VUSLAT YAKINDIR...
Bu gün, 17:14

Gece ne kadar koyu olursa olsun,
göğün bağrında bir hilâl belirince insanın içinde eski bir düş canlanır.
Ve yanında bir yıldız.
Yolunu kaybedene yön, gönlü yorulana umut, bekleyene haber...
Vuslat;
insanın kendine dönmesidir.
Milletin hâfızasına, yurdun rûhuna, toprağın suyuna, ağacın köküne, evin ocağına, çocuğun gülüşüne, ustanın eline, duânın sesine dönmesidir.
Vuslat yakındır.
Hilâl büyür, ay tamâm olur.
Yıldız, yol bilene işâret olur.
İnsan kendi içine döndüğünde yol açılır.
Millet kendi hâfızasına döndüğünde diriliş başlar.
Şehir kendi meydanına, köy kendi pınarına, çocuk kendi oyununa, usta kendi çırağına, ocak kendi ateşine döndüğünde; kayboldu sanılan ne varsa yeniden can bulur.
İşimiz acele etmek değil, sönmemek.
Göğe bakıp yeri unutmamak.
Yere basıp gökten kopmamaktır.
Her kül, içinde bir köz saklar,
külünden utanma.
Her köz, doğru nefesi bulduğunda yeniden alev alır.
Her alev, karanlığı yaracak bir kandile dönüşür.
Çünkü Zümrûd-ü Ankâ bilinci, yalnız göğe bakan bir düş değil,
yere inmiş bir diriliş ahdidir.
Vuslat yakındır.
Hilâl tamamlanacak.
Yıldız çoğalacak.
Karanlık çekilecek.
Ve külün altındaki köz, milletin gönlünde yeniden tutuşacak.
Ve o gün geldiğinde anlayacağız ki; meğer bu karanlık kayboluş değil, doğacak nûrun hazırlığıymış.
Meğer hilâl eksilmemiş; tamamlanmak için vakit kollamış.
Meğer gece bizi yutmak için değil, sabaha hazırlamak için gelmiş.
Meğer vuslat uzaklarda değilmiş.
Vuslat; özünü hatırlayan insanın ilk adımındaymış.
Vuslat yakındır...
Kültürel Miras Seferberliği
Sefer Yağcızeybek

