Bozkırda ölüm hiçbir zaman bir son olmadı.

Bu gün, 15:14           
Bozkırda ölüm hiçbir zaman bir son olmadı.
Eski Türk için ölmek, yok olmak değil, uçmaktı. Gök Tengri'nin ebedi maviliğine, ataların ruhlarının beklediği Uçmağ'a göçtü. Bu yüzden beden, ruhun geçici otağıydı ama kutsaldı, saygı görmeliydi, korunmalıydı. Türk insanı, binlerce yıldır bu inançla ölüsünü toprağa değil, sonsuzluğa uğurladı. Mezar yapmadı, ev yaptı. Yas tutmadı, destan yaktı.
O evin adı Kurgan'dı. Kurgan kelimesi, korumak, tahkim etmek, korugan demektir. Basit bir yığın değildir. Dıştan bakınca bozkırın ortasında bir tepe gibi durur ama içi, ahşaptan, keçeden, taştan yapılmış gerçek bir yaşam alanıdır. Arkeoloji bize kurganların iç mimarisinin, ölen kişinin statüsüne göre, bir otağ gibi düzenlendiğini gösteriyor. Ortada hanın kendisi, etrafında atları, silahları, halısı, kımız kadehi, altın kemeri. Çünkü Türk, ölümden sonra hayatın bu dünyadaki hayatın devamı olduğuna inanırdı. 600'den fazla kurganı ile Pazırık Kültürü bize gösteriyor ki, kurganlar sunakları ve etrafındaki taş düzenlemeleriyle tek başına bir mezar değil, bir mezar anıt kompleksi olarak tasarlanmıştır.
Gömme törenine Yuğ denirdi. Yuğ, bir ağıt değil, bir uğurlama şöleniydi. Kağan öldüğünde yas ilan edilir, atların kuyrukları kesilir, yüzler bıçakla çizilirdi. Ama asıl büyük olan, Atlı'nın atıyla birlikte gömülmesiydi. Türk atı, sadece bir binek değil, kardeşti, kanattı. Kağan Uçmağ'a yaya gidemezdi. Çin kaynaklarının da doğruladığı gibi, bazen yakma, çoğunlukla toprağa yerleştirme yapılırdı. Berel, Pazırık ve Altay kurganlarında gördüğümüz gibi, Saka'dan Hun'a, Hun'dan Göktürk'e kadar bu gelenek hiç bozulmadan devam etmiştir. Bu, bir milletin binlerce yıllık kültürel sürekliliğinin en sarsılmaz kanıtıdır.
Kurganın başında ise sessiz bir ordu bekler: Balballar. Balbal, bir mezar taşı değildir, bir zafer nişanesidir, bir hesap defteridir. Orta Asya'da Şamanlık inancının en güçlü olduğu dönemde, ölen alpın kurganı etrafına, hayattayken öldürdüğü düşman sayısı kadar taş heykel dikilirdi. Kurganın başında fazla balbal varsa, o kişi o kadar büyük bir kahramandır. Her balbal, bir düşmandır ve inanca göre o düşman, öteki dünyada artık o alpa ebediyen hizmet edecektir. Elinde kılıcıyla dikilen o taş adamlar, aynı zamanda Kurgan Stelae olarak da anılır ve anıt niteliğindedir. Bugün Kırgızca'da balbal hala ata, dede demektir.
Ve en sarsıcı gerçek: Eski Türk, bedeni çürümeye bırakmazdı. Mumyalardı. Bu, Mısır'a öykünme değil, bozkırın kendi aklı ve tıbbıydı. Sibirya-Altay bölgesi ile İskit sahasında bulunan kurganlar, sadece eşya değil, tıbbi bilgi de saklar. Özellikle Pazırık kurganlarında çıkan cesetlerin mumyalanmış olması, bu tekniğin binlerce yıldır uygulandığını kanıtlar. Arkeolojik bulgulara göre Altay, Pazırık, Isık, Turfan, Tuva kurganlarında mumyalama geleneği süreklidir. İç organlar çıkarılır, beden özel otlar, reçineler, tuz ve balmumu karışımlarıyla doldurulur, deri özenle dikilir, vücuda dövme yapılır ve dondurucu soğukta korunurdu. Mumyalanmış cesetlere sahip kurganlar, Eski Türklerin anatomisinin şifrelerini sunar. Bu, hurafe değil, ileri bir hekimliktir.
İşte bu yüzden Pazırık Halısı çürümedi. Dünyanın en eski düğümlü halısı, bir kurgandan çıktığı için bugün Ermitaj'da duruyor. Altay Prensesi'nin, Ukok Prensesi'nin vücudundaki geyik dövmeleri 2500 yıldır silinmedi. Issık Kurganı'ndaki Altın Elbiseli Adam, 4000 parçalık altın zırhıyla hala ayakta. Berel Kurganı'nda atlar, koşum takımlarıyla, sanki yarın sefere çıkacakmış gibi gömülü bulundu. Bütün bunlar, Pazırık kültüründeki kurganların birer "ölü evini" temsil ettiğini, hatta ilk Türk devletlerinin kışlaklarının düzenini tekrarladığını gösteriyor. Bu durum, eski Türklerde ölümden sonraki hayat inancının en kuvvetli göstergesidir.
Bu inancın kaynağı Gök Tengri'dir. Tengricilikte evren üç kattır: Gökte Ülgen ve Gök Tengri, yeryüzünde insan ve Umay Ana, yer altında Erlik Han. Ölüm, ruhun bu katlar arasında yolculuğudur. Kam, ölenin ruhuna yol gösterir. Beden mumyalanarak korunur çünkü ruh, Uçmağ yolculuğunda bedenini tanımalıdır. Balbal dikilir çünkü ruh, öteki dünyada yalnız ve hizmetkarsız kalmamalıdır. At kurban edilir çünkü ruhun Tulpar'a ihtiyacı vardır. Burada Arap'tan, Fars'tan alınma bir kadercilik yoktur, korku yoktur, cehennem tacirliği yoktur. Doğayla iç içe, akılcı, cesur ve özgür bir Türk dünya görüşü vardır.
Atatürkçü ve seküler bakış işte tam da bu noktada anlam kazanır. Atatürk, Türk tarihini Göktürk kitabelerinde, Orta Asya kurganlarında aramamızı söyleyerek bize en büyük devrimi yaptı. Bizi Arap çöllerinin masallarından alıp, Altay'ın gerçeklerine döndürdü. Kurganları kazmak, balbalları okumak, mumyaları incelemek, bir mezar soygunculuğu değil, bir milletin hafızasını geri kazanmasıdır. Laik bilim, bize şunu söyler: Türk milleti, tek tanrılı dinlerden binlerce yıl önce de ölüsüne saygılıydı, tıp biliyordu, sanat yapıyordu, devlete inanıyordu. Seküler arkeoloji, Tengri inancının bir batıl inanç değil, bir doğa felsefesi olduğunu kanıtlıyor.
Bugün bozkırda bir kurganın üzerine çıktığında rüzgar hala aynı şeyi fısıldar: Biz ölmedik, biz buradayız. O kurganlar birer tümülüs değil, Türk'ün tapusudur. O balballar birer taş değil, Türk'ün nüfus cüzdanıdır. O mumyalar birer ceset değil, Türk'ün atasıdır, yaşayan kanıtıdır. Ne zamanki bir Türk çocuğu, atalarının ölüsünü bile çürütmeden koruyacak kadar ilim sahibi olduğunu, ölüsünün başına düşmanının heykelini dikecek kadar gururlu olduğunu öğrenirse, işte o zaman kimse o milleti esir edemez. Ruhlar uçmadı, o kurganlarda bizi bekliyor.
Kaynakça
Dergipark - Türk Ölüm Adetleri ve Balbal Taş Geleneğinin Şahideler Üzerindeki Manevi İzleri
Dergipark - Eski Türklerde Ölü Gömme Uygulamaları Üzerine Bir Değerlendirme
Dergipark - Ölü Gömme Gelenekleri Bağlamında Berel Kurganları
Dergipark - Eski Türklerde Mumyalama Teknikleri ve Kullanılan Tıbbi Malzemeler
Dergipark - Bozkır Kültür Tarihi Araştırmalarında Pazırık Kurganları ve En Erken Devirlerden Türk Mezarlarına Ölü Yakımı Uygulaması
Vikipedi - Balbal ve Kurgan stelae maddeleri
S. V. Rudenko - Pazırık Kazıları, Altay Kurganları (1947-1953)
Jean-Paul Roux - Eski Türk Mitolojisi, BilgeSu Yayınları
Bahaeddin Ögel - Türk Kültür Tarihine Giriş, Cilt II
UNESCO Dünya Mirası Listesi - Altay'ın Altın Dağları, Pazırık Kültürü alanı
Türk Tarihi ve Mitolojisi












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru