ABBÂSÎ HALİFFSİ HARUN REŞİD ZAMANINDA BİZANS İLE MEYDANA GELEN MUHAREBE
16-01-2026, 10:04

Milâdî 800 lü yılların başında Müslüman toplumların İman ve İslam’ın alamet-i farikası olan doğruluk Sadakat ve ahlâkî değerlerin zirvesinde olduğu zamanlarda,Abbâsî Halifeliği’nin ihtişamlı günlerinde,Halife Harun Reşid kudretinin zirvesindeyken Bağdat tahtında oturuyordu. İşte o günlerde, Konstantiniyye’den gelen bir mektup kendisine ulaştı. Mektubun mührü, İmparatoriçe İrini’nin ardından Bizans tahtına geçen yeni Roma imparatoru Nikiforos’a aitti.
Halife mektubu bizzat açtı ve Nikiforos’un kibirle kaleme aldığı satırları okudu:
“Roma İmparatoru Nikiforos’tan Arap Kralı Harun’a.
Senden önce hüküm süren imparatoriçe, satrançta seni vezir yerine koymuş, kendisini ise zayıf bir piyon gibi görmüştü. Bu yüzden sana hazinelerinden, aslında senin ona kat kat fazlasını ödemen gerekirken, para vermiş. Bu, kadınların zayıflığı ve akılsızlığından başka bir şey değildi.
Şimdi bu mektubu okur okumaz, ondan aldığın tüm paraları geri gönder ve kendini cezadan kurtaracak bedeli öde. Aksi takdirde aramızda hükmü verecek olan yalnızca kılıç olacaktır.”
Harun Reşid mektubu bitirdiği anda yüzü öfkeyle kızardı, sonra soldu; bedeni titredi. O anda yanında bulunan hiç kimse gözlerini kaldırmaya cesaret edemedi. Korkuyla dağıldılar ve geriye yalnızca halife ile kabaran öfkesi kaldı.
Derhal mürekkep ve kalem istedi. Mektubu ters çevirdi ve arkasına kendi güçlü eliyle şunları yazdı:
“Bismillahirrahmanirrahim
Müminlerin Emiri Harun’dan, Rumların köpeği Nikiforos’a.
Ey kâfirin oğlu! Mektubunu okudum. Cevabım, duyacağın sözler değil, bizzat gözlerinle göreceğin şey olacaktır.
Vesselam.”
Ardından hiç vakit kaybetmeden orduların hazırlanmasını emretti.
Hicrî 187 yılında (Miladî 803), Harun Reşid ordusunun başında bizzat sefere çıktı. Çölleri ve dağları aştı, Konstantiniyye’ye bir adım mesafedeki Herakleia şehrine kadar ilerledi.
Siyah sancakların yaklaştığını gören, atların nal seslerinin yeri göğü titrettiğini duyan Nikiforos korkuya kapıldı. Elçiler göndererek barış istedi. Kraliçe İrini zamanında ödenen vergiyi kabul etti, hatta zillet içinde daha fazlasını vermeye razı oldu.
Harun Reşid zaferle Bağdat’a döndü. Ancak Bizans imparatoru, Abbâsî ordusu uzaklaşır uzaklaşmaz antlaşmayı bozdu ve yeniden kibirlendi.
Bunun üzerine Harun Reşid ertesi yıl, 804 yılında, bu kez daha büyük bir ordu ve daha şiddetli bir öfkeyle tekrar sefere çıktı. İki ordu büyük bir meydan savaşında karşılaştı. Bizans ordusu utanç verici bir şekilde çöktü. Kırk bin askerleri öldürüldü. Nikiforos ağır yaralandı ve ancak aşağılayıcı bir kaçışla canını kurtarabildi.
İşte o zaman Nikiforos da, onunla birlikte tüm Roma da şunu anladı:
Harun Reşid’in sözleri boş bir tehdit değil, kılıcıyla yerine getirdiği bir vaatti.
Ve bu hadise, nesiller boyunca anlatılan ibretlik bir ders olarak tarihte yerini aldı.
Arapçadan tercüme:
Abdülhamid Doğan
TEREF

