DİGOR TOPLUMU
23-12-2025, 17:38

Kırım Hanlığı’nın Osmanlı’ya bağlanmasından sonra (15.yy sonu) bölgede İslam'ın ve Osmanlı'nın etkisi giderek arttı. Osmanlı Kırım Hanlığı aracılığı ile Kuzey Kafkasya coğrafyasında bulunan halkları da kontrol ediyordu. Kırım Hanlığından sonra bölgenin güçlü devleti Kabardey Prenslerinin yönettiği Kabarda idi. Kabardey Prensleri de İslam dinini kabul etmişlerdi. Kabardeyler hem kuzeydeki Ruslar hem de batıdaki Kırım Hanlığı ile iyi ilişkiler içindeydiler ve iki bölge gücü arasında “tarafsız” bir siyaset güdüyorlardı.
Digor toplumunun Osetya-Alanya’nın diğer bölgelerine göre daha gelişmiş ekonomik ve ticari faaliyetleri vardı. Onlar komşuları Kabardinler, Balkarlar ve Gürcülerle ticaret yapıyorlardı ve toprakları da verimli ve zengindi. Bizim bildiğimiz anlamda feodal sistem Digora’da az çok yerleşmeye başlamıştı, oysa Osetya-Alanya’nın diğer bölgeleri daha çok feodalizm öncesi askeri-demokratik bir sistem altındaydılar.
Digora’da toplum dört temel kesimden, (kısmen sınıf- kast) oluşmuştu; bunlar Feodal Toprak Beyleri (Badelyatlar, Tsargasatlar, Gaguatlar) , Hür Köylüler (Uezdanlar, Ademihatlar ve Hehesler), Kumayaglar ve Kosaglardı.
Efsaneye göre 1500’lü yıllarda Digora’ya Basiat ve Badel adında iki kardeş gelmişler ve bir köye misafir olmuşlar. Bunlardan Badel’in barutla çalışan bir tüfeği varmış. Bir süre sonra Basiat kardeşi ile anlaşamamış ve ayrılmışlar. Basiat Balkar Boğazı’na gidip yerleşmiş. Badel ise köyde kalmış. O zamanlar haydutlar köylere baskınlar yaparlarmış ve bir seferinde haydutlar gelince Badel tüfeği ile ateş ederek bu haydutları korkutup kaçırmış. Hem korkan hem de etkilenen köylüler Badel’e köye yerleşmesi ve köyün korucusu olma teklifinde bulunmuşlar. Ona ev, toprak, hayvan vs vermişler. Köyü koruması karşılığında da her yıl “ayni vergi” verirlermiş. Evlenip çocukları olan Badel’in soyu zamanla çok zengin ve güçlü bir konuma gelmiş ve bu soy toplumun yöneticisi olmuş. Badelyat Soylar Badel’in yedi oğlundan gelen soylardır. Badel’in ilk eşinin Karaçay kökenli olduğu öne sürülür. Bu eşinden olan çocuklar sırasıyla Tugan, Kubat, Karadjay, Abisal, Kaban, Çegem ve Butuy adlarında idiler ki bunlar bugün de bilinen Badelyat Feodal Soyları’nın kurucularıdır( Tuganovlar, Kubatiyevler, Abisalovlar gibi…) Badelyatlar Digora’nın Tapan Digor ve Uallagkom bölgesinde yerleşiktiler.
Yine aşağı yukarı aynı dönemde Tual İronlarının yaşadığı Mamişon Boğazı’ndan Digora’nın Stur Digor bölgesine Tsargas adlı biri gelerek burada korucu oldu ve zamanla zenginleşip güçlendi. Tsargas’ın soyundan gelenler de bölgede yönetici soy oldular. Bunlar Karabugayevler, Kantemirovlar ve Taymazovlardır.
Digora’nın Donıfarş bölgesinde de Gagu’nun soyundan gelenler zengin ve güçlü Gaguatlar Feodal Soyu’nu oluşturdular. Bunlar da Asayevler, Kabegkayevler, Haganovlar, Aliyevler, Nayfanovlar ve Kabanovlardır.
Digora Feodal Soyları gerek Kabardey Prens aileleri ile gerekse diğer İron Uezdanları ile evlilikler yoluyla akrabalık ilişkileri kurarak ekonomik ve politik gücünü daha da artırmışlardı.
Digora Feodal Soyları bölgede ekonomik ve askeri gücü ele geçirince otomatik olarak yönetici konuma geçtiler ve kendilerinden önce varolan “Uezdan” aileleri “Hür Köylü” sınıfına indirdiler. Digora’daki Hür Köylülere “Ademihat” deniyordu. Uezdan aileler bu ünvanlarını korudular ama ekonomik olarak Feodal Soylara tıpkı diğer “Ademihat”lar gibi yıllık vergi veren ve bazı yükümlülükleri olan bir sınıftılar. İron toplumundaki “Ferşagleg”in karşılığı Digor toplumunda “Ademihatlar” idi.
“Heheşler” Digora’ya göçeden başka topluluklara ve milletlere mensup ailelere denirdi. Özellikle Kıpçak, Avar ve Nogay Türkleri, Çerkesler ve kan davaları gibi nedenlerle Alanya’nın başka bölgelerinden gelip Digora’ya yerleşen diğer topluluklardı. Bunlar da Hür Köylüler sınıfına dahildiler.
Hür Köylülerin Feodal Soylara olan yükümlülüklerine örnek olarak, mesela feodal Bey kızını gelin ederken her bir Hür Köylü ailesi beye bir sığır verirdi. Bey ölünce bağlı köylüler oğullar arasında paylaşılırdı ve aileler bağlandıkları oğula bir sığır verirdi. Ölen beyi anma törenleri için her aile bir koyun, kendisi için kestiği hayvanın etinin bir bölümünü, avladığı hayvanın postunu Bey’e verirdi. Beyin silahlı adamlarının köyü, meraları ve hayvan sürülerini korumalarına karşılık her aile Bey’e yılda iki koyun verirdi. Feodal Beyin toprağında çift sürmek için, ekin biçmek için ve diğer işler için her aile gerekli alet edevatı ve atı, öküzü vs ile haftada bir gün çalışmak zorunda idi.
“Kumayaglar”a gelince onlar Feodal Soylardan erkeklerin ikinci eşlerinden (Nomıluş) olan çocukları ve ailelerinden oluşuyordu. İron toplumundaki “Kevdeşart”lar gibi. Kumayaglar da Feodal Soydan olan aileye bağımlı idi ve tüm ömrü boyunca Feodal aile için çalışırdı; onun hizmetlisi, koruması, çobanı ve diğer tüm işlerini yapan köylülerdi. Kumayagların bağlı olduğu aileden ayrılıp Ademihat sınıfına geçmesi imkanları vardı ancak bu bir takım şartlara bağlıydı.
“Kosaglar” ise kölelerdi. Bunlar genellikle yabancı köylere yapılan baskınlarda ele geçirilen esirlerden oluşurdu. Hiçbir hakları yoktu. Efendisi onu satabilir, hediye edebilir ve hatta öldürebilirdi. Digora’da sadece Feodal Soylar değil Ademihatlar da köle sahibi olabilirlerdi.
Kısaca Feodal Soylar ellerindeki silahlı güç ve zenginlikleri sayesinde toplumun diğer kesimleri üzerinde tam bir sömürü ve tahakküm kurmuşlardı. Bu Feodal aileler Kabarday Prens ailelerine bağımlı idiler. Onların bir tür “vasal”ları idiler. Onların izni ve onayı ile Kabardey’de ve yakın Rus şehirlerinde ticaret yapabiliyorlardı. Bu avantajlarını korumak için de onlar İslam dinine geçtiler. Ancak Digora’nın geniş halk kesimleri Kiliseye olan bağlılıklarını korudular ve 1800’lü yıllarda Rusya bölgeye geldiğinde Digora’nın yoksul köylüleri Feodal Beylerden kurtulmak için Rusya’yı bir kurtarıcı gibi karşıladılar…
Hayri Ata
KAFKAS LİTERATÜRÜ

