Yakın tarihte tarih yapan etkin görünmezler-47
Bu gün, 17:54

Yakın tarihte tarih yapan etkin görünmezler-47:
Albay Sir Alfred "Toby" Rawlinson (3. Baronet) (1867-1934)
1918 işgal antlaşması Mondros Mütarekesi’nin ardından Doğu Anadolu ve Kafkasya coğrafyasında Britanya İmparatorluğu adına en kritik satranç hamlelerini yapan istihbarat ve kontrol subayı.
Gerek Türk tarih yazımında gerekse Britanya devlet arşivlerinde çok boyutlu bir stratejik aktör.
İngiliz emperyalizminin Doğu Anadolu’yu silahsızlandırıp Ermenistan projesine dahil etmek için illegal operasyonlar yürüten nitelikli bir elit istihbaratçı.
Türkiye millî hareketinin bağımsızlık iradesini ve karşı karşıya geldiği paşaların kurmay başarısını hafife almasının bedelini, Taşkesen’de silahlarını kaybederek, Mustafa Kemal Paşa’dan tarihî bir diplomatik cevap alarak ve en nihayetinde Erzurum’da 20 ay esir tutularak ödemiş; Ankara Hükümeti’nin bu süreci Malta Sürgünleri ile takas etmesini, millî devlet oluşum sürecinde bağımsızlık ve egemenlik tesciline şahid olmuş bir asker.
Alfred Rawlinson, Viktorya ve Edward dönemleri Britanya’sının askerî, siyasi ve entelektüel elit tabakasının en üst basamağına mensup aristokrat bir ailede dünyaya gelmiş; 17 Ocak 1867 tarihinde Londra’nın en seçkin semti Mayfair’de doğmuş.
Babası, çivi yazısını çözen dünyaca meşhur Asurolog, oryantalist, diplomat ve general Sir Henry Creswicke Rawlinson’dır.
Ağabeyi ise I. Dünya Savaşı’nda Batı Cephesi’ndeki meşhur Amiens Muharebesi’ni yöneten ve ardından Hindistan Ordusu Başkomutanlığı yapan General Henry Rawlinson (1. Baron Rawlinson)’dır.
İngiliz aristokrasisinin beşiği kabul edilen Eton College'da eğitim görmüş, ardından Sandhurst Kraliyet Askerî Akademisi’ni bitirerek 17th Lancers birliğinde subaylığa adım atmış.
Aile geçmişi sayesinde ana dili İngilizcenin yanı sıra çok iyi derecede Fransızca ve Almanca öğrenmiş. Doğu görevleri sırasında sahada pratik düzeyde Türkçe ve biraz Rusça da öğrenmiş olsa da, operasyonlarında büyük oranda profesyonel tercümanı (özellikle yardımcısı Ankers) vasıtasıyla iletişim kurmuş.
Klasik ve monoton bir asker profilinin dışına taşan Rawlinson, 1900 Paris Olimpiyatları’nda polo dalında altın madalya kazanan takımda yer almış, İngiltere’nin ilk motor yarışı pilotlarından ve erken dönem havacılık öncülerinden biri olarak sosyetede şöhret kazanmış.
Dünya görüşü olarak katı bir Britanya emperyalizmine ve Anglo-Sakson üstünlükçülüğüne inanmakla birlikte, sahadaki askerî gerçekleri pragmatik şekilde analiz edebilen bir kurmay akla sahip olmuş.
Gençlik yıllarında ordudan ayrılarak yarış pilotluğuna ve teknik yeniliklere odaklanan Rawlinson, 1914 yılında Büyük Savaş’ın patlak vermesiyle aktif hizmete geri dönmüş.
Savaşın ilk yıllarında 4. Kraliyet İrlanda Ejderha Muhafızları bünyesinde yarbay rütbesiyle Batı Cephesi’nde motorlu irtibat ve kurmay işlerinde görev almış, Aubers Ridge Muharebesi’nde yaralanmış. İyileşme sürecinin ardından Royal Naval Volunteer Reserve bünyesinde Londra’nın hava savunmasında önemli roller üstlenmiş.
Savaşın son evresi olan 1918 yılında ise, coğrafî ve kültürel adaptasyon yeteneği sebebiyle Orta Doğu ve Kafkasya cephesine kaydırılmış.
Burada, General Lionel Dunsterville komutasındaki seçkin ve gizli istihbarat/operasyon gücü olan Dunsterforce bünyesinde "Özel Hizmet Subayı" olarak görev almış.
Hazar Denizi havzasında, Bakü-Tiflis demiryolu hattının korunmasında ve Kuzey Kafkas aktörleri nezdindeki örtülü faaliyetlerde aktif rol oynayarak bölgedeki etnik, siyasî ve askerî dengeler konusunda derin bir "sınır istihbaratı" tecrübesi edinmiş.
Savaş boyunca sergilediği bu yüksek performans, kendisine CMG, DSO ve CBE nişanlarını kazandırmış.
30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından Britanya Karadeniz Ordusu Komutanı General George Milne tarafından Doğu Anadolu Yüksek Kontrol Subayı ve askerî ataşe olarak görevlendirilen Rawlinson, 22 Nisan 1919’da küçük bir askerî müfreze eşliğinde Batum ve Trabzon üzerinden Erzurum’a ulaşmış.
Bu süreçte Kars, Batum ve Tiflis hatlarında da mekik dokumuş. Kars'ta Vali Preston ile müttefik planlamaları yürütürken General Thomson gibi üst düzey karar vericilerle koordinasyon sağlamış.
Albay Rawlinson’ın Anadolu’daki faaliyeti, uluslararası hukuk ve egemenlik hakları açısından tam bir ikili matris sergilemiş.
Resmî ve formel örevlerini icra ederken gizli ve örtülü faaliyetlerde de bulunmuş.
Resmî ve formel örevleri Mondros mütareke şartlarının uygulanmasını gözetmek, Osmanlı 9. Ordusu'nun (15. Kolordu) terhis işlemlerini denetlemek, Türk birliklerinin elindeki fazla silahların sürgülerini ve top kamalarını söktürerek silahsızlandırmayı kontrol etmek iken;
bölgede bağımsız bir Ermenistan devletinin kurulabilmesi adına jeopolitik zemin etüdü yapmak, Türk ordusundan toplattığı silah ve mühimmatı gizlice tren hatlarıyla Kafkasya’daki Ermeni birliklerine sevk etmek, Kürt aşiret liderleriyle gizli temaslar kurarak böl-yönet stratejisi doğrultusunda Londra’ya Kürt ayaklanmalarını teşvik edecek operasyonel raporlar sunmak faaliyetlerinde de bulunmuş.
Rawlinson’ın Erzurum merkezli emperyal planları, Türk Millî Mücadelesi’nin iki öncüsü olan Mustafa Kemal Paşa ve Kâzım Karabekir Paşa’nın kararlı duruşları ve kurmay taktikleri karşısında başarısız olmuş (Temmuz-Ağustos 1919).
Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum’a gelişinin hemen ardından Rawlinson, Türk tarafının stratejik niyetini tam anlamak ve yaklaşmakta olan Erzurum Kongresi’ne yönelik tedbir almak maksadıyla 9 Temmuz 1919’da Mustafa Kemal Paşa'yı ziyaret etmiş. Görüşmede Rawlinson, İngiliz imparatorluk kibriyle, İngiltere Hükümetinin bu kongrenin toplanmasına müsaade edip etmeyeceğini konuşmuş.
Mustafa Kemal Paşa ise bu ültimatom karşısında kongre için kimseden müsaade istemediğini, böyle bir müsaadenin verilip verilemeyeceğinin söz konusu olmadığını, buna Milletin karar verdiğini, kongrenin toplanacağını, müdahale edilirse mecburî ve zarurî olarak kuvvete kuvvetle karşı koyulacağını ifade etmiş.
Bu durum karşısında Rawlinson geri adım atmak zorunda kalmış.
15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa, Rawlinson’ın silahsızlandırma ve depo tespit taleplerini sürekli olarak stratejik argümanlarla oyalamış. Rawlinson’ın toplattığı mühimmatı Ermeni birliklerine gönderme çabası, 26 Temmuz 1919’da "Taşkesen Hadisesi" olarak bilinen baskınla son bulmuş. Karabekir Paşa’ya bağlı Türkiye birlikleri, Taşkesen mevkiinde treni durdurarak silahlara el koymuş ve Rawlinson’ın hukuksuz sevkiyatını suçüstü durdurmuş.
Ertesi gün yapılan görüşmede Karabekir Paşa, Rawlinson’a artık tek bir silah parçasının dahi teslim edilmeyeceğini deklare etmiş.
Rawlinson, Doğu Anadolu’daki millî hareketi ve millî mücadelenin durumunu İngiliz Kabinesi’ne bizzat rapor etmek üzere Londra’ya gitme kararı almış. Ancak gitmeden önce, 6 Ağustos 1919’da ödenek sıkıntısı sebebiyle düştüğü mâlî darboğazdan kurtulmak için ironik bir şekilde Kâzım Karabekir Paşa’ya başvurmuş. Resmî senet mukabilinde Türkiye 9. Kolordu kasasından 1.200 lira borç para alan Rawlinson, bu parayla İngiltere’nin yolunu tutmuş.
11 Ağustos 1919 civarında Londra’da Lord Curzon ve Savaş Kabinesi yetkililerine sunduğu raporda Rawlinson, Anadolu’daki millî hareketin hafife alınmaması gerektiğini, Mustafa Kemal ve Karabekir’in arkasında büyük bir halk desteği bulunduğunu bizzat rapor eden ilk İngiliz görevlilerden biri olmuş.
İngiliz Hükümeti’nin talimatı ve General Milne’in emriyle Mustafa Kemal Paşa ile gayriresmî diplomatik temas hatları kurmak ve gelişmeleri yerinde izlemek maksadıyla Şubat 1920’de yeniden Erzurum’a dönen Rawlinson, kısa süre sonra radikal biçimde değişen siyasî dengelerin ve askerî taktiklerin kurbanı olmuş.
İtilaf Devletleri’nin 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal etmesi, Osmanlı Meclis-i Mebusan’ını basarak Rauf Orbay başta olmak üzere devlet adamlarını tutuklayıp Malta’ya sürgüne göndermesi üzerine Mustafa Kemal Paşa, misilleme olarak Anadolu’daki İtilaf subaylarını tutuklatmış.
Kâzım Karabekir Paşa, 19 Mart 1920’de Erzurum’daki İngiliz karargahını kuşatmış. Rawlinson ilk etapta dirense de Türkiye millî hareket askerinin kararlı duruşu karşısında maiyetiyle birlikte teslim olmuş.
Rawlinson, Erzurum’da yaklaşık 20 ay boyunca ev hapsinde ve tutukluluk şartlarında kalmış. Ağabeyi General Henry Rawlinson’ın Britanya askerî ve siyasî elitleri arasındaki ağırlığı sebebiyle bu tutuklama Londra’da büyük bir etki oluşturmuş; İngiliz basını ve Parlamentosu, Rawlinson’ın bırakılması için hükümete yönelik büyük bir baskı kampanyası başlatmış.
Ankara Hükümeti ise Rawlinson’ın bu yüksek "taktiksel rehine" değerini diplomatik bir koz olarak sonuna kadar kullanmış.
Diplomatik müzakerelerin ardından, Ekim-Kasım 1921 tarihinde Ankara Hükümeti ile Britanya arasında imzalanan esir değişimi anlaşması uyarınca, Albay Rawlinson ve beraberindeki İngiliz tutsaklar, Malta’da sürgünde bulunan Türk devlet adamlarının ve subaylarının (Malta Sürgünleri) tamamının istisnasız serbest bırakılması karşılığında İnebolu'da esir değişimi yapılarak, İnebolu üzerinden İngiltere’ye iade edilmiş.
Bu hamle, Ankara’nın uluslararası alanda eşit bir diplomatik aktör olarak İngiliz İmparatorluğu’na karşı kazandığı en büyük esir diplomasisi başarılarından biri olarak tarihe geçmiş.
İngiltere’ye döndükten sonra aktif askerî kariyerini sonlandıran Sir Alfred Rawlinson, ömrünün kalan kısmında Anadolu ve Kafkasya’da yaşadığı bu fırtınalı dönemi kaleme almaya odaklanmış.
1923 yılında yayımladığı Adventures in the Near East, 1918-1922(Yakın Doğu’da Maceralar) isimli hatıratı, mütareke döneminin, Kafkasya’daki etnik çatışmaların ve Türk Millî Mücadelesi’nin ilk günlerinin "karşı tarafın/düşmanın gözünden" incelenmesinde günümüzde en temel birinci el akademik kaynaklardan biri kabul edilmiş.
Rawlinson hatıratında, her ne kadar İngiliz çıkarlarını savunsa ve Ermeni tehcirine dair resmî İngiliz tezlerine paralel dursa da, Türkiye millî hareket askerinin disiplinine, sahada Ermeni çetelerinin Müslüman halka yaptığı katliamlara, Mustafa Kemal Paşa ve Kâzım Karabekir Paşa’nın askerî ve diplomatik başarısına yer veren itiraflarda bulunmuş.
Ömrünün son yıllarını aristokratik köklerine uygun olarak sakin geçiren Albay Sir Alfred Rawlinson, 1 Haziran 1934 tarihinde 67 yaşında ölmüş.
***
Alan meraklıları için yayayınlar hakkında açıklama:
Birçok dönemdaşının aksine Sir Alfred Rawlinson, arkasında sadece resmî raporlar değil, bizzat kaleme aldığı ve 1920'lerde İngiltere'de büyük yankı uyandıran üç popüler hatırat kitabı bırakmış.
Rawlinson’ın yazdığı bu eserler, günlükler ve raporlar üzerinde yapılan uluslararası araştırmalar, yakın tarihin sarsıcı gerçeklerini gözler önüne sermektedir.
Rawlinson'ın yazılı mirası, onun askerî kariyerinin üç farklı evresini anlatan kronolojik bir hatırat üçlemesinden oluşmuş.
İlk kitabı, Adventures on the Western Front (August 1914-June 1915)'tur.
I. Dünya Savaşı başladığında Kraliyet Otomobil Kulübü (RAC) üyesi olan Rawlinson, kendi lüks arabalarıyla cepheye gönüllü giden bir grup zenginden biriydi. Bu ilk kitabında, Batı Cephesi'nde kendi arabasına makineli tüfek monte ederek giriştiği sıra dışı maceraları ve dönemin elit askerî kadrosuyla olan şahsî ilişkilerini esprili bir dille anlatmış.
The Defence of London: 1915-1918 (1923) kitabı, İngiliz Deniz Kuvvetleri'ne katılarak Londra'nın hava savunmasından sorumlu mobil uçaksavar birliklerinin başına geçtiği dönemi kapsar. Kitap, Alman Zeplinlerine ve uçaklarına karşı geliştirilen ilk erken savunma taktiklerini, bürokratik engelleri ve teknik icatlarını içeren askerî-teknik bir hatırattır.
Adventures in the Near East: 1918-1922 (1923) kitabı, Türk tarih yazımını doğrudan ilgilendiren, uluslararası kütüphanelerde en çok kaynak gösterilen ve Rawlinson'ın başeseri kabul edilen eseridir.
Kitap, Rawlinson'ın Kafkasya (Bakü) ve Doğu Anadolu (Erzurum) maceralarını, Mustafa Kemal Paşa ve Kâzım Karabekir ile görüşmelerini ve ardından Erzurum'da geçirdiği yaklaşık 20 aylık esaret hayatını anlatmış.
Rawlinson, 1918 Mondros Mütarekesi’nin ardından General Milne tarafından ordunun terhis edilmesini ve silahların teslim alınmasını denetlemek üzere Erzurum’a "irtibat/istihbarat subayı" olarak gönderilmiş. Kitabında bu döneme dair çok çarpıcı tarihî vesikalar sunmuş.
Rawlinson, Erzurum Kongresi öncesinde (Temmuz-Ağustos 1919) Mustafa Kemal Paşa ile odasında baş başa yaptığı görüşmeleri aktarmış. Mustafa Kemal Paşa’nın kararlılığını, "Mecburî ve zarurî olarak kuvvete kuvvetle karşı koyarız" sözlerini ve hiddetini kitabında takdirle karışık bir dille tasvir etmiş.
Rawlinson, Erzurum Kongresi Beyannamesi’ni bizzat İngilizceye tercüme ettirerek İstanbul'a ve oradan Londra'ya götürmüş, bizzat Lord Curzon’a teslim etmiş.
Rawlinson, 1919 sonlarında Anadolu'daki ilk görevinden Londra'ya döndüğünde, Erzurum Kongresi kararlarını İngilizceye tercüme ettirerek İstanbul'a ve oradan Londra'ya götürmüş, bizzat o sırada Dışişleri Bakanı olan Lord Curzon'a teslim etmiş ve onunla Foreign Office’te (Dışişleri Bakanlığı) yüz yüze uzun bir görüşme yapmış.
Mustafa Kemal Paşa'nın gücü ve Ankara millî hareketinin hafife alınmaması gerektiği konusunda Curzon'a bizzat bilgi vermiş.
Kitabında, İngiliz hükümetinin Anadolu'daki bu millî hareketi başlangıçta ne derecede ciddiye aldığını beyan etmiş.
Rawlinson, Adventures in the Near East kitabında kendisini sadece mütareke şartlarını denetleyen, insanî yardım faaliyetlerini izleyen ve haksız yere tutuklanan "masum bir diplomat/gözlemci" olarak sunmuş.
Ancak İngiliz Ulusal Arşivleri (Foreign Office-FO 371) ve Türkiye askerî arşiv belgelerinde yer alan hakikatler, kitaptaki bu anlatımın arkasındaki gerçeği ortaya koymuş.
Kitabında Rawlinson, Erzurum'da tamamen tarafsız bir gözlemci olduğunu ve Türkiye millî hareketinin hiçbir haklı gerekçe olmadan kendisini ve adamlarını hapsettiğini iddia etmiş.
Gerçekte Rawlinson sıradan bir gözlemci değil, kıdemli bir istihbarat subayıydı. Gizli görevi, Doğu Anadolu'daki Osmanlı silahlarını toplayıp demiryoluyla Kafkasya'daki Ermeni güçlerine ulaştırmaktı. Kâzım Karabekir Paşa’nın bu durumu fark ederek Taşkesen Hadisesi ile silahlara el koyması üzerine Rawlinson'ın planı suya düşmüş.
Buna ilaveten, 16 Mart 1920'de İngilizler İstanbul'u resmen işgal edip Meclis-i Mebusan’ı basarak devlet adamlarını Malta’ya sürgün edince, Mustafa Kemal Paşa diplomatik bir manevra ile misilleme emri vermiş.
Rawlinson Erzurum'da millî hareket tarafından tutuklandığında, İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası’nda onun serbest bırakılması için diplomatik baskı uygulamış ve takas sürecini yönetmiş.
Aynı zamanda, Rawlinson, ağabeyi General Henry Rawlinson'ın o sırada Britanya İmparatorluğu'nun en güçlü askerî figürlerinden biri (Hindistan Ordusu Başkomutanı) ve Rawlinson ailesinin İngiliz elit tabakasındaki büyük ağırlığı olduğu için stratejik bir "rehin" olarak tutuklanmış. Nitekim Kasım 1921'de Malta'daki Türk esirlerin serbest bırakılması karşılığında takas edilmiş.
Rawlinson’ın hatırat kitabı dışında, Londra’daki savaş kabinesine gönderdiği resmî istihbarat raporları, dönemin İngiliz stratejisini anlamak için çok daha net bir kaynak sunar. Rawlinson, resmî raporlarında Anadolu'daki Bolşevik tehlikesine, Türkiye-Azerbaycan ittifak hatlarına ve Ermenistan sınır tasarımlarına dair jeopolitik analizler kurgulamış.
Ancak uluslararası tarihçiler (meselâ: Bülent Gökay veya Salâhi Sonyel), Rawlinson'ın gerek kitabında gerekse raporlarında Doğu Anadolu'daki demografik ve siyasî durum hakkında oldukça subjektif olduğunu, Türkiye millî hareketinin gücünü başlangıçta küçümsediğini ve hatıralarında esaret günlerinin getirdiği şahsî öfkeyle Türkiye tarafını zaman zaman barbarlıkla suçlayan abartılı tasvirlere yer verdiğini not düşmüşler.
Özetle; Toby Rawlinson’ın kitapları, Millî Mücadele’nin başlangıcını "karşı cephenin en önemli aktörünün" gözünden okumak için orijinal birer birincil kaynaktır. Fakat yazarın bir istihbaratçı olduğu ve hatıralarını kendisini İngiliz kamuoyuna bir "savaş kahramanı/mağduru" olarak sunmak için kurguladığı gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır.
Bununla birlikte Albay Sir Alfred "Toby" Rawlinson (3. Baronet)’ın şahsına adanmış müstakil bir akademik biyografi kitabı bulunmamış.
Ağabeyi General Henry Rawlinson (1. Baron Rawlinson) Britanya askerî tarihinin büyük bir figürü olduğu için onun hakkında pek çok biyografi yazılmış, Alfred Rawlinson ise genellikle ağabeyinin gölgesinde veya dahil olduğu askerî-diplomatik krizleri anlatan tematik kitapların "başrol oyuncularından biri" olarak literatürde yer almış.
Rawlinson’ın Doğu Anadolu’ya gelmeden önce 1918 yılında Bakü’de Bolşeviklere ve Osmanlı-Azerbaycan ordusuna (Kafkas İslâm Ordusu) karşı yürüttüğü gizli operasyonlar, İngiliz askerî tarihi kitaplarında geniş yer tutmuş.
General Lionel Dunsterville’in bizzat kaleme aldığı “The Adventures of Dunsterforce” ve modern askerî tarihçilerin Bakü’nün işgali üzerine yazdığı kitaplarda Alfred Toby Rawlinson, gözü kara, mekanize birlikleri yönetmede zeki, ancak üstlerinin emirlerini dinlemeyen "âsî bir istihbaratçı" olarak tasvir edilmiş.
Rawlinson'ın Bakü’den kaçarken Hazar Denizi'ndeki mühimmatı sabote etmesi ve silahları gemilerle kaçırma girişimi, İngiliz deniz ve istihbarat tarihi kitaplarında (Meselâ: Mitrokhin Arşivi tabanlı çalışmalar ve erken dönem MI6 tarihleri) operasyonel bir başarı hikayesi olarak incelenmiş.
Türk tarih literatüründe Rawlinson hakkında yazılmış en kapsamlı sayfalar, şüphesiz Mustafa Kemal Paşa ve Kâzım Karabekir Paşa’nın hatıratları ile Millî Mücadele incelemeleri olmuş.
Kâzım Karabekir Paşa, "İstiklal Harbimiz" hatıralarında Rawlinson’a çok geniş bir yer ayırmış. Karabekir’in perspektifinden Rawlinson, Erzurum'da mütareke şartlarını denetleme bahanesiyle Doğu Anadolu’yu Ermenistan’a peşkeş çekmeye çalışan sinsî bir İngiliz ajanı olarak belirtilmiş. Kitapta, Rawlinson’ın tutuklanma süreci, Erzurum’daki ev hapsi ve Karabekir ile yaptığı çetin mücadele aktarılmış.
Meşhur Amerikalı tarihçi Stanford Shaw, "From Empire to Republic" (İmparatorluktan Cumhuriyete) hatıravârî eserinde Rawlinson’ın esaretini ve Ankara Hükümeti tarafından Londra’ya karşı nasıl bir diplomatik koz olarak kullanıldığını analiz etmiş.
Shaw, eserinde, Rawlinson'ı, Britanya aristokrasisinin doğrudan akrabası olduğu için Ankara’nın elindeki en "pahalı" rehin olarak vurgulamış.
Gerek Batı gerekse Türk popüler tarih kitaplarında Sir Alfred Rawlinson etrafında örülen bazı anlatımlar, devlet arşivleriyle (Foreign Office ve ATASE) karşılaştırıldığında revize edilmeye muhtaçtır.
Lord Curzon ve İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral de Robeck'in gizli yazışmaları, Rawlinson’ın aslında "kontrolden çıkmış bir serbest oyuncu" olarak görüldüğünü ispatlamış.
Londra, onun Ankara'daki milliyetçilerle İngiliz hükümeti adına (yetkisi olmadığı halde) müzakereler yapmaya kalkışmasından son derece rahatsız olmuş ve onu resmî olarak defalarca ikaz etmiş.
Kendi kitabında ve bazı İngiliz propaganda eserlerinde esaret günleri çok karanlık resmedilse de, Türk arşiv belgeleri Rawlinson ve adamlarına Erzurum'da bir "savaş esiri" gibi değil, diplomatik bir misafir gibi davranıldığını göstermiş.
Karabekir Paşa ona şahsî aşçısını vermiş, odasına piyano koydurmuş ve Erzurum’un çetin kış şartlarında yakacak ihtiyacını öncelikle karşılatmış.
Dönemin İngiliz Kabine tutanakları, Toby Rawlinson'ın esaretinin Britanya İmparatorluğu için büyük bir utanç vesilesi olduğunu ancak hükümetin "Malta Esirleri" kozunu kaptırmamak için Toby'yi aylarca Erzurum'da kaderine terk ettiğini göstermiş. Ağabeyi General Rawlinson, kardeşinin kurtarılması için resmî kanallardan baskı yapsa da, İngiliz hükümeti, diplomatik prestijini ve manvralarını bir subayın hayatının önünde tutmuş.
Toby Rawlinson, askerî kimliğinin yanı sıra 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı İngiliz aristokrasisinin hayat tarzını anlatan sosyal tarih kitaplarında da kendine yer bulmuş.
Burke's Peerage (Britanya Soylular Endeksi) ve motor sporları tarihi kitaplarında, onun 1900'lerin başında Paris-Madrid otomobil yarışlarına katılan ilk öncü yarışçılardan biri olduğu, İngiltere'ye ilk motorlu araçları getiren heyetin içinde yer aldığı ve polo sporunun gelişimine katkıları eğlenceli anekdotlarla anlatılmış.
Özetle, uluslararası kütüphanelerde arandığında Sir Alfred Rawlinson’ı doğrudan kapakta göreceğimiz bir biyografi kitabı olmasa da, AlfredRawlinson, "İngiliz İmparatorluğu'nun çöküşü ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu" arasındaki o kritik geçiş koridorunu anlatan her ciddî uluslararası tarih eserinin vazgeçilmez, renkli ve kilit bir figürü olmuş.
Mustafa Bıyklı



