İSKİT (SAKA) TÜRKLERİNDE DUA KÜLTÜ VE TÜRK İNANÇ SİSTEMİNDEKİ YAKARIŞ BİÇİMLERİ
Bu gün, 11:54

İskitlerin dini yaşamı, doğada her nesnenin bir ruhu (iyesi) olduğuna inanılan ve İslamiyet öncesi Türk inanç sistemi olan Tengricilik ve Kamlık (Şamanizm) yapısının en erken formudur. Yerleşik kavimler gibi görkemli tapınaklara veya taştan putlara sığınmayan İskitler için gökyüzünün altındaki her sarp dağ, her su kaynağı ve her kutsal ateş birer dua alanıydı. İskitlerin duaları; savaşlarda mutlak zafer elde etmek, hastalıklara şifa bulmak, atalarının ruhlarını şad etmek ve evrendeki kut dengesini korumak için göğe, ateşe ve kılıca yapılan samimi, sözlü yakarışlardan ibaretti.
Türk tarihçileri, arkeologları ve dil bilimcilerinin çalışmaları ışığında, İskit dünyasında duaların ediliş biçimleri ve Türk inanç sistemiyle olan birebir paralellikleri şu şekilde sınıflandırılmaktadır:
Tabiti (Ateş Ana) ve Ocak Duaları:
İskitlerin günlük yaşamda en sık ve en içten ettikleri dualar, baş tanrıça kabul ettikleri Tabiti’ye yöneliktir. Türk mitolojisindeki Ut/Ateş Ana veya Ötüken kültünün tam karşılığı olan bu inanışta İskitler, her sabah ve akşam evlerindeki, çadırlarındaki ocak ateşinin karşısında diz çökerlerdi. Ateşin arındırıcı gücüne sığınarak ailelerinin sağlığı ve hayvanlarının bereketi için dua ederlerdi. Türk devlet geleneğinde "ocak" ve "evlat" kavramlarının kutsallığı bu dualara dayanır. Krallık düzeyindeki en büyük yeminler ve devlet duaları da "Kralın Ocağı ve Tabiti’nin Ruhu" üzerine edilirdi.
Gök Tengri (Papaios) ve Doğa Kültü Duaları:
İskitler evreni yaratan en yüce güce, yani Gök Baba Papaios’a (Gök Tengri) dua ederken yüzlerini doğrudan göğe, güneşe veya yüksek dağ zirvelerine dönerlerdi. Açık havada yapılan bu dualarda, eller göğe doğru açılır ve bozkırın sarp rüzgarına karşı sözlü niyazlar mırıldanılırdı. Hun ve Göktürk dönemi dualarında olduğu gibi; kuraklık zamanlarında yağmur yağması, salgın hastalıklardan korunma ve boyların bir arada barış içinde yaşaması için Yüce Yaratıcıya saf bir inançla yalvarırlardı.
Demir Kılıç Önünde Edilen Savaş ve Zafer Duaları:
İskit savaşçıları için askeri güç ve kılıç, Tanrı’nın yeryüzündeki adaletini ve gücünü simgelerdi. Her bölgenin merkezinde çalı çırpıdan yapılan devasa yığınların tepesine antik bir demir kılıç dikilir ve bu alan kutsal bir dua meydanına dönüştürülürdü. Ordular sefere çıkmadan önce tüm savaşçılar bu kılıcın önünde toplanır, kılıçlarını göğe doğru kaldırarak düşmanı alt etmek ve ordularına "Kut" (ilahi güç) verilmesi için savaş duaları okurlardı. Seferden zaferle dönüldüğünde ise aynı kılıcın önünde şükran duaları edilir ve adaklar sunulurdu. Bu ritüel, Türk kılıç antlarının en eski biçimidir.
Ant Kadehleri ve Kan Kardeşliği Duaları:
İskit toplumunda iki savaşçı kan kardeşliği (and) kuracağı veya iki boy ittifak yapacağı zaman kutsal bir dua ritüeli gerçekleştirilirdi. Bir kaba kımız veya şarap doldurulur, ant içecek kişiler parmaklarını çizerek kendi kanlarını bu kaba damlatırlardı. Ardından silahlarını (kılıç, ok, balta) kabın içine batırarak göğe ve yere bakarak uzun dualar ederlerdi. Bu dualarda, "Bu yemini bozanın kendi kılıcıyla can vermesi, Tanrı’nın gazabına uğraması" dilenirdi. Dua bitiminde kadehteki karışım birlikte içilerek manevi bağ mühürlenirdi. Bu gelenek, Türk tarihindeki "Ant içmek" deyiminin ve uygulamasının kökenidir.
Kamların (Enaree) Trans ve Şifa Duaları:
İskitlerin dini liderleri olan Enaree’ler (Türk kültüründeki Kam/Şaman figürleri), toplumun dertlerine çare bulmak için özel dua seansları düzenlerlerdi. Özellikle keçe çadırların içinde kızgın taşların üzerine kenevir tohumları atılarak yapılan tütsü ayinlerinde, dumanın yarattığı esrik ruh haliyle transa geçilirdi. Kamlar, ilkel vurmalı ve telli çalgıların ritmi eşliğinde, hastaların bedenindeki kötü ruhları kovmak, kabileye gelebilecek felaketleri önceden haber almak ve ataların ruhlarından yardım istemek için ezgili, ritmik ve gizemli dualar okurlardı.
İskitlerin inanç dünyasında dua; sadece dini bir yükümlülük değil, Konar göçer bozkır insanının tabiatla, silahıyla ve yaratıcısıyla kurduğu canlı bir diyalog biçimiydi. İskitlerin duaya yükledikleri anlam, ettikleri yeminler, ateşe ve kılıca gösterdikleri hürmet, sonraki yüzyıllarda Hunlarda, Göktürklerde, Oğuzlarda ve nihayetinde Anadolu Türkmen folklorunda aynen devam etmiştir. Türk tarih ekolünün kıymetli temsilcilerinin araştırmalarıyla sabitlendiği üzere, İskitlerin açık semalar altında, kurgan başlarında ve savaş meydanlarında göğe yükselen duaları, Türk dünyasının binlerce yıllık ortak manevi mirasının ilk ve en gür sesidir.
KAYNAKLAR
Durmuş, İlhami. (2007). İskitler (Sakalar). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. (İskitlerin inanç yapısı, tanrıları, dini ayinleri ve bu unsurların Orta Asya Türk inançları/Şamanizm ile olan organik ve kültürel bağlarını inceleyen en temel başvuru eseridir).
Tarhan, M. Taner. (1970). "Ön Asya Dünyasında Alper Tunga (Madova) ve İskitlerin Dini İnançları". İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları. (İskitlerin kurgan ritüelleri, kurban törenleri ve kahramanlık kültü ekseninde gelişen dua biçimlerini ele alan kapsamlı araştırma).
Memiş, Ekrem. (2005). İskitlerin Tarihi. Bursa: Çizgi Kitabevi. (İskit askeri teşkilatını, ant içme törenlerini, kılıç ritüellerini ve kabilelerin dinsel törensel yapılarını tarihi vesikalarla açıklayan kaynak).
Çelik, Ali. (2020). "Afganistan'daki Hazara Türkleri ile Doğu Karadeniz Bölgesindeki Çepni Türkleri Arasında Halk İnançları Üzerine Karşılaştırma". Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi. (İskitlerden günümüze miras kalan ocak kültü, al karısı inanışı ve ateş dualarının Türk boyları arasındaki izlerini süren karşılaştırmalı folklor çalışması).
Koca, Salim. (2002). "Eski Türklerin Dini ve İnançları". Türkler Ansiklopedisi, Cilt 3, Yeni Türkiye Yayınları. (İskitlerin Gök Tanrı Papaios ve Ateş Tanrıçası Tabiti'ye yaptıkları yakarışların genel Türk dini felsefesi içindeki yerini kronolojik olarak inceleyen makale).
Yeliz Kılıçarslan

