FİRAR GERÇEKLEŞTİ... İSYAN ÇIKARDIK -6
26-03-2026, 07:04

26 Temmuz 1980 sabah sayımından sonra, en uygun zamanda asker Abdulkadir’in refakatinde en uygun zamanda firar gerçekleşecek, müteakiben bizler de bir isyan çıkarıp akşam sayım vermeyecektik.
Böylece kaçan arkadaşlarımıza zaman kazandıracaktık.
Akşam sayımında isyanı başlattık, sayım vermedik. Ancak ertesi gün sayımı alabilen askerler, firarı çözene kadar, arkadaşlarımız kaçıp gitmişlerdi. Bizler de arkadaşlarımızı darağaçlarından kurtarıp, onları hürriyetlerine kavuşturmaya ortak olmanın haklı gururunu ve mutluluğunu yaşıyorduk.
Firardan sonra cezaevi idaresinin hedefi olacağımızı, yaşayacağımız sıkıntıları, “bizlere dünyayı dar edeceklerini” bile bile bu firara yardımcı olmuştuk ve başarmıştık! Bundan sonrası “vız gelir, tırıs giderdi” bizler için.
Garnizonun göbeğinden, burnunun dibinden gerçekleştirilen bu firarı önleyemediği için karizması çizilen Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı, zafiyetlerini gizlemek ve konuyu örtbas etmek adına kamuoyuna firar hakkında akla zarar yalan senaryoları uyduruyordu.
Nihayet firarla, ilgisi ve bilgisi olmayan Yüzbaşı Hasan Mesçioğlu ve bazı alakasız askerler kurban seçilip, işkenceyle suçu üzerlerine yıkarak vaziyeti kurtarmaya çalıştılar. Cezalandırılma sırası, geride kalan bizlerdeydi.
O günlerde cezaevi komutanlığına paşalık vaadiyle uzatmalı Albay Raci Tetik atanmıştı. Albay Raci Tetik bu firara yardım etmiş ve destek olmuş biz ülkücülere, başta A blokta kalanlar olmak üzere zulmettirmeye ve sistematik işkence yaptırmaya başladı. Daha sonraları bu zulümden cezaevindeki herkes payını aldı. Çünkü zebani Raci Tetik’in yaptıkları, Mamak Cezaevini cehenneme çevirmişti.
İsa ve Mustafa Mamak garnizonundan çıktıktan sonra mahallelerinin başında birbirinden ayrıldılar. Öğrendiğimize göre İsa’nın ailesi yok pahasına, sahibi oldukları bir gayrimenkulü satıp paraya çevirmiş ve parasını İsa’ya vermişti. Bu onun kurtuluş akçesi oldu. Mustafa’nın ailesi ise satacak savacak bir şeyleri olmadığı için para temin edememişlerdi. Okyanus geçilmiş, derede kalınmıştı. Mustafa için kaçınılmaz mukadderat başlamıştı. Toyluk, fakirlik, sahipsizlik ve kadersizlik... Allah rahmet eylesin.
Firar olayının hayatta olan, yukarıda adını zikrettiğim tanıkları dışında bu konuda anlatılanların çoğu uydurmadır. Ama 26 Temmuz 1980’den sonraki Mamak’ta başlayan ve yıllarca süren dramatik süreç herkesçe bilinmektedir.
12 Eylül 1980 ihtilali sonrası ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu’nun, masumiyeti bilinmesine rağmen, 8 Ekim 1980 sabahı apar topar öncelikli olarak asılmasının en büyük nedeni askeri bir bölgedeki Mamak Cezaevinden firar ederek, askeri otoritenin teşkilatımızın gücüne yenilmesi karşısındaki intikam duygularının sadistçe ifasıdır. Diğer bir ifadeyle darbecilerin güç gösterisi yaparak, darbe otoritesine direnç gösterebileceklere karşı, can alarak psikolojik yılgınlık yaratma operasyonudur.
Hüseyin Kocabaş
TEREF

