TÜRK MİTOLOJİSİNDE GELİNİN ATA BİNMESİ VE EVLİLİK RİTÜELLERİNİN SİMGESEL ANLAMI
Dünən, 12:14

Mitolojiler ve halk inanışları, bir toplumun evreni, yaşamı ve insan ilişkilerini nasıl anlamlandırdığını gösteren en güçlü kültürel bellek unsurlarıdır. Türk mitolojisi ve sanat tarihinde de "at", sıradan bir binek hayvanı olmanın ötesinde, göksel nitelikler atfedilen, koruyucu ve rehber bir varlık olarak kabul edilir. Konar-göçer yaşam tarzının merkezinde yer alan at figürü, bireyin hayatındaki kritik dönüşüm noktalarında ve geçiş ritüellerinde (inisiyasyon) başroldedir. Bu geçişlerin en önemlilerinden biri olan evlilik kurumunda, gelinin ata bindirilerek yeni evine uğurlanması geleneği, kökleri eski Türk kozmolojisine ve ikonografik sembolizmine dayanan derin anlamlar barındırır.
Türk mitolojik düşüncesinde ve evren tasavvurunda evlilik, sadece iki insanın bir araya gelmesi değil, kadının eski koruyucu ruhlarından ayrılarak kocasına ait yeni bir ocağın ve soyun ruhlarına dahil olması sürecidir. Bu süreç, kültürel anlamda tehlikeli ve hassas bir "eşik" dönemi olarak görülür. Gelinin baba evinden çıkıp koca evine doğru yaptığı yolculukta at, hem fiziksel bir taşıyıcı hem de kötü ruhlara karşı koruyucu bir güç vazifesi görür. Mitolojide atın göksel yönü, temizliği ve hami (koruyucu) nitelikleri, gelini bu hassas geçiş sürecinde olumsuz varlıklardan muhafaza eder. Gelinin ata binmesi, onun eski yaşam alanını tamamen geride bıraktığının ve yeni bir toplumsal statüye doğru kutsal bir yolculuğa çıktığının ilanıdır.
Öte yandan, Türk mitolojisi ve ikonografisinde at ile kadın (özellikle gelin) arasında derin bir bağ vardır; her ikisi de üremenin, bereketin ve soyun devamlılığının sembolüdür. Halk arasındaki "At murattır" inanışı, gelinin bindiği at vasıtasıyla yeni yuvasına bolluk, uğur ve murat (dileklerin gerçekleşmesi) götüreceği inancıyla birleşir. Erken devir Türk kültür ve sanatında kadının yeri son derece güçlü, hür ve saygındır. Bu bağlamda evlilik ritüelinde gelinin ata binmesi, kadının Türk toplumundaki bu saygın konumunun mitolojik bir tasdikidir. Gelin, at üzerinde pasif bir nesne değil, kendi geleceğine ve yeni hayatına doğru izzetle ilerleyen aktif bir öznedir.
Türk mitolojisinde ve halk kültüründe gelinin ata bindirilmesi geleneği, binlerce yıllık konar-göçer geçmişin ve inanç sisteminin günümüze ulaşan simgesel bir yansımasıdır. Bu ritüel, kadının hayatındaki en büyük "eşik atlama" anını meşrulaştırır, onu kötü ruhlardan korur ve yeni yuvasına kutluluk taşır. Günümüzde modern yaşamın bir gereği olarak gelin arabaları atın yerini almış olsa da Anadolu'nun pek çok yöresinde bu geleneğin sembolik olarak sürdürülmesi, Türk milletinin mitolojik köklerine, kültürel hafızasına ve kadına verdiği yüksek değere olan sadakatinin en somut kanıtıdır. [1, 2]
KAYNAKLAR
Çoruhlu, Yaşar (1995). "Türk Sanatı'nda At Figürlerinin Sembolizmi", Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Sayı: 98, İstanbul.
Çoruhlu, Yaşar (1995). Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi, Ötüken Neşriyat, İstanbul.
Çoruhlu, Yaşar (2000). Türk Mitolojisinin Ana Hatları, Kabalcı Yayınevi / Ötüken Neşriyat, İstanbul.
Yaşar Çoruhlu
Yeliz Kılıçarslan

