Kızılderili Kadınlara Zorla Kısırlaştırma Uygulaması
Bu gün, 10:04

Kızılderili Kadınlara Zorla Kısırlaştırma Uygulaması:
Kanadalı doktorların, 20. yüzyılda yerli Kızılderili halka karşı ırkçı politikalar kapsamında uygulanan “rıza dışı kalıcı kısırlaştırma” işlemine hala devam ettiği ortaya çıkmıştı.
2022 yılında Kanadalı yayın kuruluşu CTV News’in, kendisi de Kızılderili olan muhabiri Creeson Agecoutay’ın haberine göre, kendisinin kız kardeşi de dahil olmak üzere yerli Kızılderili soyundan gelen birçok kadın, ilk doğumlarından sonra kalıcı olarak kısırlaştırılıyor.
Kendi kız kardeşinin yaşadığı olaydan yola çıkarak araştırmasını yapan Creeson Agecoutay, yerli soydan gelen kadınlara doğum anında veya hemen öncesinde sözleşme imzalattıklarını söyledi.
Sözleşme, bir madde dışında hastanede doğum yaptırmaya rıza gösteren sözleşmeler ile birebir aynı.
Tek fark ise, beyaz kadınlarda olmayan o madde: “Kalıcı olarak kısırlaştırma işlemi tüp ligasyonu yapılmasına rıza gösterdiğimi beyan ediyorum” maddesi.
Doğuma birkaç dakika kala veya doğum esnasında imza attırılan Kızılderili kadınlar, o anda sözleşmenin hiçbir maddesini okuyamıyor.
Yaşadıkları deneyimi aktaran Amerikan yerlisi kadınlar, doğum esnasında sadece çocuklarının sağlıklı doğmasını düşündüklerini ve doktorluk gibi kutsal bir meslekten art niyet beklemediklerini söyledi.
Kalıcı olarak kısırlaştırıldığını anlayan kadınlar, durumu fark edince hastanelere muayene olmaya gittiklerini ifade etti.
Ancak hastaneler, “kalıcı olarak kısırlaştırılmıştır” belgesini vermedi. Bunun yerine, muayeneye gelen Kızılderili kadınları “bu belgeyi başka hastaneden alın” diyerek kapı kapı dolaştırdılar.
Halk arasında “tüp bağlama” olarak bilinen yöntemle kadınların rahim tüplerinin bağlanması, kesilmesi yahut rahmin önemli bir kısmının alınması şeklinde yapılabilen bu kısırlaştırma yöntemi, hamilelik ihtimalini yüzde 99.9 oranında ortadan kaldırıyor.
Kızılderili hak örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, yapılan uygulamanın sokak hayvanlarına yapılan kısırlaştırma işlemine benzediğine dikkat çekti. Sosyal medya paylaşımları ve basın açıklamalarında şu sözleri söylediler: “İnsan muamelesi bile görmüyoruz. Resmen hayvan yerine konuluyoruz. Bizim üreme ve yaşama hakkımız eşit görülmüyor.”
Sevim Damla

