Türkçedeki "Öküz" kelimesi, tarihsel kökeni çok eskilere dayanan ve neredeyse tüm Türk lehçelerinde fonetik (ses bilgisel) olarak çok az değişime uğrayarak korunan ortak bir sözcüktür.
Bu gün, 15:34

Örneğin:
Yakutça: Oğus (оҕус), Kazakça: Ögiz (өгіз), Kırgızca: Ögüz (өгүз), Başkurtça: Ügez̦ (үгеҙ), Tatarca: Ügiz (Үгез), Altay Türkcesi: Ögüz / Öküs, Tuvaca: Ögüs, Nogayca: Ögüz (Өгүз) sözcükleri ile ifade edilmektedir.
Türkolog Denis Sinor, Louis Bazin, Aleksandr N. Bernştam ve Fuzuli Bayat Türklerdeki "Oğuz" isminin tarihsel olarak "Öküz" sözcüğünden geldiğini savunmaktadırlar.
Türkolog Louis Bazin, Yakutçadaki "Oğus (oğuz)" kelimesinin "iki yaşındaki genç boğa / tosun" anlamına geldiğine dikkat çekerek, savaşçı göçebe Türk boyu olan Oğuzların isimlerini, zaptedilmesi, karşısında durulması zor, güçlü bir erkek hayvan olan "Öküz" sözcüğünden aldığını savunmuştur.
Türk mitolojisinde ve halk inançlarında dünyanın dengesini ve düzenini "Öküzün(Yakutca: Oğus'un)" koruduğuna inanılmaktadır.
Eski Türklerde ve Altay mitolojisinde güç, kudret ve hakimiyet Gök Tanrı'dan (Tengri'den) kut alan kağanlara verilirdi. Boynuz, Türk ve Asya mitolojisinde göğe yükselişin, ilahî gücün ve kutsallığın simgesiydi. Kağan başındaki çift boynuzlu veya boğa figürlü taçla/miğferle, Tanrı'dan aldığı gücü (kut) yeryüzünde temsil ettiğini ve evrenin merkezinde olduğunu simgelerdi.
Oğuz Kağan Destanı'nın bilinen en eski nüshalarından biri olan Paris (Fransa Milli Kütüphanesi) yazmasının başında, boynuzlu bir öküz çizimi yer almaktadır.
Tarihî inanca göre atamız (Oğuz Kağan), Tengri'den Kut alarak dünyanın hakimiyetini eline almış, gücünü de Öküz (Oğus) ismi ve sembolleriyle temsil etmiştir.
Kur'an'da, Allah'tan kut alıp, yenilmez ordusuyla dünyanın en doğusuna ve batısına akınlar düzenleyen, hükümranlığında adaletle hükmeden kumandanın adı da Zülkarneyn (Türkçe: İki boynuz sahibi) dir.
Alper Karaosmanoğlu