EŞKİYALIKTAN PAŞALIĞA SAKA TORUNU KATIRCIOĞLU MEHMET PAŞA TÜRKEŞ BİR SAKA /KİMMER TORUNU İLE Mİ EVLENMİŞTİ?
Bu gün, 15:04

Hatice Özkök okuyucumuz şunları yazmış: “Hocam yazılarınızı takip ediyorum Kemal Katırcıoğlu abinin(Türkeş’in kayın biraderi) kızlari Tulin ve Nilgun Yayla mahallesinde komsularımdı kardeşleri Tevfik daha küçüktü uzun sure arkadaslik ettik ASPAVA'ya giderdik Rahmetli Alparslan Turkes Isparta'ya geldiğinde Kemal Abinin evine mutlaka uğrardı.”
Birinci olarak ekşiya Katıcıoğlu nerden çıktı?
Anadolu Topraklarında İsyanlar hiç eksik olmamıştır. Bunların en çok bilineni Osmanlı gerileme devrinde Celali İsyanları olarak tarihe kaydolmuş olanlardır.
Konumuzun kahramanlarından Katırcıoğlu Celali İsyanlarının ikinci evresinde XVII. Yüzyıl ortalarında ortaya çıkmış bir kişidir. Muhtemelen XVII. Asır başlarında Isparta’da doğmuş olmalı. Isparta'da Katırcıoğulları, kökleri 17. yüzyılın Celali isyanları dönemine dayanan, nakliyatçılıktan paşalığa yükselen tarihi bir Türkmen ailesidir.
Katırcıoğlu Mehmed Paşanın inişli çıkışlı bir hayatı olmuştur. Bazen eşkıya olarak devlet yakalamak için onun peşine düşmüş, bazen de geçmiş yaşamı ile ilgili tezat teşkil eden mutasarrıflık ve paşalık görevleri ile o eşkiyanın peşine düşmüştür.
Gerileme sürecine giren Osmanlı Devleti XVII. yüzyılda iç kargaşadan ve kaostan yıkılmakta idi. Padişahların sık sık değişmesi, sadrazamların asılması ve değişmesi, şehzadeliklerinde müthiş bir baskı ve gözetim altında ürkek şüpheci öngörüsüz tutumları, öğrenimlerinin yetersizliği yanında, devlet idaresi çoğunluğu cahil, çıkarcı, ölüm ve sürgünden başka hiçbir çözüm tanımayan robotik kişilerdi. Merkezi idare tarafından yapılan Vali memur, kadı, tayinlerinde yine çoğunlukla kabiliyet, liyakat, ehliyet yerine rüşvet ve adam kayırmacı lobicilik ve nepotizm(akraba kayırmacılığı) esas alınıyordu. Maliye ve ekonomik piyasa bir kısım ayan ve mültezimlerin eline ve insafına terk edilmiş olduğundan iltizam sahiplerinin halkı ezip canından bezdirmesi, ahalinin kazandığından fazla vergi ve angarya yüküne zorlanması yüzünden çift ve arazilerini terk eden bir kısım insan çiftbozan durumuna düşerek levent adıyla eşkiyalığa başlamış dağ başlarında ve derbentlerde yol kesip, fidye alıp, hane soyuyorlardı.
Bir ara not olsun diye:
Bu yukarıda saydıklarımıza bakarak Osmanlı’yı karalamak, yerin dibine batırmak, yaptıkları bütün iş ve eylemlerin tamamını kötülemek çok yanlış bir tutum olur. O zaman insanın aklına şöyle bir soru gelebilir: Madem yaptıkları her iş kötüydü nasıl oldu da böyle bir devlet kuruluşundan itibaren 400 yıl tartışmasız dünya birincisi, son iki yüzyılda dünya dördüncüsü ve nihayet toplamda 600 yıl hükümran oldu? Burada saydığımız olumsuzlukların bir kısmı bazı zaman dilimlerinde çok yoğun gerçekleşmiştir. Bu bakımdan olayları zamanın şartları içinde değerlendirmeli ve bu günün yapay zeka çağı, bilgisayar çağı ve aydınlanmacı çağında elde ettiğimiz hüküm ve verilerle geçmişi yargılamamalıyız.
Sultan III. Mehmed zamanında başlayıp I.Sultan Ahmed döneminde meşhur Kuyucu Murat Paşa tarafından cesetleri su kuyularına doldurulan insan ve korkunç ölümlerle cezalandırılıp kısmen durdurulan isyan ve eşkiyalık IV. Murat tarafından “eşkiyalık metodları” uygulanarak biraz olsun bastırılmıştı. IV. Muradın ölümünden sonra I. İbrahim ve oğlu IV. Mehmed zamanında yeniden azıp ikinci devresine giren eşkiyalık yeni yeni şöhretlerin ortaya çıkmasına sebep oldu.
IV. Mehmed iktidarının ilk sekiz yılında başını alıp giden eşkiyalığı ortadan kaldırmak üzere Anadolu’ya gönderilen Boynu eğri Mehmet Paşa adındaki bir veziriazam serasker sıfatıyla eşkıya takibini bahane ederek halka çok zulmettiğinden şikayetle, padişah IV. Mehmet tarafından görevden alınmıştı. Bu paşayı görev yerinde cezalandırmak, yola getirmek üzere, önceden yaptığı şakilik kusurları affedilen Katırcıoğlu ve Köprülü Mehmed Paşa Boynu eğri’nin üzerine gönderilmişti. 1649.
İşte kahramanımız Katırcıoğlu bu yıllarda Köprülü Mehmet Paşa himayesinde ortaya çıkan bir kişidir.
Babasının katır kervanları ile nakliyecilik yapması onların Katırcı lakabı ile anılmalarını sağladı. Katırcı Ahmed’in oğlu Mehmet de babasına nisbetle Katırcıoğlu diye anılmıştır.
Rivayetlere göre babasına verilen bir cezayı çok ağır bulan Mehmet Devlet’ten babasının öcünü almak için baş kaldıran Katırcıoğlu intikamını almasına vasıta olacak bir eşkiyanın yanına çömez girmiş.
Fakat zaman içinde bir yolunu bulup yaptığı eşkiyalıktan pişman olduğunu söyleyerek devletin kendisini affetmesini sağlıyor. Kara Haydar eşkiyasının oğlu Haydaroğlu diye anılan kişi bunlardan biridir. Katırcıoğlu, babasının intikamını almak için ondan yaşlı olduğu halde Haydaroğlu’nun yanına çömez olarak girmiş. Çok uyanık adam.
Katırcıoğlu GİRİT ADASI savaşlarında Deli Hüseyin paşaya çok yardımları olmuştur.. Venediklerin denizden çıkıp kuşatmayı yarmak için bir gece baskınında askerlerin muhtemelen uyumuş olduğu anda, tehlikeye anında müdahale edilemeyip, az kuvvetlerle çarpışma sonucu bir kaç paşa ile birlikte ve Anadolu Beylerbeyi olarak katılmış olduğu, kandiye kuşatmasında 68 yaşındayken 1669 yılında şehit olmuştur ..
Abdülhamit döneminin ünlü mareşali Anadolu Orduları Başkumandanı Katırcıoğlu Gazi Ahmed Muhtar Paşa 1880 yıllarında Girit isyanlarını bastırmakla da görevlendirilmiştir. Kaderin garip cilvesi mi nedir Gazi Mareşal Ahmet Muhtar Paşa’nın dedelerinden Katırcıoğlu Mehmed Paşa da Girit’in alınmasında yıllarca savaşmış ve orada can verip 1668’de şehit düşmüş bir askerdi.
Kemerli Katırcıoğlu Mehmet Paşa meselesi.
Aile Burdur Kemer’den doğup Isparta’da çoğalmış da olabilir. Kökenlerinin Oğuz Boylarından Osmanlının sevmediği ve darmadağın ettiği Karamanoğulların kurucu atası Salur boyundan olduğu söyleniyor.
Halen bu aileden ki çoğu Katırcıoğlu Mehmet Paşa’nın ahfadı olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde İstanbul, Ankara, Kayseri, Isparta, Rize gibi illerde yaşamaktadır. Katırcıoğlu Mehmet Paşa’nın eşkiyalık yaptığı dönemleri de düşünerek geniş coğrafyalarda at koşturduğu Karaman Valiliği, Hamit Mültezimliği gibi önemli görevleri yanında geniş bir evlilik ağının da olması mümkündür. Esasen yönettiği Karaman Eyaleti Burdur ve Isparta’yı da içine aldığından burada Katırcıoğlu sülalesinin üreyip çoğalması kadar doğal bir şey olamaz.
Fakat bütün bu Katırcıoğullarının belli bir menbaı vardır. O da Ispartalı veya Kemerli Katırcıoğlu Mehmet Paşa’dır.
Biz burada Burdur Kemer üzerinde biraz duracağız ve belki de Katırcıoğulları bizi Sakalar’a kadar götürecek.
Anadolu en aşağı yedi bin yıllık kadim Türk yurdudur. Henüz tarihlendiremediğimiz çağlarda Anadolu’ya Karadeniz’in kuzeyinden ve Hazar Denizi’nin güneyinden kafileler halinde Göçler olmuştur. Aynı güzergâhtan tersine de göçler vardır. Bu göçerlerden tesbit edilebilen en eski halklar Asya kökenli Hurriler, yine Asya’dan geldiği geç zaman tarihçileri (Herodot, Ksenefon) tarafından yazılmış olan İskit/Saka ve Kemerler/Kimmerlerdir. Kimmerler ve Sakalar aynı dili konuşan Turani kavimlerdir.
Kimmerler Anadolu’da pek çok yere yerleşmiş ve adlarını vermişlerdir. Anadolu’da hiç tarihi eser, su kemeri, taş yapı olmayan yerlerde Kemer adı vardır. Bu adın çok eski çağlarda Anadolu’yu işgal etmiş olan Kemer/Kimmer ve Sakalardan kaldığını tahmin ediyoruz.
Sadece bir isim benzerliğinden tarihi iddia ortaya atılabilir mi?
Araştırmacı Hayati Kuzucu bir makalesinde Anadolu’da bulunan diğer Kemerler ile karıştırmamak amacıyla Osmanlı döneminde Kemer kazası, Hamit Sancağına tabi olmasına bağlı olarak hep, Kemer-i Hamid şekline adlandırılmıştır. 1567-1568 ‘e kadar Gölhisar Kazasına bağlı iken ayrılarak Kemer -i Hamid adıyla kaza yapılmıştır. Osmanlı Belgelerinde Hamit-i Kemer olarak kaydedilen Burdur Kemer yerleşiminin de bunlardan bir andaç olduğunu düşünmeden edemiyoruz. Esasen bu günkü Burdur ilinde tesbit edilmiş üç tane Saka yerleşimi vardır. Birincisi Sagallasos, İkincisi Gravgaz, Üçüncüsü de Çavdır-Kozağacı köyündeki Saka Tepesidir. Bunları daha önce tesbit edip sayfamızda yazmıştık. İsteyenler oralardan bakıp okuyabilir.
Burdur sınırlarındaki bu üç yerleşim bir de konumuz olan Kemer Sakalardan kalmış bir kadim yerleşim ise-ki öyle olduğu anlaşılıyor- çünkü hemen yakınındaki Koca Pınar’da kaya resimleri var- o zaman enerjik, inatçı ve cevval Katırcı oğullarının vatan savaşçılığını da bu Kemer adına bağlayamaz mıyız? Yahut Katırcıoğulları sergiledikleri enerjiyi, organizasyon kabiliyetini, uzak mesafeleri aşma kudretini yerleştikleri yerin kurucusu Kemer/Sakalardan almıştır diyebilir miyiz?
Bence ciddiye almaya değer bir iddia ortaya atıyorum. Saksıları çalıştırın.
Ali YILDIZ.
TEREF

