Orxon Yazılarında adına ilk dəfə rast gəldiyimiz Oğuzlar haqqında qısa məlumat...
2-01-2026, 07:14

Göktürk Kutluğ Şad(İlteriş Kağan) döneminde; Oğuzlar Ulanbaturun guenyinden geçen Tula ırmağının (Tuğla Ügüz) kıvrım yerinde oturuyorlar ve doğu Türk âleminin en kuvvetli kavmi (budun) olarak biliniyorlardı. Başlarında Baz Kağan vardı. İhtimelen İlteriş Kağan döneminde Baz Kağan savaşlardan birisinde öldürüldü zira balbal'ın dikildiği Orhun Yazıtlarında yazmaktadır.
Oğuz hükümdarlarının vekilleri “Kül (Köl) erkin” unvanını taşıyordu. Batı Göktürk ve Doğu Göktürk kağanlarının ise yabguları vardı. Yabgu derece itibariyle kağandan sonra gelen bir unvan olup “melik, kral” demektir. Seyhun boylarındaki Oğuz elinin hükümdarları da yabgu unvanına sahipti. Bundan dolayı Oğuz Yabguları’nın Batı Göktürk kağanlarının yabgu ailesine mensup oldukları söylenebilir. Batı Göktürkleri’nin konuştuğu Türkçe’nin Doğu Göktürkleri’ninkinden biraz farklı olduğu Çin kaynaklarında ifade edilir. Oğuzlar’ın Türkçe’si de Isık Göl çevresiyle Kâşgar bölgesinde yaşayan Karahanlılar’ın (başlıca boyları Yağma ve Karluklar) Türkçe’sinden farklıydı. Bu bilgilerden Oğuz elinin Batı Göktürkleri’ne mensup olduğu ve Batı Göktürk Kağanlığı’nın sona ermesi üzerine Batı Göktürkleri’ni Oğuzlar’ın temsil ettiği anlaşılmaktadır.
Uygurlarla ilişkilerde ise Oğuzlar’ın isyan döneminde başında, “yabgu” unvanını Köl Bilge Kağan’ın verdiği Tay Bilge Tutuk gelmekteydi. Oğuzlar Göktürk kağanlarına olduğu gibi Uygur hükümdarlarına da ilk yıllardan itibaren bağımsızlıklarını kazanmak için isyan etmişlerdi. Hatta Oğuzlar bu maksatla doğu komşuları Dokuz Tatarlar’la bir ittifak da yapmışlardı.
Oğuzlar; Halife Mehdî-Billâh zamanında (775-785) Mâverâünnehir’e, Aşağı Seyhun boylarına geldiler. Bu bölgede daha önce Peçenekler’in yaşadığı ve Oğuzlar’ın onları buradan çıkarıp Yayık (Ural) ırmağının ötesine kadar sürdükleri tahmin edilmektedir.
Abbâsî Halifesi Me’mûn’un 207’de (822-23) Üsrûşene’ye ordu gönderdiğinde bölgenin hâkimi Kâvus’un Oğuzlar’dan yardım istemesi bu tarihlerde Oğuzlar’ın Aşağı Seyhun boylarında bulunduklarını göstermektedir.
Hazar denizinin doğu kıyısındaki Siyahkûh (Karadağ) adlı gayri meskûn yarımada X. yüzyılın başlarında bir Oğuz topluluğu tarafından iskân edilmiş, daha sonra bu yarımadaya Mangışlak adı verilmiştir.
Savran şehri de müslüman ile müslüman olmayan Oğuzlar arssi sinir şehriydi ilk dönemlerde.
Aşağı Seyhun ile Aral’ın kuzeyindeki çöl bölgesine bazı coğrafyacılar “Oğuz çölü” (el-mefâzâtü’l-Guzziyye) adını verirler. Oğuzlar ise bu bölgeye Karakom demekteydiler.
Destanlarda ve tarihî eserlerde Oğuzlar’ın dağları olarak anılan Kazgurt ve Kazılık da Karaçuk sıradağlarında bulunmaktaydı.
10. yüzyılda Oğuz Devleti’nin başşehri Seyhun ağzının yakınlarındaki Yenikent(Yengikent)'ti.
Oğuz ülkesindeki Cend ve Huvâre (Cuvâre) şehirleri de yabguların idaresindeydi. Bu üç şehirde müslümanlar da yaşıyordu. Kâşgarlı Mahmud Sapran (Sabran, Savran), Karaçuk (Fârâb), Suğnak, Karnak ve Sütkün’ü (Sütkent) Oğuz şehirleri arasında sayar.
Ayrıca; Barçınlığkent, Yesi, Eşnas, Özkent.
Oğuz subaşısı (ordu kumandanı) İl Doğan oğlu Etrek(Selçuk Bey'in dedesi), 921 yılında Abbâsî elçilik heyetine verdiği şölende koyun eti ikram ettiği gibi kendi akrabaları ve halkı için de koyun kestirmişti. Oğuz destanları Oğuzlar’ın diğer Türk boyları gibi deve eti ve at eti yediklerini göstermektedir. At eti muhtemelen her zaman değil özel günlerde yenilmekteydi.
Yine inancları müslüman olana kadar Tengri inancıydı ve Uluğ/Bayat olarak tarif ediyorlardı Tanrıyı. Oğuzlar sakallarını kesiyor, bıyık bırakıyor ve bütün Türkler gibi saçlarını uzatıyorlardı. Yaşadıkları hayat tarzı ve çetin tabiat şartlarının etkisiyle oldukça sert mizaçlıydılar. Savaşçı olmak başlıca faziletlerden biriydi. Namuslu, dürüst ve konuk sever, büyüklerine son derece bağlı ve saygılıydılar. Konuştukları Türkçe Türk lehçelerinin en zarifi sayılıyordu.
Oğuz Yabgu Devleti. Başında “yabgu” unvanlı hükümdarların bulunduğu Oğuz Yabgu Devleti X. yüzyılın birinci yarısında bağımsız ve güçlü bir devletti. Câmiʿu’t-tevârîḫ’te Oğuzlar’ın destanî tarihleri anlatılırken birçok yabgunun adı kaydedilmekte, bazılarının Kayı boyundan olduğu söylenmektedir. Fakat diğer kaynaklarda bu yabgulardan hiçbirinin adı geçmemektedir.
Oğuz Yabgu Devleti’nde asalet unvanı olarak yinal ve tarhan unvanlarının da kullanıldığı görülmektedir. Yabguların mühürlerine ve fermanlarına “tugrag” (tuğra) denilmekteydi. Oğuzlar işlerini meclisler kurarak istişare yoluyla hallederlerdi. Oğuz subaşısı Etrek tarhan, yinal gibi Oğuz büyüklerini çağırarak Abbâsî elçilik heyetine karşı nasıl davranılacağını sormuştu.
Faruk Sümer Hoca anlatımında Hazarlar ile Oğuzların daha çok mücadele içinde olduğu İdil nehri civarına kadar Oğuzların indiğini belirtirken, İdil Bulgar Türkleri ile de akrabalıklarını yani İdil Bulgar Han'ı Almuş'ın damadının Selçuk Bey'in dedesi Etrak(Etrek) olduğunu yazar.
Oğuzlar’ın doğu komşuları Karluklar’la da savaştıkları, hatta bu savaşlardan birinde Oğuz yabgusunun öldüğü kaydedilmektedir. Bu olay muhtemelen IX. yüzyılda veya daha önce vuku bulmuştur. Oğuzlar’ın kuzey komşuları Kimekler, Kimekler’in büyük kolu da Kıpçaklar’dı. Oğuzlar’la Kıpçaklar zaman zaman birbiriyle savaşıyordu. Kıpçaklar barış dönemlerinde çok soğuk kışlarda Oğuzlar’dan izin alarak güneye göç ederlerdi. X. yüzyılın sonlarında Kıpçaklar’ın nüfusu çoğalmış, dolayısıyla daha güçlü bir halk haline gelmişlerdir.
Türkiye Selçuklu Devleti
TEREF

