DEVŞİRMELERİN TÜRK'TEN İNTİKAMI!

Bu gün, 12:04           
DEVŞİRMELERİN TÜRK'TEN İNTİKAMI!
Eşkiya çetelerinden öyle nice kuyular mâiâmal (dopdolu) etmekle halk lisanında namı «Kuyucu-Murad paşa» demekle şöhret buldu. Hattâ bir gün pişgâh-ı otakta (otağın önünde) iskemle üzerinde oturup hafrolunan (kazılan) bi’re (kuyuya) gelen adamları katlettirip doldurmağa meşgul idi. O sırada gördü. Halk verasında (arkasında) bir atlu sipahi, bir sabiyi (çocuğu) kenduye redif edip (ardından getirme) geçüp gider. Paşa emreyledi, varıp sabiyi (çocuğu) at arkasından indirip huzuruna getürdüler. Oğlancığa: — Sen ne yerdensin? Celâli arasına neden düştün? Dedikte, sabi (çocuk) doğru söyleyip: — Falan diyardanım, kıtlık sebebinden babam beni alıp bunlara katıldı. Boğazımız tokluğuna yanlarınca gezerdik. Dedi. — Baban ne idi? deyû soracık. — Şeştar çalardı ve anınla doyuruyordu. Vezir-i a’zam Murad paşa başını sallayarak acı acı güldü: — Hay, Celâlîleri şevke getürürdü. Deyup, çocuğun katline işaret etti, işaret üzerine çocuğu cellâtlara verdiler. Fakat cellâtlar: — Bu sabi masumu nice öldürelim?! Deyû çekilip, her biri bir tarafa gidip göz yumdu. Murad paşa, emrinin neden geciktiğini sordukta, cellâtların çocuğa merhamet edip istinkâf ettiklerini (çekindiklerini) bildirdiklerinde paşa : — Yeniçerilerden birisi öldürsün! Deyû buyurdu. Yeniçeri dilâvetlerine teklif olundukta, anlar dahi, sabiye (çocuğa) bakıp: — Biz cellât mıyız! Cellâtlar bile merhamet etti, Deyû kabul etmediklerinden ifrat derecede hiddetli vezir, kendi iç oğlanlarına emretti ki, sabiyi (çocuğu) öldüreler. Anlar dahi huzurundan dağılıp kabul etmediklerinden oğlancık meydanda kalıp, onu öldürecek adam bulunmadıkta, ihtiyar vezir, arkasından kürkünü bırakıp ve kalkıp, sabiyi kendi eliyle alıp kuyunun kenarına getürüp, başını burup, boğazını sıkıp helâk ve kendi eliyle kuyuya ilkaa etti (bıraktı.) Sonra yerine geçüp hazır olanlara hitap ile ref’i savt edip (sesini yükseltip):
«Malûmdur ki Kalenler-oğlu ve Kara Said gibi eşkiya, anasından at ve mızrak ile doğmadı. Hep böyle sabi idiler. Ba’dehu büyüyüp âlemi fesada verdiler ve nice bin nüfusu kati ve gaaret ettiler. Bu oğlan bunlarla gezip iptida bunların hasâilinden (hasletlerinden) terbiye bulmuştur, büyüdükte bu fesadın lezzeti dimağından gitmez. Bin terbiye olsa salâh bulmayıp akıbet bu da bir belâ olması mukarrerdir. Fesadın kökünü kesmek, bu makulelerin birine merhamet olunmayıp izale etmek (ortadan kaldırmak) ile müyesser olur.(1)
Eserin devamında Naîmâ, İslami kıssa (Hikâye) bilgisi vererek; şer’an ve aklen gerekçeler uydurmuş, Kuyucu Murad isimli Hırvat devşirmesinin Anadolu’da 100 bin üzerinde Türkmen’in kanına girmesini haklı çıkartma çabasına girmiştir. 100 bin üzerinde Türkmen'in kanına girdiğini de, eserinde kendisi bildirmektedir. 1655 – 1716 yılları arasında yaşamış Osmanlı vak‘anüvislerinden Naîmâ, devrin modasınca(!) Türk’e bolca hakaretler ettiği eseri “Naîmâ Târihi”nde, "Türk" için kullandığı ifadelerden bir kaçını paylaşmak isterim; “Biri dahi Yusuf paşa nam Türk-i bed-lika (çirkin suratlı Türk idi ki!!)”, "ayağı çarıklı etrâki (Türkleri)","Deyu biçimsiz cevab verib bozuk fikrinde isabet üzere olduğunda ısrar ve Türkmenliğin tabiatı muktezası olan inadını meydana vururdu(!?)", "Boynuyaralı-Mehmed paşa vezir olunca Türkmenlik tabiatı iktizasınca ulemâya ve şeyhlere danışmak ve onların medihlerinden ve kötülemelerinden elem çekmek nedir, idrâk etmeyip asla kimseye ehemmiyet vermedi.", Bundan başka akraba ve yakınlarını ve hizmetlerinde olan köylü etrak (Türkler) ırgadlarını da koruyup şer’i öşürlerini ve muayyen olan tebaalık vergilerini bile verdirmezlerdi." Aslında bu hakaretlerin altında yatan, Celali İsyanları ile ilgili bir durum değildir. Devletin kurucusu olan Türkmenlerin kara bahtı hep aynı olmuştur. Türk’ün kara yazgısı, Melik Şah dönemimden başlayarak; yaklaşık bin yıl boyunca bu hakaretlerle doludur. İttihat ve Terakki'ye kadar bu devam etmiştir. Büyük Atatürk'ün ihtilal neticesi kurduğu, Büyük Türkiye Cumhuriyeti ile de "Türk"; hak ettiği yüksek manevi değerini geri almıştır. Kimliksiz, kişiliksiz, beceriksiz; aynı zamanda tarih bilgisinden yoksun, bilimden, adaletin öneminden, Millî duyguların öneminden habersiz insanların yönetime geldiği bütün devletlerin akıbeti de; maalesef aynı Osmanlı gibi yıkılmak olmuştur. Binlerce yıllık tarihimiz, benzer hikâyelerle doludur. KAMAN












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru