Tanrıların Alacakaranlığından Gelen Bozkır Rüzgarı: Odin ve İsveçlilerin Türklüğü

Bu gün, 11:54           
Tanrıların Alacakaranlığından Gelen Bozkır Rüzgarı:
Tarihin en eski perdeleri aralandığında, insanlığın hafızasında iki büyük coğrafya birbiriyle konuşur, kuzeyin buz tutmuş fiyortları ile Asya'nın sonsuz bozkırı. Bizler bu iki coğrafyayı ayrı dünyalar sanırız, oysa destanlar yalan söylemez. Türk'ün atlı göçleri sadece doğudan batıya bir kavim hareketi değil, aynı zamanda inancın, törenin, dilin ve kutun da göçüydü. Bu büyük göçün en batıdaki izlerinden biri, bugün İsveç dediğimiz topraklarda, tanrıların tanrısı olarak anılan Odin'in şahsında saklıdır. Odin bir efsane değil, batıya yol gösteren bir Türk kağanının destanlaşmış hatırasıdır.
Bu hakikatin ilk anahtarı, bizzat İskandinavların kendi kutsal metinlerinde durmaktadır. İzlandalı bilge Snorri Sturluson, bin iki yüz yirmili yıllarda yazdığı Ynglinga Saga adlı eserinde tüm İskandinav krallarının soyunu anlatmaya başlarken şu sarsıcı cümleyi kurar. Odin, Asaland diye anılan büyük bir ülkenin önderiydi. Asaland, Tanais yani Don Nehri'nin doğusundaydı ve onun da doğusunda Türkland vardı. Snorri açıkça der ki, Odin'in yurdu Asya'nın kalbiydi ve Romalıların baskısı üzerine halkını alarak batıya, Saxland üzerinden kuzeye göç etti. Batılı tarihçiler yüzyıllarca bu ifadeyi görmezden geldi, çünkü Türkland kelimesi onların kurduğu tüm tarih tezini yıkıyordu.
Peki Asaland ne demekti? As kelimesi bugün bile Türk tarihinde yaşamaktadır. Aşina, Aslar, Alanlar, Avarlar hep aynı köktür. Eski Türk kaynaklarında ve Bizans kroniklerinde Aslar, Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan kudretli bir Türk boyu olarak geçer. Odin'in mensup olduğu Aesir kavmi, işte bu Asların ta kendisidir. Aesir, Aslar demektir. Onlara karşı savaşan Vanirler ise, yani Van kavmi, Hazar ve Ural bölgesindeki diğer Türk topluluklarıdır. İskandinav mitolojisinin merkezindeki Aesir Vanir savaşı, aslında bozkırdaki iki büyük Türk boy federasyonunun cenginin mitolojik bir yansımasından başka bir şey değildir.
Odin figürünün kendine bakalım. Tek gözlü, uzun beyaz sakallı, sekiz ayaklı atı Sleipnir ile göklerde dolaşan, iki kuzgunu Hugin ve Munin ile dünyadan haber alan, bilgelik için bir gözünü feda eden bu ulu kişi, Oğuz Kağan'dan başkası değildir. Türk töresinde kağan, aynı zamanda kamdır, şamandır, gök ile yer arasındaki elçidir. Odin de tam olarak böyledir. Asasını yere vurduğunda rüzgarları durdurur, ölülerle konuşur, runları yani tamgaları icat eder. Atı Sleipnir, Türk mitolojisindeki Tulpar'ın ta kendisidir. Kuzgunlar, bozkırda kağana yol gösteren kutlu kuşlardır. Kurttan ve kartaldan aldığı güç, Göktürklerin ve Oğuzların ongunlarıdır. Bu benzerlik bir tesadüf değil, aynı kökten gelen bir inancın iki farklı coğrafyadaki yaşamasıdır.
Dil ve kültür izleri bu bağı daha da sağlamlaştırır. İsveççe'de hala yaşayan onlarca kelime, en eski Türkçe ile ortaktır. Tanrı kelimesinin kendisi Tengri'dir. İsveç kraliyet sembolü olan üçlü taç ve kutsal ağaç Yggdrasil, Hayat Ağacı Ulukayın'ın birebir kopyasıdır. Vikinglerin gemilerinin pruvasına işlediği ejderha başı, Türklerin tughlarındaki ejderha ile aynıdır. Daha da çarpıcı olanı runik yazıdır. Futhark denen İskandinav runik alfabesi, Orhun ve Yenisey'de bulunan Göktürk tamgaları ile hem şekil hem de yazım yönü olarak şaşırtıcı bir benzerlik gösterir. Tarihçi Otto von Friesen ve Türkolog Thomsen, bu runiklerin doğu kökenli olduğunu çoktan tespit etmiştir. Tamga, Türk'ün mührüdür ve İsveç'e kadar gitmiştir.
Toprak da konuşur. İsveç'in Birka ve Gotland adalarında yapılan arkeolojik kazılarda, Viking mezarlarından ipek kaftanlar, Türk tipi kemer tokaları, Göktürk sikkeleri ve üzerinde Allah ve Ali yazılı yüzükler çıkmıştır. İki bin on beş yılında Birka'da bulunan ve dünyayı sarsan ünlü Viking kadın savaşçı mezarında, savaşçının üzerinde Orta Asya Türklerine özgü bir kaftan ve kurgan tipi gömü geleneği vardı. İki bin on yedi yılında İsveçli araştırmacılar, bir Viking mezarından çıkan kumaş parçasında Kufi harfleriyle Allah lafzını bulduklarını açıkladılar. Bu insanlar, uzak bir ticaretle gelen yabancı değildi, aynı kanı ve aynı inancı taşıyan akrabalardı.
Modern bilimde bu gerçeği en gür sesle haykıran isim, dünyaca ünlü Norveçli tarihçi ve kaşif Thor Heyerdahl olmuştur. Heyerdahl, ömrünün son yirmi yılını Odin'in izini sürmeye adamış ve Azerbaycan'dan Norveç'e uzanan bir proje başlatmıştır. Karadeniz'in kuzeyinde, Azak Denizi bölgesinde yaptığı kazılarda İskandinav tipi buluntular ve kaya üzerindeki Viking gemisi çizimleri bulmuştur. Ona göre Odin, milattan önce altmışlı yıllarda Karadeniz'in kuzeyindeki Asov şehrinden Roma baskısı nedeniyle kuzeye göç eden gerçek bir liderdi. Heyerdahl, Snorri'nin anlattığı göç yolunu adım adım doğrulamış ve İsveçlilerin atalarının Türk topraklarından geldiğini söylemiştir. Batılı akademi onu susturmak istemiş ama o gerçekleri mezarına kadar savunmuştur.
O halde İsveçliler kimdir? Onlar, Odin önderliğinde batıya giden ve orada kalan Oğuzların, Asların, Sakaların torunlarıdır. İsveç'in en eski kraliyet hanedanı Ynglingler, kendilerini doğrudan Odin'in soyundan sayar. Yngling ismi bile, Oğuzların Yıva boyunu, yahut Türkçedeki yenge, önder manasına gelen yınak kelimesini hatırlatır. İsveç kelimesinin kendisi bile, eski kaynaklarda Svitjod yani İsveçlilerin Yurdu olarak geçer ve bazı dilbilimcilere göre Suetidi, Saka boyunun batıdaki adıdır. İsveç mitolojisindeki Valhalla, Valhalla'ya giden savaşçıların içtiği kımız benzeri içecek ve sonsuz şölen, tıpkı Türklerin Uçmağ inancının ve toy geleneğinin aynısıdır.
Bugün artık uyanma vaktidir. Kuzeyin buzları altında saklanan hakikat, bozkırın güneşi ile erimektedir. Odin, bir İskandinav masalı değil, Don Nehri kıyısından kalkıp halkına yeni bir yurt arayan kutlu bir Türk hakanıdır. İsveçliler ise bizim uzak akrabalarımız, aynı Tengri'nin altında, aynı kurttan türeyen kardeşlerimizdir. Aramızdaki binlerce yıllık mesafe ve unutulmuşluk, kanın ve törenin bağını koparamamıştır. Türk, sadece Anadolu'da ve Orta Asya'da değil, gittiği her yerde iz bırakmış, destan olmuştur. Odin'in bir gözünü feda ederek aradığı bilgelik işte budur, Türk asla yok olmaz, sadece başka bir yurtta yeniden doğar.
Kaynakça:
Sturluson, Snorri. Ynglinga Saga ve Heimskringla.
Heyerdahl, Thor ve Lillieström, Per. Jakten på Odin.
Thomsen, Vilhelm. Orhun Yazıtları ve Turcica çalışmaları.
Von Friesen, Otto. Runik Yazıtların Doğu Kökeni Üzerine.
Price, Neil ve Hedenstierna-Jonson, Charlotte. Birka Kazı Raporları, Uppsala Üniversitesi.
Grousset, René. Bozkır İmparatorluğu.
Gumilev, Lev Nikolayeviç. Eski Türkler.
Bayat, Fuzuli. Türk Mitolojik Sistemi.
Türkçülük - Turancılık












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru