Doğu Anadolu Ermen-Ermen (Erman-Arman-Armen-Ermenistan) Türk Krallığı (M.Ö. 190)

Dünən, 16:54           
Doğu Anadolu Ermen-Ermen (Erman-Arman-Armen-Ermenistan) Türk Krallığı (M.Ö. 190)
​Doğu Anadolu'da Ermen-Ermen müstakil valiliği (eyaleti), Büyük İskender'in Ahameniş Hükümdarı Darius'u mağlup etmesinden sonra M.Ö. 331 yılında kurulmuştur. Daha sonra ise Selefki Devleti'ne tabi olmuştur. Selefki Devleti'nin M.Ö. 2. yüzyılda Ermeniye ülkesindeki valisi (strategosu) Artaş (Artaşes) idi. Selefki Hükümdarı III. Antiokhos Romalılara M.Ö. 190'da mağlup olunca, Arsak sülalesinden gelen Artaş-Artaşes bu fırsattan yararlanıp kendisini kral ilan etti. Ermen (Erman, Arman, Armenia) Krallığı, M.Ö. 190 yılında Part Hükümdarı I. Priapatius (M.Ö. 191 – M.Ö. 176) döneminde kurulmuştur. Artaş, yönetimi altındaki Ermeniye'nin topraklarını genişletmek amacıyla komşu İber (Gürcistan) ve Alban (Azerbaycan) ülkelerinden, geçici de olsa, bir-iki bölge koparmayı başardı. Böylece Artaş (Artaşes), ömrü uzun olmayan ilk Ermeniye Krallığı'nı kurmuş oldu. Daha sonra Part Hükümdarı I. Mithridates (M.Ö. 171 – M.Ö. 138) döneminde yeniden valiliğe (eyalete) dönüştürülmüştür.
​Ermen-Ermen-Armen-Armi adı, çok eski bir Türk boyunun adıdır. Eski çağlarda Urmiye Gölü çevresinde yaşadıklarını ve adlarının da buradan türediğini tahmin etmek mümkündür. Armi adı bir bölge adı olarak Akkad metinlerinde M.Ö. 23. yüzyılda geçmektedir. Sonradan Ermi-Armi-Ermen boyu Doğu Anadolu'ya da göç etmiş ve Van Gölü'ünün kuzeyinde yaşamışlardır. Bu nedenle söz konusu bölge onların adıyla Ermen bölgesi olarak anılmıştır.
​Dünyada Türklerin yaşadığı bütün ülkelerde ve bölgelerde Ermen, Erman, Armen, Armin adında yer, bölge, kale ve nehir isimleri mevcuttur. Türk illerinde Erimen/Ermen/Erman/Arman yer ve yurt isimlerinin bulunması; Doğu Anadolu ve Azerbaycan'dan Türkistan'a ve Türklerin yaşadığı diğer bölgelere doğru göç eden Ermen-Ermen boyu ile bağlantılı olduğunu söylemeye temel teşkil eder.
​Prof. Dr. Firudin Ağasıoğlu da bunu doğrulamakta ve Doqquz Bitik kitabının II. cildinde şöyle yazmaktadır:
​"Armeniya ve Hayastan adlarını 1920 yılına kadarki tarihten itibaren yazanların bu iki horonimi (bölge adını) eş anlamlı gibi kullanması büyük bir kusurdur. Çünkü bunlar ayrı coğrafi kapsamlara sahip, farklı çağlarda ortaya çıkmış ve belirtilen tarihe kadar ayrı bölgelerin adı olarak kullanılmıştır. Her iki ad da etnotoponimdir (etnik kökenli yer adı); ancak biri kadim Türk etnonimi olan 'ermen' adı ile, diğeri ise Hint-Avrupa dilli boylardan olan 'Hay'ların adı ile bağlantılı olarak ortaya çıkmıştır."
​Prof. Dr. Firudin Ağasıoğlu, Ermen-Ermen Krallığı hakkında ayrıca şunları kaydeder:
​"Ermen bölgesi 7. yüzyıldan itibaren Med, Ahameniş, Selefki ve Part devletlerinin valiliği olmuştur. Karabağ'da Türklerin yerli halk olduğunu ve sonradan 'Ermeni' olarak adlandırılan Hayların buraya sonradan gelme bir halk olduğunu gösteren tarihi belgelerden biri de M.Ö. 2. yüzyıla ait yazılı taşlardır. Nitekim bu çağda Ermeniye Hükümdarı Artaşes ile bağlantılı olan bu tarihi belgeler Azerbaycan Türkçesi ile yazılmıştır.
​Genel olarak Heredot'un zamanında uzunluğu 300 km olan Ermeniye ülkesinde yerli Türk (Subar, Mitan, Ermen, Kamer, Saka, Kuman vb.), Kafkas dilli (Hurri, Urartu-Alarodi) ve sonradan gelen Hay boyları yaşamaktaydı. Anlaşılan o ki, Ahameniş ve Med satraplığı olan bu vilayete Pers, Med (Mar), Man ve Part aileleri de yerleştirilmiştir. Ermeniye'de büyük ayrıcalıklara sahip sülalelerin çoğu soyca Hay değildi. Yukarıda adını saydığımız bu ailelerin sırasına Part soylu Arsak, Artaş, Karen, Suren, Spendiar, Mihran gibi ayrıcalıklı aileleri de eklediğimizde ve yönetimde çoğu zaman Hay değil; Saka, Part, Azeri (Azerbaycanlı) ve Pers soylu hükümdarların bulunduğunu dikkate aldığımızda, ülke halkının farklı bölgelerde Türk, Pers ve Hay dillerinde konuştuğunu düşünebiliriz." (Prof. Dr. Firudin Ağasıoğlu, "Doqquz Bitik")
​Ermen-Ermen Türkleri hakkında daha ayrıntılı bilgi almak istiyorsanız yukarıda belirttiğim kitabı mutlaka okuyun. Özellikle de "Altay Teorisi"ne inanan Anadolulu Türk kardeşlerimizin okumasını tavsiye ederim.
​Tarihçi Akademisyen Kerem Mammadov ise şöyle belirtmektedir:
​"Gürcü devlet adamı ve mütefekkiri İvane Cavaxişvili'nin 1916 yılında yayımlanan Gürcü Halkının Tarihi eserine başvurmalıyız. Orada Cavaxişvili'nin çok güzel bir itirafı vardır. Antropoloji biliminin kafa yapısına göre halkları 3 kola ayırdığını söyler. Bunlardan ikisi temeldir: Dolikosefal ve Brakisefal. Ve ardından ekler: Kafkasya'daki eski mezarlardan çıkarılan kafataslarının çoğunluğu 'dolikosefal' olduğu için kabul etmeliyiz ki Ermeniler ve Gürcüler bu bölgeye sonradan gelmiştir. Sonrasında bu görüşü Virchow'un bile doğruladığını ekler. Peki, Virchow kimdir? O, Avusturya-Macaristan İmparatorluk Akademisi'nin antropoloji uzmanıydı. Virchow, yaptığı araştırmalardan sonra haklı olarak Ermenilerin ve Gürcülerin Güney Kafkasya'ya dışarıdan geldiklerini söylemek zorunda kalmıştı.
​Azerbaycan bir antropogenez bölgesidir; yani insanın kökeniyle ilişkili bir coğrafyadır. Bu bölgedeki buluntular Azıh Mağarası'ndan, Gobustan Mağarası'ndan, Damcılı Mağarası'ndan ve Taşsalahlı'dan çıkarılmıştır. Bugün Ermenistan Cumhuriyeti olarak adlandırılan, o dönemde adı bile geçmeyen o topraklarda; yani şimdiki Erivan ve Göpçe Gölü çevresinde kafatasları bulunmuştur. Bu kafataslarının kafa yapıları aynıdır. Eğer biz buraya dışarıdan gelmiş olsaydık, neden Azerbaycan Türklerinin kafa indeksi ile 11-13 bin yıl önce yaşamış insanın kafa indeksi aynı olsun? Kendini kadim ilan eden halkların kafa göstergeleri ise neden örtüşmüyor?" (Kerem Mammadov, Tarihçi Akademisyen)
​Ermen-Ermen kelimesi Türkçe olduğu gibi, oradaki yer ve yurt adları da Türkçedir. Örneğin Van Gölü, Eski Öntürkçede EvÜn yani mekan, yer; bazen de Ünvan anlamında kullanılır. Ervan (İravan / Erivan) ise "yiğitler yurdu" anlamındadır.
​Prof. Dr. İlhami Cafersoy şöyle yazmaktadır:
​"Erivan şehri Babil Kraliçesi Demir Am'ın, yani Semiramis'in zamanında Göyçek Er, Urartu döneminde Ereba yani Eroba olarak adlandırılıyordu. Sümer dilinde eba sözcüğü insanların bu dünyadaki, oba sözcüğü ise öte dünyadaki yerleşim yerini ifade eder. Bu konuda M.Ö. 2. bine ait Hatti (Hatay) yazıtlarında ve daha sonraki ilk Hristiyan kroniklerinde bilgiler mevcuttur. Bu kroniklere göre Semiramis, sevgilisi Gegecik Er'i (Göyçek Er) Aras Nehir boyuna hakim tayin eder. Van Gölü ile Göyçe Gölü arası onun adıyla Ereba olarak anılır. Ermeniler başlangıçta Erivan çukurundaki kaleye Erebuni diyorlardı. Urartu dilinde -u aidiyet, -i ise belirtme (yükleme) ekidir. Daha sonra buraya Arinberd adını verdiler. Berd kelimesinin İbranice olduğunu anlayınca, kalenin yakınlarında Kaçarların kurduğu şehre Erivan dediler."
​Cafersoy, Sevan Gölü'nün adı ile ilgili olarak da şunları kaydeder:
​"Birilerinin soyundan gelip Aşxalus'un göbeğinden çıkanların iddialarına göre Sevan Gölü'nün adı Ermenicedir; Ermenicedeki sev yani 'siyah' kelimesinden gelmektedir. Hakikatte ise Sevan, Ön Asya'nın kadim Türk boylarından biriydi. Truva'nın yıkılışından sonra bir kısmı Batı Anadolu'dan Avan (Van) Gölü çevresine çekilmiş, bir kısmı ise İspanya'ya göç etmiştir. Akademisyen Marr, İz Pirineyskoy Qurii adlı eserinde, İspanya ülkesinin Franklar gelene kadar onların adıyla Sepaniya yani 'Sevan Ülkesi' olarak anıldığını yazar. 1753 yılında St. Petersburg'da basılan Kısa Coğrafya Sözlüğünde şöyle yazılıdır: 'İspanya ülke adı, Fenike'den Avrupa'ya gelen Asyalı Sepan boyunun dilinde tavşan demektir (s. 11).' Çünkü onlar kutsal saydıkları totem hayvanlarından birine Sepan yani 'tavşan' diyorlardı. Tavşana sepan, sevan diyen Kıpçaklar, Bizans Devleti'nin güçlü olduğu dönemlerde Hristiyanlığı kabul etmiş; Bizans zayıfladığında ise eski gelenek ve ayinlerine geri dönmüşlerdir." (İlhami Cafersoy, Tarihçi Akademisyen)
​Doğu Anadolu'da Van Gölü içerisinde yer alan Akdamar Adası'nda kurulmuş olan aynı adlı Akdamar Kilisesi (Kutsal Haç Kilisesi), Ermen-Ermen Türklerinin Hristiyanlığı kabul ettikten sonraki Erken Orta Çağ dönemine ait tarihi bir kilisedir. Ağ (Ak) kelimesi kutsal anlamındadır; yani Öntürkçede Ulu Tanrı manasına gelir. Damar ise "Haç" anlamında kullanılmıştır.
​Değerli tarihçi akademisyenimizin görüşlerini dikkate alarak Haylardan bahsetmedim; onlar hakkındaki bilgi ve belgeleri sırası geldiğinde paylaşacağım (çünkü bu Ermen-Ermen Krallığı kurulduğunda Haylar henüz Doğu Anadolu'ya gelmemişlerdi).
​Detaylı bilgi için yararlanabileceğiniz kaynaklar:
​Prof. Dr. Firudin Ağasıoğlu, Doqquz Bitik, II ve III. Ciltler.
​Prof. Dr. İlhami Cafersoy, İber ve Hay Folklorunda Türk Tefekkürünün İzleri ve ilgili makaleleri.
​Kerem Mammadov, Kafkas Halklarının Etnografyası (Ders Kitabı).
​Təvəkgül Nəbioğlu
Ulviyye Mardankızı
















Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru