BOP, "Ilımlı İslam" mühendisliği ve Arap Baharı gibi süreçleri yöneten veya destekleyen küresel güçlerin Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter ve seküler yapısından sıyrılıp neden "Neo-Osmanlıcı" bir çizgiye evrilmesini istedi

Dünən, 07:04           
BOP, "Ilımlı İslam" mühendisliği ve Arap Baharı gibi süreçleri yöneten veya destekleyen küresel güçlerin Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter ve seküler yapısından sıyrılıp neden  "Neo-Osmanlıcı" bir çizgiye evrilmesini istedi
Bu gece de size, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi), "Ilımlı İslam" mühendisliği ve Arap Baharı gibi süreçleri yöneten veya destekleyen küresel güçlerin (özellikle ABD ve Batı merkezli akılların), Türkiye Cumhuriyeti'nin (TC) üniter ve seküler yapısından sıyrılıp neden "Neo-Osmanlıcı" bir çizgiye evrilmesini istediğini yazayım.
Bir asırdan fazladır, batı devletlerinin kontrol altına aldıkları çoğu Arap ve müslüman olan ortadoğu ülkeleri için, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve ulus-devlet yapısı, onların da benzemek isteyeceği düşünülerek, bu yukarda bahsettiğim güçler tarafından değiştirilmek isteniyor.
Osmanlı İmparatorluğu yapısal olarak monarşi ile yönetilen bir ülkeydi. . Türkiye Cumhuriyeti ise üniter (tekil) bir ulus-devlettir.
Küresel projelerin (BOP dahil) Orta Doğu'daki sınırları yeniden çizme ve büyük devletleri mikro-milliyetçilik üzerinden küçük parçalara ayırma hedefi olduğu sıkça vurgulanır.
Türkiye’nin "Osmanlılaşması", üniter ulus-devlet yapısının gevşemesi, eyalet sistemine geçiş potansiyeli ve çok kültürlü/federatif bir yapıya bürünmesi anlamına gelecektir. Bu da küresel güçlerin bölgeyi (özellikle Kürt kartı üzerinden) daha rahat dizayn etmesini kolaylaştırabilir.
Atatürk döneminde şekillenen "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi, Türkiye’yi Orta Doğu’nun bitmek bilmeyen mezhep ve etnik çatışmalarından uzak tutan bir kalkandı.
Türkiye’ye "Siz Osmanlı torunusunuz, bölgenin hamisisiniz" vizyonu (veya illüzyonu) verilerek, ülkenin Orta Doğu bataklığına doğrudan müdahil olması sağlandı. Arap Baharı sürecinde Türkiye’nin komşularının iç işlerine müdahil olması, hem ülkenin askeri/ekonomik enerjisini tüketti hem de onu Batı’nın bölgedeki operasyonlarında (Suriye, Libya vb.) bir nevi cephe ülkesi veya taşeronu haline getirdi.
Batılı istihbarat ve strateji merkezleri, kitleleri seküler fikirlerle (milliyetçilik, vatandaşlık bağı, cumhuriyetçilik) kontrol etmenin, dini sembollerle kontrol etmekten daha zor olduğunu bilirler.
Cumhuriyet'in rasyonel kurumları yerine, Osmanlı’nın teokratik veya dini sembolizmine (Halifelik benzeri yapılara veya ümmet liderliği iddiasına) kaymış bir Türkiye, dini kanaat önderleri, tarikatlar ve uluslararası fonlar vasıtasıyla manipülasyona çok daha açık hale gelir. Kitleleri "ümmet" bağıyla yönlendirmek, "vatandaşlık" bilinciyle hareket eden bir toplumdan daha kolaydır.
Özetle;
Küresel güçlerin Türkiye'nin "Osmanlılaşmasını" (Neo-Osmanlıcılık) teşvik etmesinin arkasındaki ana sebep, Türkiye'ye duydukları sevgi veya Osmanlı'yı canlandırma arzusu değildir. Aksine; üniter, laik ve öngörülebilir bir ulus-devleti tasfiye etmek, onu Orta Doğu'daki diğer İslami rejimlerle aynı potada eritmek ve kontrol edilebilir, çok kimlikli bir "model uydu" haline getirmektir. Küresel akıl için vizyoner ama sınırları gevşek bir "Yeni Osmanlı", sınırları net ve dirençli bir "Türkiye Cumhuriyeti"nden çok daha kullanışlıdır.
DipNot:
Syn. Figen Keten Erdogan səhifəsindən
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru