VARLIĞIN BİRLİĞİ’NİN MADDİ ALTYAPISI

Bu gün, 15:04           
VARLIĞIN BİRLİĞİ’NİN MADDİ ALTYAPISI
Varlığın Birliği deyimi, genel anlamda her parçasıyla birlikte doğanın bütünlüğünü ifade eder.
Bu bağlamda konumuz, doğanın ayrılmaz parçası olan insanın varlığı ve doğayla birliğidir.
İnsanın varlığı ve birliğini incelerken, nesnel varlık olan insanı ve toprağı birlikte zikretmek, yani maddi temel olan toprağın mülkiyet biçimini ve insanı çıkış noktası olarak ele almak gerekir. Zira toprağın mülkiyet biçimi, sosyal yapılanmayı, iktisadi altyapı, siyasi üstyapı ve hukuk kural ve normlarının niteliğini belirleyen temel etmendir.
İnsanın göçerlikten yerleşik düzene geçişi ve tarımsal üretim faaliyetine girişmesi, insanlık tarihinin devrim niteliğinde eşzamanlı bir olayıdır.
İnsanlar çetin yaşam koşullarında var olabilmek için dayanışma içinde birlikte üretmeyi, ihtiyaca göre eşit paylaşımı öğrendiler. Bu birlikte üretim ve eşit paylaşım tarzı, üzerinde var oldukları ve yaşamsal üretim yaptıkları toprağın ortak mülkiyet biçimine yol açtı.
Ortak mülkiyet biçimi iradi değil, yaşam ortamının zorunlu oluşturduğu gerekliliğe dayanıyordu.
İnsanoğlu, üretim araçlarının ilkel ortamında yapılan yaşamsal ihtiyaç nesneleri üretiminin doğa afetleri tehdidi altında olduğu ve çetin yaşam koşullarında var olabilmek için ancak, toprakta ortak mülkiyet üzerinde, kolektif üretim ve eşit paylaşımla varlığını sürdürebileceğini çıplak yaşam içinde gördü, kavradı ve bu yaşam tarzı Anadolu-Mezopotamya coğrafyasında binlerce yıl var oldu..
Akademisyen, Araştırmacı, Tarihçi vb. ünvanlı sözde bilim adamlarının “İlkel toplum” tanımıyla küçümsedikleri Anadolu kadim halkları, insanlığa evrensel değerde tarihsel uygarlık eserleri bırakmıştır.
Bu halkların, Varlığın Birliği anlayışına dayalı yaşam tarzı içinde ve ortak mülkiyet üzerinde zorlu doğa koşullarında bu coğrafyada çıplak yaşamın imbiğinden damıttıkları doğayla sarmal uygarlıklar ve evrensel değerdeki kültürel birikimler, insanlığın ortak mirası nesnel varlık olarak “Anadolu Medeniyetleri” adıyla ülkemizde ve dünyanın belli-başlı müzelerinde ziyaretçilere insanlığın gerçek tarihini anlatmaktadır..
Bugün dünyada insansal yaşamın tek seçeneği olarak dayatılan üretim araçlarının özel mülkiyet biçimi, gerçekte, günümüz toplumlarının maruz kaldığı tüm haksızlıkların maddi temelidir. Oysa günümüzde özel mülkiyetçi burjuva siyasetin dillendirdiği fakat uygulamadığı evrensel insan hakları kapsamında birlikte yaşam hakkı, özgürlük, eşitlik, demokrasi, laiklik, barış, kardeşlik, adalet, hukukun üstünlüğü vb. değerler, burjuva ideologların “İlkel Toplum” diyerek küçümsedikleri Anadolu kadim halklarının ortak mülkiyete dayalı kolektif üretim, eşit paylaşım ve birlikte yönetim tarzı içinde yarattıkları evrensel değerlerdir..
Bu değerleri Anadolu’dan aşıran ve bunlar üzerinden “Batı Uygarlığı” salvoları savuranların, doğayı talanları ve insanlığa verdikleri iğrençlikler saymakla bitmez.
Özel mülkiyete dayalı mevcut siyasal sistem, her ne kadar bağımsız “Ulus Devlet” görünümde ise de, gerçekte küresel kapitalizme bağımlı, sürekli talan projesine elverişli parsellenmiş alanlarıdır.
Bu soygun sisteminden kurtulmanın tek çaresi birlikte üretim ve yönetim modeli olan “Varlığın Birliği” anlayışını zihinlerden başlayarak yaşamın bütünlüğü içinde örgütlenmesi gereklilikten öte bir zorunluluktur.
Yazı devam edecek
Bekir ÖZGÜR.












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru