BİR SKANDALIN ANATOMİSİ
Bu gün, 12:38

BirGün Gazetesi'nin, CHP'nin rozet törenine cast ajansları aracılığıyla figüran taşındığına ilişkin haberi yayımlandığında CHP yönetimi iddiaları araştırmak yerine inkar etmeyi seçti. Önce okları Yeni Parti'ye çevirdiler. O tutmayınca gazetecileri hedef aldılar.
Kayyum Gürsel Tekin, BirGün Gazetesi'ni ve haberi hazırlayan muhabir Ebru Çelik'i ağır ifadelerle suçladı. Yetmedi, kameralar önünde "şerefsizler" hakaretini savurdu, savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Peki sonra ne oldu?
Merss Production'ın sahibi Ömer İne çıktı ve CHP'nin rozet töreni için ajansının imkanlarını seferber ettiğini açıkladı. CHP'den herhangi bir ücret almadığını savundu.
Ancak bu açıklama, tören organizasyonunda bir cast ajansının görev aldığını birinci ağızdan doğrulamış oldu.
Yani 24 saattir yalanlanan olayın en kritik unsuru, bizzat organizasyonda yer alan kişi tarafından kabul edildi.
Böylece BirGün Gazetesi'nin haberi ve yılın araştırmacı gazetecilik örneklerinden birine imza atan Ebru Çelik'in ortaya koyduğu çalışma doğrulanmış oldu.
Şimdi geriye cevap bekleyen sorular kaldı.
Diyelim ki ajansa ücret ödenmedi.
Peki, 300'den fazla kişi o salona CHP yönetiminin bilgisi dışında mı girdi?
Dolmuşlarla taşınan insanlar salona gelirken yönetimden hiç kimse "Bunlar kim?" diye sormadı mı?
Figüranlara salon dışında saatlerce "Kahraman Kemal" sloganlarını prova yaptıran CHP yelekli kişiler bunu kendi başlarına mı yaptı?
"Butlancı" CHP yönetimi bu sorulara açık, net ve ikna edici cevap vermeden bu tartışmanın üzerindeki gölgeyi kaldıramaz.
Bir soru da ajans sahibi Ömer İne'ye...
Madem gerçek buydu, haber yayımlandıktan sonra Türkiye saatlerce bu olayı konuşurken neden sustunuz?
Gazete manşetleri atıldı, televizyonlar saatlerce yayın yaptı, sosyal medya bu konuyla çalkalandı.
Neden tam 24 saat sonra konuştunuz?
Bu 24 saatlik boşlukta ne oldu?
Araya girenler mi oldu, yoksa "zarar tanzim" diplomasisi mi yürütüldü?
"Para almadım" savunması, ajansın kendi kurumsal sorumluluğunu ve CHP yönetiminin siyasi bagajını hafifletmek için kurgulanmış bir "hasar tespit" hamlesi mi?
Kamuoyu bu sorunun da cevabını hak ediyor.
Ve son söz...
Medyaya, haberciye ve hakikate küfredenler, hatta "Şerefsizler" diyecek kadar küçülenler önce aynaya bakacak.
"Şerefsiz" ithamın asıl sahibini tam ortada görürler.
Sedat Kaya

