TARİH HIRSIZLARI TÜRK TARİHİNİ ÇALAMAZ!...
10-12-2025, 10:54

Avrupalı bilim adamlarının Orta Asya'daki İranlılardan kastettikleri Akhunlar (Sakalar, Kuşanlar ya da Ak Sakalar) ya da diğer bir adıyla Tagarlar (Toharlar) olsa gerektir. Tagarlar, MÖ 300-MÖ 203 yılları arasında Çin’in bugünkü Shanxi ve Kansu eyaletlerinde, güçlü bir devlet kurmuşlardır. Ancak Avrupalı tarihçiler Tagarların “Hint-Avrupalılar” olduklarını iddia etmektedir. Ne MÖ 300 yıllarında, ne de daha sonraki yüzyıllarda Orta Asya'da herhangi bir “Hint-Avrupalı” devlet kurulmamıştır. Bunu kanıtlayan herhangi bir arkeolojik bulgu da yoktur, yalnızca kuru iddialar vardır.
MS 500 yıllarında Hindistan'dan bugünkü Güney Türkistan'a (Afganistan'a), oradan da Doğu Türkistan'a yayılmış ve sonra da Uygurlar arasında erimiş olan sayıca az, Hint kökenli bir halk var olmuştur yalnızca. Bu halktan, MS 500 ile MS 700 yılları arasındaki dönemden kalan Brahmi alfabesinde yazılmış olan metinlerden, soyu tükenmiş olan bir Hint dili konuştukları anlaşılmaktadır.
Avrupalı tarihçiler ve arkeologlar Orta Asya'da bulunan binlerce yıllık mumyaların da kumral-sarışın olmaları ve giysilerinin Kelt halklarının giysilerine benzemeleri nedeniyle “Hint-Avrupalı” Toharlardan kaldıklarını iddia etmektedirler. Oysa Toharlar dedikleri Hint kökenli halk kumral-sarışın değil, günümüzün Hintlileri gibi karaşın bir halktır ve Orta Asya'ya göç ediş tarihleri çok geçtir.
Bu mumyalar Türklerden kalmadır. Ayrıca Türklerin bu en eski giysilerinin, bir erken Türk halkı olan Keltlerde de görülmesi doğaldır. Türklerin diğer halklarla karışmadan önce kumral-sarışın olmalarında şaşılacak bir yan yoktur. Kuzey Moğolistan'da Tuva Özerk Cumhuriyeti sınırına yakın bölgede ortaya çıkarılan kurganlarda, atları ve gelişmiş savaş araçlarıyla gömülmüş olan MÖ 3. yüzyıldan kalma mumyalar, sarı saçlı Türk savaşçılarına aittir.
Çin ve Orta Asya Türklerinin yarı mongoloid ırk özellikleri kazanmaya başlamaları ise, Türk tarihinin görece çok geç dönemlerinde, Milattan hemen önceki ve hemen sonraki sonraki yüzyıllarda ortaya çıkmıştır. Çin'deki ve Orta Asya'daki Türkler süreç içinde mongoloid halkların karışmasıyla yarı Mongoloid ırk özellikleri kazanmakla birlikte anatomik olarak özellikle Güneydoğu halklarından oldukça farklıdırlar. Türkler daha uzun boylu, düz ve yüksek burunlu ve hafif çekik gözlüdür (Bu anatomik ayrım bugün de Orta Asya Türkleri ve Çin'in kuzeyindeki etnik Türklerden Sinitikleşen Çinliler ile diğer Çinliler arasında görülmektedir).
Aslında Türkler MÖ 7000 yıllarından başlayarak homojen bir ırk olma özelliklerini yavaş yavaş yitirmişler, bin yıllar içinde diğer halklarla karışarak değişik ırk özellikleri kazanmaya başlamışlardır. Ayrıca kumral-sarışın olmak bir halka üstün ırk özellikleri kazandırmamaktadır. Bu tür saplantılar, bilime değil ırkçılığa yakışır. Kaldı ki, günümüz Avrupa halklarının en az yarısı kumral-karaşındır. Kumral-sarışın olan Avrupa halkları, bu ırk özelliklerini büyük kitleler halinde karıştıkları erken Türk ve erken Fin halklarından almışlardır.
Türklerin Gerçek Tarihi / Türk Dili ve Tarihi Üzerine Tezler
Arif Cengiz Erman
TEREF

