18 Mayıs 1944 – Kırım Tatarlarının Toplu Sürgünü

Bu gün, 15:14           
18 Mayıs 1944 – Kırım Tatarlarının Toplu Sürgünü
Bugün, tarihin en acı ve en ağır günlerinden birinin yıldönümüdür. 18 Mayıs 1944 sabahı, Sovyetler Birliği, hiçbir ayrım gözetmeden on binlerce Kırım Tatarını evlerinden zorla toplayıp hayvan vagonlarına doldurdu ve onları Sibirya’nın uzak, soğuk, yaşamaya elverişsiz bölgelerine sürdü. Kadın, çocuk, yaşlı demeden bir halk, doğduğu topraklardan koparıldı. Yaklaşık 191.000 kişi sürgüne gönderildi. Bu sayı resmi kayıtlarda böyle geçiyor ama gerçek sayının bunun çok üzerinde olduğu düşünülüyor.
Sürgüne uğrayanların çoğu, vardıkları yerlerde ağır koşullar altındaki işçi kamplarına dağıtıldı. Sibirya’nın donmuş ormanlarında, Kazak bozkırlarının ortasında, Ural Dağlarının eteklerinde kurulan bu kamplarda insanlar her türlü insani haktan mahrum bırakıldı. Ne barınma, ne sağlık, ne de beslenme hakları tanındı. Çocuklar dahi kömür madenlerinde, inşaatlarda, demiryolu çalışmalarında köle gibi çalıştırıldı. Devlet, onları artık bir halk olarak değil, cezalandırılması gereken düşman unsurlar olarak görüyordu. Hayatta kalmaya çalışan bu insanlar, hayvan gibi muamele gördü. On binlercesi soğuk, açlık, hastalık ve iş kazalarıyla hayatını kaybetti. Geride kalanlar ise yok sayıldı.
Ama bu bir anda verilmiş bir emir değildi. 18 Mayıs 1944, aslında yüzyıllardır sürdürülen sistemli bir yok etme politikasının son halkasıydı. Bu politika, Kırım’ın 1783 yılında Çarlık Rusyası tarafından işgal edilmesiyle hız kazandı ama kökü çok daha derinlere, çok daha eskilere dayanıyordu.
Rusya’nın Tatar halkına düşmanlığı, Altın Orda’nın parçalanmasından sonra kurulan Kazan Hanlığı'nın ortadan kaldırılmasıyla kendini açıkça göstermişti. 1552 yılında Çar IV. Ivan, Kazan’ı işgal ettiğinde binlerce Kazan Tatarını bir günde katletti, camileri yıktı, medreseleri ateşe verdi, halkı zorla Hristiyanlaştırdı, zorla Ruslaştırdı. Kazan Tatarlarıyla Kırım Tatarları aynı soydan gelir, ikisi de Türk’tür. Bu yüzden yürütülen bu yok edici politika sadece Kırım’a değil, Kazan’a, Astrahan’a, Sibirya’ya kadar uzanan tüm Türk yurtlarını hedef aldı. Rus efsanelerinde ve halk anlatılarında yüzyıllarca “Tatar” ve "Türk" sözleri düşman, barbar, yakıcı gibi ifadelerle yer aldı. Özellikle “Tugarin Zmeevich” adlı destanda Tatar figürü dev bir ejderha gibi gösterilmiş, Rus kahramanı Alyoşa Popoviç tarafından yenilmiştir. Yine “Dobrynya Nikitich ve Zmey Gorynych” gibi anlatılarda ejderha kılığındaki düşman figürleri aslında Türk kimliğini temsil etmiştir. Bu şekilde Tatar ve Türk adı çocukların zihnine korku ve nefretle yerleştirilmiş, anlatılar yoluyla sistemli bir şeytanlaştırma yapılmıştır. Aynı zamanda büyük bir kültürel gasp da gerçekleştirilmiştir. Türk dünyasına ait birçok destan, anlatı, kahraman, motif ve halk karakteri zamanla Ruslaştırılmış, isimleri değiştirilmiş, kimlikleri silinmiştir. Bugün Rus halk masallarında yer alan “Akıllı İvan” karakteri, aslında Türkistan'(Orta Asya)nın eski Türk destanlarında yer alan saf görünümlü ama bilge kahramanın birebir kendisidir. Bozkırın sesi alınmış, ama üzeri başka bir adla örtülmüştür. Bu, sadece bir isim değiştirme değil, bir halkın hafızasına vurulmuş kültürel bir darbedir.
İşte 18 Mayıs 1944, bu uzun düşmanlığın, bu kökleşmiş nefretin en karanlık yüzüdür.
Kırım Tatarları, 1783’ten itibaren hem topraklarından hem de haklarından zorla koparıldı. Dilleri yasaklandı, camileri kapatıldı, mezarlıkları yıkıldı, inançları bastırıldı, kültürleri yok sayıldı. Kendi yurtlarında azınlık haline getirildiler. Bu baskıdan kaçmak isteyen yüz binlerce insan, Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kaldı. Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Balkanlar bugün bu göçlerin izlerini taşıyor.
Ancak zulüm sadece dışarıya göçle sınırlı kalmadı. Kırım’da kalanlar zamanla Ruslaştırıldı, Hristiyanlaştırıldı, isimleri değiştirildi, kökenleri unutturuldu. Sokaklara ve şehirlere yeni isimler verildi. Bugün Ukrayna’nın farklı bölgelerinde yaşayan birçok insan, aslında farkında olmadan aslen Kırım Tatarıdır. Zaman, kimlikleri silmeye çalıştı ama hafıza susmadı.
Bütün bu yaşananlara rağmen, Kırım Tatar halkı, dilini, kültürünü, geleneklerini korumayı başardı. En zor koşullarda bile bu değerlerden vazgeçmedi. Eğer onlar bu direnci göstermeseydi, bugün bir halkın adı bile anılmıyor olabilirdi.
18 Mayıs, sadece bir yas günü değil, bir hafıza günüdür. Bir halkın yok edilmeye çalışıldığı ama yok edilemediği gündür. Çünkü biz unutmuyoruz.
Kırım Türk’tür. Ve Kırım Tatarları, Türk milletinin onurlu evlatlarıdır.
Melik Şah Ünsal
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru