Bazen bir milletin geleceğe güvenle bakması için… Önce kendi geçmişini toprağın altından çıkarması gerekir.
Bu gün, 00:09

1935 yılında Çorum’da bir kazı başladı.
Ama bu çalışma yalnızca toprağın altını değil, Cumhuriyet’in geçmişe bakışını da değiştirecekti.
Atatürk’ün direktifiyle Alacahöyük’te çalışan Türk arkeologlar, taşlarla çevrili büyük mezarlara ulaştı.
Kazılar ilerledikçe bir mezar değil…
Tam 13 hanedan mezarı ortaya çıktı.
İçlerinden altın ve gümüş süs eşyaları…
Boğa ve geyik heykelcikleri…
Silahlar…
Ve daha önce benzeri görülmemiş tunç semboller çıkarıldı.
Bugün çoğu kişinin “Hitit Güneşi” olarak bildiği güneş kursları da bu mezarlardan geldi.
Fakat burada şaşırtıcı bir gerçek vardı:
Bu eserler Hititlere değil…
Onlardan yüzyıllar önce Anadolu’da yaşayan Hattilere aitti.
Yaklaşık 4.500 yıl önce yapılmışlardı.
Güneş kurslarının ahşap asaların ucuna takıldığı, törenlerde taşındığı ve kutsal güçleri temsil ettiği düşünülüyor.
Mezarlardaki eserler, o çağın Anadolu’sunda gelişmiş bir madencilik, güçlü bir yönetici sınıf ve zengin bir tören kültürü bulunduğunu gösterdi.
Alacahöyük kazıları, Türkiye’nin ilk millî arkeoloji çalışmalarından biri oldu.
Toprağın altından yalnızca eski eşyalar çıkmadı.
Anadolu’nun Hititlerden önce de büyük bir kültüre ev sahipliği yaptığı anlaşıldı.
Cumhuriyet, geçmişini başkalarının anlatmasını beklemedi.
Kendi arkeologlarını yetiştirdi.
Kendi toprağını kazdı.
Ve binlerce yıldır sessiz kalan Anadolu’yu yeniden konuşturdu.
Bazen bir milletin geleceğe güvenle bakması için…
Önce kendi geçmişini toprağın altından çıkarması gerekir.
Nihat Köklü

