Biraz Ahlak Felsefesi: Lev Tolstoy’dan Sarsıcı Bir Ders
Bu gün, 11:14

Bir avcı, omzunda yayı ve heybesinde oklarıyla ava çıkar. Şansı yaver gider ve körpe bir karaca avlar. Avını omzuna vurup evinin yolunu tutmuşken, birden çalıların arasında devasa bir yaban domuzu görür. Gözünü hırs bürür; omzundaki karacayı yere fırlatıp domuzu hedef alır ve onu yaralar. Can havliyle üstüne atılan yaralı domuz, avcının karnını deşer. Nihayetinde hem avcı hem de domuz, can çekişerek yan yana can verirler.
Bir süre sonra kan kokusunu alan bir kurt çıkagelir. Karşılaştığı manzara karşısında sevinçten çılgına döner: Yerde bir avcı, bir karaca ve bir domuz boylu boyunca yatmaktadır.
Kurt içinden şöyle geçirir:
"Aman Tanrım! Günlerce, hatta haftalarca yetecek kadar yiyeceğim var artık. Ama acele etmemeli, hepsini birden tüketmemeliyim. Kendime bir tasarruf planı yapmalıyım. En iyisi önce en sert, çiğnemesi en zor olan kısımdan başlayayım; en yumuşak ve lezzetli lokmaları sonraya saklarım."
Kurt sırayla karacayı, domuzu ve adamı koklar: "Bunların hepsi lokum gibi, en sona kalmalılar" der. Gözü avcının yayına takılır. "Şu yayın üzerindeki kirişi (bağırsağı) kemirmekle işe başlayayım" diye düşünür.
Kurt, yayın gergin ipini çiğnemeye başlar. Dişleriyle ipi kopardığı an, gerim gerim gerilmiş olan yay korkunç bir hızla boşanır ve kurdun göğsüne saplanır. Kurt oracıkta can verir.
Kısa süre sonra bölgeye üşüşen diğer kurtlar; adamı, karacayı, domuzu ve o "hesapçı" kurdu afiyetle yerler.
Bugün de dünya aynı sahneye gebe:
Kaç insan daha fazlasını biriktirmek uğruna ömrünü harcayıp hırsının kurbanı oluyor? Ve kaç insan, elindeki onca nimete ve güzelliğe rağmen, sırf geleceğe dair aşırı kaygılarından ve cimriliğinden ötürü bugünü kendine zehir ediyor?
Paloetos

