Çarlıktan Sovyetlere: Ermeni Ulusal Kimliğinin İnşasında Rus Faktörü

Bu gün, 15:54           
Çarlıktan Sovyetlere: Ermeni Ulusal Kimliğinin İnşasında Rus Faktörü
​Ermeni milliyetçiliğinin doğuşu, gelişimi ve modern Ermenistan devletinin tarih sahnesine çıkışı incelendiğinde, bu sürecin en belirleyici aktörünün Rusya olduğu görülür. Ermeni ulusal hareketinin karakteri, klasik sömürge karşıtı milliyetçiliklerden radikal bir biçimde ayrışır: Ermeni milliyetçiliği, Rusya’ya karşı bir bağımsızlık savaşı vererek değil; aksine Rusya’nın bölgesel himayesini, genişlemesini ve gücünü arkasına alarak şekillenmiştir.
​Bu durum, Ermeni siyasi elitlerinin tarih boyunca taşıdığı temel bir paradoksu ve Rusya'nın jeopolitik çıkarlarıyla kurdukları organik bağı gözler önüne serer.
​Kurtarıcı Olarak Rusya İmparatorluğu ve "Güney" Paradoksu
​yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı ve İran hakimiyeti altında yaşayan Ermeni elitleri, kendi başlarına bağımsız bir devlet kuramayacaklarının farkındaydılar. Çevrelerini saran Müslüman imparatorluklara karşı tek çıkış yolunu, Hristiyan bir büyük güç olan Rusya’nın Kafkasya üzerinden güneye inmesinde buldular.
​Bu durum, Ermeni milliyetçiliğinin ilk kuşakları için Rusya’yı bir sömürgeci güçten ziyade bir "kurtarıcı" olarak kodlamalarına yol açtı. 19. yüzyıl boyunca Çarlık orduları Kafkasya’da ilerlerken, Ermeni aydınlar, din adamları ve milliyetçi örgütler Rus ilerleyişini destekledi. Rusya da bu sadakati teşvik etti; çünkü bölgede Osmanlı’ya karşı sınır güvenliğini emanet edebileceği, kendisine sadık tampon bir Hristiyan nüfus kuşağı yaratmak istiyordu.
​Rusya’nın İmtiyazlı Topluluğu ve Kafkasya'daki Büyük Kırılma
​Rus İmparatorluğu, Kafkasya’yı egemenliği altına alarken Ermenileri bölgenin en imtiyazlı topluluğu haline getirdi. Ticarette, bürokraside ve askeri kademelerde Ermenilere geniş alan açıldı. Bu imtiyazlı ortaklığın en karanlık sayfalarından biri ise Kafkasya'nın kadim Müslüman halklarına yönelik politikalarda yazıldı.
​Çerkes Sürgünü ve Soykırımı (1864): Çarlık Rusyası, Kafkasya'yı tamamen Ruslaştırmak ve Müslüman unsurlardan arındırmak amacıyla Çerkesleri hedef aldığında, Çarlık ordusu içindeki Ermeni subaylar, askerler ve yerel milisler bu süreçte başat bir rol oynadılar. Ermeni elitleri, Çerkeslerin trajedisini ve boşaltılan stratejik Kafkas topraklarını, kendi demografik ve siyasi genişlemeleri için bir fırsat olarak gördüler. Müslüman halkların sürülmesi veya katledilmesi, Rusya-Ermeni ittifakının bölgedeki egemenlik alanını pekiştirdi.
​Erivan’ın Çekirdekleşmesi ve Demografik Dönüşüm
​Modern Ermenistan’ın kuruluşu, tarihsel olarak Türk ve Müslüman nüfusun yoğun olduğu topraklarda oldu.
​1828 Türkmençay Antlaşması: Rusya, İran’dan Erivan Hanlığı topraklarını alarak bugünkü Ermenistan'ın çekirdeğini oluşturdu.
​Demografik Dönüşüm: O dönemde Erivan ve çevresi, aslında Azeri nüfusun yoğun olduğu bir bölgeydi. Rus idaresiyle birlikte Osmanlı ve İran topraklarından yüz binlerce Ermeni bu bölgeye planlı şekilde göç ettirildi.
​Siyasi Müdahale: 1918 sürecinde, Azeri siyasetinin de hak iddia ettiği bu topraklarda, diplomatik hamlelerle Azeri direnişinin sonlandırılması ve Azeri unsurların şehirden çekilmesi sağlandı. Böylece tarihsel olarak Van veya Muş kadar merkezi bir öneme sahip olmayan, adının kökeni Farsça "Yola revan olmak"tan gelen Erivan, yeni devletin merkezi oldu.
​Türk-İslam Mirasının Tasfiyesi, "Farslaştırma" ve Toponimi Savaşı
​Modern Ermenistan, tarihsel olarak Türk-İslam kültür varlıklarına ev sahipliği yapan topraklarda kuruldu. Ancak devletleşme sürecinde, bu geçmişi tamamen unutturmak amacıyla sistemli bir kültürel kimliksizleştirme politikası uygulandı. Bu politikanın en büyük ayaklarından biri toponimi (yer isimleri) bilimi üzerinden yürütüldü.
​Kültürel Yapıların Yok Edilmesi: Türk-İslam kültürüne ait camiler, mescitler ve mezarlar yok edildi. 19. yüzyıl Çarlık Rusyası istatistiklerine ve seyyahların notlarına göre Erivan'da onlarca cami, medrese, mescit, kervansaray ve Türk-İslam mezarlığı bulunuyordu. Revan Kalesi içindeki camiler başta olmak üzere; Abbas Mirza Camii, Zal Han Camii ve Demirbulak Camii gibi abidevi eserler, mezarlıklar ve türbeler Sovyet döneminde ve Ermenistan’ın bağımsızlığı sürecinde tamamen yıkılarak yok edildi.
​Mirasın Kimlik Değiştirmesi (Farslaştırma): Azerbaycan Türklerine ait mescit ve kültürel eserlere, bölgedeki Türk tarihi izlerini silmek amacıyla bilinçli olarak "Fars kültürü" dediler. Bugün Erivan’da ayakta kalan tek tarihi cami olan ve Revan Hanı Hüseyin Ali Han tarafından inşa ettirilen Gök Cami (Mavi Cami), aslen bir Azerbaycan Türk-İslam mimarisi eseri olmasına rağmen, Ermenistan resmi makamları tarafından "Fars Camii" olarak etiketlendi ve bu şekilde dünyaya tanıtıldı.
​Yer İsimlerinin Ermenileştirilmesi ve Direnen Hafıza: Ermenistan Yüksek Sovyeti ve bağımsızlık sonrası hükümet kararnameleriyle; binlerce köy, kasaba, nehir ve dağ ismi Türkçeden Ermeniceye çevrildi. Örneğin; Karakilise Vanadzor’a, Hamamlı Spitak’a, Basargeçer Vardenis’e, Celaloğlu Stepanavan’a dönüştürüldü. Ancak tüm bu resmi silme çabalarına rağmen, coğrafyanın köklü Türkçe yer isimleri hem halk hafızasında hem de tarihi haritalarda varlığını korumaya devam etmektedir. Özellikle yerel halkın dildeki alışkanlıkları, dağ, nehir, otlak ve geçit isimlerindeki Türkçe kökenler (Gökçe/Sevan Gölü çevresi, Alagöz/Aragats Dağı etekleri vb.) tamamen ortadan kaldırılamamıştır. Bu durum, coğrafyanın gerçek kimliğini haykıran linguistik birer belge niteliğindedir.
​Serdarabad: Kurucu Bir Mit mi, Askeri bir Zafer mi?
​Ermenistan resmi tarih tezi, 21-29 Mayıs 1918 tarihleri arasında yaşanan Serdarabad (Sardarapat) Muharebesi’ni "Osmanlı'yı bozguna uğratan destansı bir ulusal varoluş zaferi" olarak sunar. Ancak askeri arşivler ve jeopolitik gerçeklikler incelendiğinde, bu olayın boyutu ile niteliğinin ciddi bir ulus inşa mitine dönüştürüldüğü görülür.
​Gerçeklik Payı: Fiziksel olarak bölgede bir çatışma yaşanmıştır. Rus ordusunun çekilmesiyle Erivan kapılarına dayanan Osmanlı birlikleri ile arkasında sığınacak yeri kalmayan Ermeni milisleri arasında yerel çarpışmalar olmuştur.
​Mite Dönüşen Kısım: Osmanlı ordusunun bu hatta durması Ermeni askeri dehasından ziyade, Enver Paşa’nın asıl stratejik hedef olarak Bakü petrollerine (Kafkas İslam Ordusu projesine) odaklanmasıyla ilgilidir. Erivan hattındaki Osmanlı birlikleri lojistik sınırlarına ulaşmış, uzayan hatlar nedeniyle yorulmuş yan kollardı.
​Diplomatik Uzlaşı: Çatışmalar sürerken Batum’da barış görüşmeleri zaten yürütülüyordu. Osmanlı yönetimimi, Kafkasya'da kalıcı olmak yerine, sınırlarını kendisinin dikte ettiği zayıf ve küçük bir Ermenistan devletinin kurulmasına diplomatik olarak razı olmuştu. Osmanlı ordusu ezici bir yenilgi aldığı için değil; lojistik tıkandığı, asıl hedef Doğu (Bakü) olduğu ve Batum Antlaşması ile siyasi uzlaşı sağlandığı için geri çekilmiştir.
​Dolayısıyla Serdarabad; dağınık ve morali bozuk bir topluluktan "kendi küllerinden doğan bir ulus" imajı yaratmak için tarihsel boyutu katbekat abartılmış kurucu bir efsanedir.
​Tehcir, Sovyet Rusya ve Kültürel Ayrıcalıklar
​1915 yılında, Osmanlı İmparatorluğu'nda azınlıkta oldukları topraklarda bağımsız bir devlet kurmaya kalkan Ermeniler, isyan ve savaş şartları neticesinde tehcir edilince Rus kontrolündeki bölgelere göç ettiler. Bu zorunlu göç dalgası, Erivan ve çevresindeki Ermeni nüfus yoğunluğunu kalıcı hale getirdi. Nitekim 1918’de Rus orduları Erzurum’u işgal ederken, bölgeye göç eden Ermeni milliyetçi unsurları da onlarla birlikte hareket ederek intikam saldırılarında bulundular.
​1918’de kurulan ilk Ermenistan Cumhuriyeti kısa ömürlü oldu ve 1920’de Sovyetleşti. Ermeniler, Çarlık döneminde olduğu gibi Sovyet Rusya döneminde de imtiyazlı bir topluluk olma konumlarını sürdürdüler. Birçok Sovyet halkının aksine, Ermenilere çok ciddi bir kültürel serbestlik tanındı:
​Kültürel İstisna: Sovyetler Birliği'ndeki katı homojenleştirme ve Ruslaştırma politikalarına rağmen, Ermenilerin kendi milli alfabesini (Mesrop Maştots alfabesi) kullanmasına ve korumasına izin verildi. Ermeni dili ve kültürü, Sovyet sistemi içinde kurumsal bir koruma kalkanına sahip oldu.
​Bu durum, Rusya’yı Ermeni kolektif hafızasında yalnızca bir işgalci değil, aynı zamanda fiziksel ve kültürel bir varoluş garantörü haline getirdi.
​Modern Dönemdeki Asimetrik Nüfus Dengesi
​Tarihsel süreçte yaşanan bu demografik mühendislik ve etnik tasfiye politikaları, günümüz Kafkasya'sında çarpıcı ve asimetrik bir tablonun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bugün, tarihsel olarak Azerbaycan Türklerinin çoğunlukta olduğu bizzat Batı Azerbaycan topraklarında (modern Ermenistan’da) tek bir Azerbaycanlı Türk kalmamış, bu nüfus tamamen temizlenmiştir. Buna karşılık, tüm yaşanan çatışmalara ve tarihsel gerilimlere rağmen, komşu Azerbaycan topraklarında varlığını sürdüren ve yasal güvence altında yaşayan bir Ermeni azınlığı hâlâ mevcuttur. Bu tezat, bölgedeki demografik dönüşümün ne denli tek taraflı ve radikal bir biçimde yürütüldüğünün en somut göstergesidir.
​Sonuç: Ermeni milliyetçiliği tarih boyunca Rusya’dan kurtulmak için değil, çoğu zaman Rusya’nın yardımıyla, hamiliğiyle ve bölgedeki stratejik çıkarlarıyla uyum içinde ayakta kalmak için şekillendi. Rusya'nın sağladığı imtiyazlarla palazlanan, Kafkasya'nın yeniden dizaynında rol oynayan, bölgenin kadim Türk-İslam mimarisini yok edip kalanları "Fars eseri" diye sunarak ve binlerce yıllık Türkçe yer isimlerini kanunlarla değiştirerek coğrafyayı suni biçimde homojenleştiren Ermeni milliyetçiliği, Rusya taraftarlığı ile her zaman iç içe gelişti. Bu durum, modern Ermenistan’ın bugün bile jeopolitik düzlemde yaşadığı en temel paradokstur.
​Kaynakça
1.​Bournoutian, George A. (1992). The Khanate of Erevan Under Qajar Rule: 1795-1828. Mazda Publishers.
2.​Hovannisian, Richard G. (1971). The Republic of Armenia: The First Year, 1918-1919 (Vol. 1). University of California Press.
3.​McCarthy, Justin (1995). Death and Exile: The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims, 1821–1922. Darwin Press.
Tanay Yücel












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru