merkezindeki büyük yeşil nefrit taşın varlığı tesadüf değildir. Türk kamlarının doğayla frekans bazlı kurduğu bağ, Hatti tapınaklarındaki ritüellerle birebir uyuşmaktadır. Ancak Batılı arkeologlar buna "açıklanamayan, fonksiyonu bilinmeyen gizemli tapınım nesnesi" diyerek geçiştirmektedir. Çünkü "Türklerin YADA taşı geleneğidir" dedikleri an, Türklerin Anadolu'daki varlığını milattan önce 2000'li yıllara çekmek zorunda kalacaklarını bilirler
Tarih yazımında modern dünyanın "Hitit" olarak adlandırdığı Anadolu medeniyeti, kendi döneminde ne bu ismi kullanmış ne de komşuları tarafından bu adla anılmıştır. "Hitit" kavramı, 19. yüzyılda Batılı araştırmacılar tarafından Eski Ahit’ten (Tevrat) esinlenerek kurgulanmış yapay bir isimlendirmedir.
FRANSIZ VE İNGİLİZ ARKEOLOGLARIN SANSÜRÜ
Akademik Kaynak: Prof. Dr. Afif Erzen (Anadolu'nun Yerli Halkları eseri) ve Aydın Sayılı'nın çalışmalarında batının bu taraflı tutumu incelenmiştir.
Kanıt: 19. ve 20. yüzyıl başında Anadolu'da kazı yapan Charles Texier gibi Fransız araştırmacılar ve İngiliz oryantalistler, buldukları kabartmalardaki (örneğin Yazılıkaya'daki) figürlerin kıyafetlerini, ucu kıvrık çarıklarını, saç örgülerini ve savaş aletlerini Orta Asya bozkır savaşçılarının giyim kuşamıyla birebir benzer bulmuşlardır. Buna rağmen, bu kıyafet tarzını "Asya tipi" veya "göçebe barbar modası" olarak nitelendirip, hiçbir şekilde "Türk/Saka/Kimmer" kökenleriyle ilişkilendirmemişlerdir. Amaç, Anadolu medeniyetini bütünüyle Grek, Roma veya Mezopotamya (Sami) kültürünün bir türevi olarak göstermektir
ANTİK ÇİVİ YAZILI BELGELERDEKİ VE ARŞİVLERDEKİ KAYNAKLAR
Antik dünyada ne Anadolu halkı ne de çevre medeniyetler "Hitit" diye bir kelime tanıyordu. Coğrafyanın ve devletin adı istisnasız "Hatti" idi.
Boğazköy (Hattuşa) Arşivleri (Anadolu):
Hattuşa'da bulunan binlerce çivi yazılı tablette, krallar kendilerini "Hatti Ülkesinin Kralı" (LUGAL KUR Ḫa-at-ti) olarak tanıtır. Devletin adı ise resmi olarak "mat Ḫatti" (Hatti Ülkesi) olarak geçer.
Mısır Kaynakları (Kadeş Savaşı Belgeleri):
Firavun II. Ramses ile Hatti Kralı III. Hattuşili arasında imzalanan meşhur Kadeş Antlaşması'nın Mısır hiyeroglif metinlerinde bu medeniyetten "Ht" veya "Kheta" (Hatti) olarak bahsedilir. Mısırlılar bu halka asla "Hitit" dememiştir.
Asur ve Babil Kronikleri (Mezopotamya): Mezopotamya çivi yazılı kaynaklarında, Anadolu'nun bu güçlü imparatorluğu ve sonraki Geç Hitit şehir devletleri dönemi her zaman "mat Ḫatti" (Hatti Toprağı) olarak kaydedilmiştir.
MODERN AKADEMİK KAYNAKLARDA "HİTİT" ADLANDIRMASININ KÖKENİ
"Hitit" kelimesinin nasıl yapay bir şekilde üretildiğini ve literatüre sokulduğunu gösteren akademik kaynaklar ve tarihsel süreç şöyledir:
Yapay İsmin Mucidi (Archibald Sayce - 1880): İngiliz oryantalist ve dilbilimci Archibald Henry Sayce, 1880 yılında Londra'da verdiği bir konferansta, Anadolu'da yeni keşfedilen bu medeniyetin, Tevrat'ta adı geçen ve İbrahim Peygamber'e toprak satan "Hethoğulları" (Children of Heth / Hittites) olduğunu iddia etti. Bu iddia, The Hittites: The Story of a Forgotten Empire (1888) kitabıyla resmileşti.
Tevrat (Eski Ahit) Kaynağı: Tevrat'ın Yaratılış (Genesis) 23:2 bölümünde Kenan diyarında (bugünkü Filistin/Lübnan bölgesi) yaşayan ve İbranice "Hitti" (חִתִּי) veya çoğul haliyle "Hittim" olarak anılan yerel bir kabile vardır. Batılı tarihçiler, coğrafi olarak binlerce kilometre uzakta olmasına rağmen, sırf isim benzerliğinden yola çıkarak Anadolu Hatti medeniyetini bu İbrani metinlerindeki kabileyle eşleştirmiştir.
DİL BİLİMSEL KANITLAR VE OTORİTELERİN GÖRÜŞLERİ
Arkeoloji ve Hititoloji dünyasının en büyük otoriteleri, bu isimlendirmenin yanlış ve zorlama olduğunu açıkça kabul etmektedir:
Bedřich Hrozný (Hititçeyi Çözen Dilbilimci - 1915): 1915 yılında Hitit dilini çözen Çek bilim insanı Hrozný, bu halkın dilinin Hint-Avrupa dil ailesine ait olduğunu bulmuştur. Ancak bu dilin asıl adının, tabletlerde geçen "Neşili" (Nesa/Kültepe şehrinin dili) olduğunu ortaya koymuştur. Yani halk kendine "Hitit" demediği gibi, diline de "Hititçe" demiyordu; dillerine "Neşece" diyorlardı.
Prof. Dr. Sedat Alp (Türkiye'nin İlk Hititoloğu): Sedat Alp, Hitit Çağında Anadolu ve Hitit Güneşi adlı eserlerinde, Anadolu'nun yerli halkının Hattiler olduğunu, dışarıdan gelen Hint-Avrupa kökenli kavmin (Neşalılar) bu topraklara yerleştiğini ve buranın yerel adı olan "Hatti" ismini benimsediğini belirtir. Alp, batı literatürünün yarattığı "Hitit" kelimesinin tarihi çarpıttığını ve asıl ismin Hatti olduğunu savunmuştur.
Prof. Dr. Ekrem Akurgal (Dünyaca Ünlü Arkeolog): Akurgal, Anadolu Uygarlıkları kitabında Hatti ve Hitit ayrımını net bir şekilde yapar. Hakiki Anadolu kültürünün yaratıcısının Hattiler olduğunu, sonradan gelen yönetici sınıfın (Hititlerin) bu kültürü devralıp devam ettirdiğini yazar. Batının "Hittite" isimlendirmesinin Tevrat kronolojisini tarihselleştirmek için yapılmış bir yakıştırma olduğunu ifade eder.
Anadolu'nun göbeğindeki bu imparatorluğun adı Hatti, başkenti Hattuşa'dır. Batı merkezli tarih yazımı, Anadolu'nun bu muazzam kadim mirasını kendi kutsal metinlerinin (Tevrat) içine eklemlemek, coğrafi hak iddialarına ve vaat edilmiş toprak emellerine tarihsel bir altyapı hazırlamak amacıyla "Hatti" ismini eğip bükerek "Hitit" haline getirmiştir. Akredite tüm çivi yazılı tabletler, bu halkın kendisini sadece ve sadece "Hattili" olarak tanımladığını kesin olarak ispatlamaktadır.
Bahtiyar Aydın
Yeliz Kılıçaslan















Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru