Hallac-ı Mansur: “Beni öldürmekle yalnızca bedenimi susturursunuz. Ama sözlerim arşa yükselir.”"
3-04-2026, 09:04

Hallac-ı Mansur darağacına götürülürken, son kez kız kardeşiyle vedalaşmasına izin verdiler. Kız kardeşi geldi ama başörtüsüzdü. Muhafızlar öfkeyle bağırdı:
— “Başörtün nerede? Erkeklerin arasına nasıl böyle çıkıyorsun?!”
Kız kardeşi ise dimdik durarak şu cevabı verdi:
— “Ben burada Mansur’dan başka erkek göremiyorum. Hepiniz bedensiniz.”
*
Hallac, o an sadece ölümü bekleyen bir mahkûm değildi.
Onun “Enel Hak” sözü, Tanrı’yı kendi benliğinde aramanın sembolü olmuştu.
O, dinin kalıplara sıkışmış şekilciliğine karşı, hakikatin özünü savunuyordu.
Nitekim darağacına yürürken de şöyle demişti:
— “Beni öldürmekle yalnızca bedenimi susturursunuz. Ama sözlerim arşa yükselir.”
*
Dr. Ali Şeriati der ki:
“Zulmeden bir dindardan daha kötüsü, ‘zalim bizden’ diye susan dindardır.”
*
Aradan bin yıl geçti…
Ama İslam dünyasında değişen ne var?
Bilim yok.
Teknoloji yok.
Buluş yok.
Kadın hakları yok, çocuk hakları yok, insan hakları yok!
Geriye ne kaldı?
Yalnızca şekilcilik…
Felsefeden koparılmış, bilime sırt çevirmiş, yalnızca ritüellerle ayakta kalmaya çalışan bir din…
Bundan daha büyük bir talihsizlik olabilir mi?
*
İbn-i Rüşd’ün kitaplarını yakmaya, kendisini camide linç etmeye kalktıklarında şu diyalog yaşandı:
Halk:
— “Sen dinimizle savaşıyorsun!”
İbn-i Rüşd:
— “Hayır… Ben sizin cahilliğinizle savaşıyorum.”
*
Bugün de değişen bir şey yok.
Nerede yobaz varsa, orada kadınlar direniyor.
Nerede yobaz yoksa, işte orası cennettir.
Dersim Kültür Merkezi
TEREF

