"BUNU ÇÖZ VE SANA 100 BİN EURO VEREYİM" - ARAP MİLYARDER GÜLDÜ AMA FAKİR BİR KIZ HERKESİ ŞAŞIRTTI...

13-01-2026, 12:04           
"BUNU ÇÖZ VE SANA 100 BİN EURO VEREYİM" -
İstanbul’un göğe uzanan siluetinde, bir iş merkezinin 47. katında gecenin ağırlığı cam duvarlara çarpıyor, lüks bir toplantı salonunda nefesler sayılara takılıyordu. Valid Al-Raşid—Armani takım elbisesi, sert bakışlarıyla—dev ekrandaki rakamların dansını izlerken huzursuzluğunu gizleyemiyordu. Üç saatti Türkiye’nin en iyi matematikçileri ve mühendisleri bir denklemin içinde boğuşuyor, çözüm bir türlü çıkmıyordu. Aynı binanın alt katlarında ise 50 yaşındaki temizlik görevlisi Fatma Hanım sessizce çalışıyor, 8 yaşındaki kızı Leyla annesinin peşini hiç bırakmadan koridorların ışıklı duvarları arasında dolaşıyordu. Şehrin ritmi dışarıda akarken, içeride bir şirketin kaderi, ve fark edilmemiş bir çocuğun kaderi, aynı anda düğümleniyordu. Az sonra, beklenmedik bir ses—ince, kararlı—cam kapıyı itip içeri girdiğinde herkesin hayatı değişecekti.
Valid, başmühendis Dr. Mehmet’in “Daha çok zamana ihtiyacımız var” sözüne keskin bir gülümsemeyle karşılık verdi: “Yarın borsalar açıldığında hâlâ çözüm yoksa, on yıl çöpe gidecek.” Salondaki on iki uzman dizüstü bilgisayarlarına gömülmüş, kâğıtlarda formüller uçuşuyor, hesap makinesi tuşları susmuyordu ama yüzlerde umut yoktu. Valid masaya vurdu: “Bu denklemi çözen kişiye 100.000 euro vereceğim. Nakit. Hemen.” Teklif kulakları açtı ama eller çözüm üretmiyor, zaman akıyordu.
Bu sırada binanın alt katlarında, Fatma temizlik arabasını itiyor, Leyla hayranlıkla beyaz tahtalardaki şekillere ve sayılara bakıyordu. O gece merakı galip geldi; annesinin “o kata çıkma” uyarısına rağmen Leyla sessiz adımlarla merdivenleri tırmanıp cam kapıdan içeriye göz attı. İçeride büyük ekran, ciddi yüzler ve ortalarında uzun boylu yakışıklı bir adam—Valid—vardı. Dilini tam anlamasa da sayılar evrenseldi. O denklemi sanki daha önce görmüştü.
Gerginlik yükselirken Valid bir kez daha masaya yumruk vurdu: “Dört saat oldu! Hâlâ bir çözüm yok mu?” Tam o anda Leyla derin bir nefes alıp içeri girdi. “Affedersiniz,” dedi ince bir sesle. Güvenlik onu durdurmaya kalktı, “Burası çocukların yeri değil.” Ama Leyla, korkusuzca, “Ben Leyla. Annem burada çalışıyor ve ben sizin probleminizi çözebilirim,” dedi. Salonda kahkahalar koptu. Mühendislerden biri alaycı bir tonla, “Bu mu bizi kurtaracak?” diye sordu. Valid önce güldü, sonra kızın gözlerindeki kararlılığı gördü. “Tamam,” dedi, “Eğlenceli olacak. Beş dakikan var.”
Leyla ekrana yürüdü. Karmakarışık semboller ve rakamlar, iç içe geçmiş sınırlar, karmaşık katsayılar… “Sayılar hikâye anlatır,” dedi. “Buradaki x kaybolmuş bir parça gibi, logaritma onu arayan bir aile.” Profesyoneller kaşlarını çattılar; çocuk matematiği masalla anlatıyordu. Leyla ekrandaki bir noktayı işaret etti: “Sorun burada. Bu integralin sınırları yanlış: Sıfırdan sonsuza kadar olmalı, siz 1’den 10’a hesaplamışsınız.” Sessizlik. Dr. Mehmet titreyen ellerle kontrol etti. “Bu… bu mümkün mü?” Leyla devam etti: “Şuradaki katsayı da yanlış. 3.7 değil, 4.2 olmalı. Bir önceki adımda yuvarlama hatası var.” Ardından bir bölüm daha işaret etti: “Bu değişikliklerle sonuç 2473 çıkar. Optimal değer bu.”
Valid hızlıca değişiklikleri girdi. Enter’a bastığında ekranda beliren 2473 salona buz gibi bir sessizlik yaydı. Türkiye’nin en iyi uzmanlarının çözemediği denklem, 8 yaşındaki fakir bir kız tarafından beş dakikada düzeltilmişti. Valid’in yüzündeki alay yok olmuş, yerini hayret ve saygı almıştı. “Leyla… bunu nasıl yaptın?” “Bilmiyorum,” dedi Leyla omuz silkip. “Sayılar benimle konuşuyor.”
Başmühendis sordu: “Okula gidiyor musun?” Leyla’nın yüzü gölgelendi: “Hayır. Annemle birlikte çalışıyorum ama öğrenmek istiyorum.” Valid’in içi sızladı; böylesi bir yetenek eğitimden mahrumdu. “Anneni çağırabilir misin?” dedi yumuşak bir sesle. “Onunla konuşmak istiyorum.”
On dakika sonra Fatma telaşla içeri girdi. “Efendim, kızım rahatsızlık verdi mi? Özür dilerim.” Valid ayağa kalktı: “Hayır. Tersine, kızınız bize çok büyük bir iyilik yaptı.” Dr. Mehmet de şaşkınlıkla, “Bu olağanüstü bir zeka.”
Valid sözünü tuttu: “Söz verdiğim parayı hemen ödeyeceğim. Leyla bunu hak etti.” Fatma’nın gözleri büyüdü. Hayatında hiç görmediği kadar büyük bir rakamdı. “Efendim… bu çok fazla…” Valid kararlıydı: “Bu sadece başlangıç. Leyla’nın en iyi eğitimi almasını istiyorum.” Fatma çekinerek: “Biz çok fakiriz, sizin dünyanızdan değiliz.” Valid döndü: “Dünya aynı dünya. Eşit şans gerekir.”
Valid sadece parayı vermekle kalmadı; Leyla’yı İstanbul’un en prestijli özel okuluna kaydettirmeyi, tüm masrafları karşılamayı, Fatma’ya gündüz saatlerinde iyi koşullarda bir iş vermeyi teklif etti. Şartı tekdi: “Leyla çalışacak, yeteneği kaybolmasın.” Fatma gözyaşları içinde kabul etti. Leyla annesine sarıldı: “Ben okula gideceğim.” Valid, kendi fakir çocukluğunu hatırladı; bir zamanlar ona da fırsat verilmişti. Şimdi sıra ondaydı.
Ertesi gün basın peşine düşse de Valid önemsemedi. Sekreterine özel okul listesi, insan kaynakları ve hukuk departmanıyla burs programı talimatları verdi. Öğleden sonra Leyla ve Fatma ile bir okula gittiler. Müdür, Leyla’yı sınava aldı; sorular giderek zorlaştı, Leyla hepsini saniyeler içinde çözdü. Lise düzeyindeki denklemde bile adımları netti. “Nasıl?” diye sordu öğretmen. “Bilmiyorum. Mantıklı geliyor.”
Halkın Sesi
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]