TÜRK VE TÖRE
Bu gün, 09:04

TÜRK VE TÖRE: Tarih boyunca Türklerin gücü ve bağımsızlığı, binlerce yıllık geçmişe sahip olan ve toplumsal adaleti sağlayan "Töre"ye dayanmaktaydı.
Türk Töresi; kast sistemini reddeden, inanç özgürlüğünü savunan, yöneten ile yönetilenin eşit haklara sahip olduğu, kadın-erkek eşitliğini gözeten ve liderlerin Kurultay tarafından seçilip görevden alınabildiği demokratik bir yapıya sahipti. Bu düzen sayesinde Türkler, yaratan ile kul arasında hiçbir ruhban sınıfına (aracıya) izin vermeyerek doğallıkla laik, eşitlikçi ve güçlü bir ulus bilinci geliştirdiler.
Ancak ne zaman ki Türk devletleri bu köklü Töre’yi terk edip Çin, Hindistan veya Avrupa tarzı veraset temelli hanedan sistemlerine geçiş yaptı, işte o zaman hem Türk dünyası hem de yeryüzü büyük savaşların ve yıkımların yaşandığı bir kan gölüne döndü.
Bu süreç, özellikle 17. yüzyıldan sonra sömürgeci güçler tarafından üretilen ve yönlendirilen milliyetçilik akımlarıyla daha da derinleşti. Büyük imparatorlukları parçalamak amacıyla bağımsızlık ve özgürlük sloganları altında din ve ırk unsurları birer araç olarak kullanıldı. İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin gibi sömürgeci devletler; Osmanlı, Almanya ve Japonya gibi devasa imparatorlukları böl-parçala-yut taktiğiyle tasfiye ederek kendi küresel sömürge ağlarını kurdular. I. Dünya Savaşı bu paylaşımın ilk büyük sahnesiyken, II. Dünya Savaşı ise tamamen bu sömürge pastasından "kim daha çok pay alacak" kavgasından ibaretti.
Sonuç olarak, küresel güçlerin yalanlar üzerine kurguladığı bu sömürgeci çarkı kırmanın ve Türk dünyasını yeniden ayağa kaldırmanın tek kesin yolu; hanedan çatışmalarını ve yabancı ideolojileri bir kenara bırakarak, Türk ulus bilincinin özü olan adalete, eşitliğe ve liyakate dayalı Türk Töresi'ni yeniden canlandırmak ve bu sağlam temel üzerinde Turan'ı inşa etmektir.
Kara Oğuz

