OĞUZ KAĞAN’IN HATAY (ANTAKYA) SEFERİ VE BÖLGESEL HÂKİMİYETİ

Bu gün, 15:54           
OĞUZ KAĞAN’IN HATAY (ANTAKYA) SEFERİ VE BÖLGESEL HÂKİMİYETİ
Oğuz Kağan Destanı’nın İslami varyantlarında Hatay ve Antakya bölgesi, sıradan bir işgal veya geçiş alanı değil; Türk cihan hâkimiyeti mefkûresinin Akdeniz ve Ortadoğu kapısını açan, orduların sevk ve idare edildiği stratejik bir askeri üs ve geçici bir başkent olarak tasvir edilir.
Aşağıda Oğuz Kağan’ın Hatay seferi ve bu coğrafyadaki faaliyetleri, destani metinler ile tarihi coğrafya tahlilleri ışığında giriş, gelişme ve sonuç bölümleriyle ayrıntılı ve örnekli olarak incelenmiştir.
SEFERİN STRATEJİK AMACI VE HATAY’IN ÖNEMİ
Oğuz Kağan, Asya bozkırlarındaki Türk birliğini sağladıktan sonra yönünü kalıcı bir dünya imparatorluğu kurmak amacıyla batıya ve güneye çevirmiştir. Bu büyük batı fütühatı (Rum Seferi) zincirinde Anadolu içlerinden güneye sarkan Oğuz ordusu için Akdeniz’e açılan kapı konumundaki Hatay ve Doğu Akdeniz havzası hayati bir öneme sahipti.
Jeopolitik Hedef: Hatay ve Antakya bölgesinin kontrol altına alınması, güneydeki Şam, Filistin ve Mısır fetihlerinin güvenli bir şekilde yürütülebilmesi için lojistik bir zorunluluktu.
Meşruiyet ve Töre Düzeni: Destan geleneğinde Oğuz Kağan, buraları sadece toprak kazanmak için değil, kendi adalet düzenini (Töre) Akdeniz dünyasına yaymak amacıyla hedef seçmiştir.
ANTAKYA’NIN KUŞATILMASI, ASKERİ STRATEJİLER
Destan kayıtlarına (özellikle Reşîdeddîn Oğuznâmesi’ne) göre Oğuz Kağan’ın Hatay bölgesindeki askeri harekatı, çetin kuşatmalara ve derin bir teşkilatlanmaya sahne olmuştur:
Antakya’nın Muhasarası: Dönemin en güçlü surlarına ve korunaklı kalesine sahip olan Antakya şehri önüne gelen Oğuz ordusu, burada büyük bir mukavemetle karşılaşmıştır. Oğuz Kağan, kaleyi doğrudan cephe saldırısıyla düşürmek yerine, çevredeki ikmal yollarını keserek şehri abluka altına almıştır.
Taktiksel Deha ve Kuşatma Örneği: Destan metinlerinde Oğuz Kağan’ın askeri disiplini ve mühendislik dehası vurgulanır. Kalenin fethini kolaylaştırmak için Asi Nehri’nin ve nehir etrafındaki stratejik yolların kontrolü ele geçirilmiş, surları aşmak adına kuşatma kuleleri yapılmıştır. Çetin çarpışmaların ardından Antakya surları düşürülmüş ve kale doğrudan Oğuz Kağan’ın kontrolüne geçmiştir.
Boyların Yerleştirilmesi ve Denizcilik Örneği: Hatay ve Çukurova (Doğu Akdeniz) kıyılarında kalıcı bir egemenlik kurmak isteyen Oğuz Kağan, fetih sonrası stratejik bir hamle yapmıştır. Denizcilik yetenekleri ve suya olan aşinalıklarıyla bilinen Üçoklar kolundan Deniz Han soyuna mensup Türk topluluklarını bu sahirlere yerleştirmiştir. Bu durum, Türklerin Akdeniz’deki ilk denizcilik/kıyı savunma teşkilatının destansı bir temeli olarak kabul edilir.
18 Yıllık İkamet ve Düzenleme Örneği: Oğuz Kağan, bu bölgeyi hemen terk etmemiştir. Destandaki zaman algısına göre Hatay ve Antakya merkezli coğrafyada tam 18 yıl kalmıştır. Bu süre zarfında çevre bölgelerdeki asileri cezalandırmış, vergi sistemini oturtmuş ve tebaaya adalet dağıtmıştır.
ALTIN TAHTIN KURULMASI VE KÜRESEL MERKEZ OLUŞU
Hatay ve Antakya’nın ele geçirilmesi, Oğuz Kağan’ın batı fütühatının taçlandığı ve dünya siyasetine yön verdiği kesin bir zaferle neticelenmiştir:
Geçici Başkent ve Altın Taht: Antakya’yı fethettikten sonra burayı askeri ve idari bir üs haline getiren Oğuz Kağan, şehirde altın bir taht kurdurmuştur. Bu altın taht, Türk cihan hâkimiyetinin Akdeniz’deki kudret simgesi olmuştur.
Küresel Siyasetin Merkezi (Elçiler Örneği): Oğuz Kağan bu altın tahtta otururken, dönemin büyük güçleri olan Frank (Avrupa), Rum (Bizans/Anadolu), Şam ve Mısır hükümdarları elçiler göndererek bağlılıklarını ve itaatlerini bildirmiş, hediyeler sunmuşlardır. Bu yönüyle Antakya, destanda küresel bir diplomatik merkez rolü üstlenmiştir.
Güney Seferlerinin Başlangıcı: Hatay’da tam güvenliği sağlayan ve arkasını emniyete alan Oğuz Kağan, 18 yıllık ikametin ardından ordularını güneye sevk ederek Şam ve Mısır’ı fethedecek büyük harekatın fitilini buradan ateşlemiştir.
KAYNAKLAR
Reşîdeddîn Fazlullah-ı Hemedânî, Câmiʿu't-tevârîḫ (Târîh-i Oğuzân ve Türkân / Oğuzların ve Türklerin Tarihi bölümü), (Çeviri ve Notlar: Prof. Dr. Tufan Gündüz, Yeditepe Yayınevi).
Açıklama: Oğuz Kağan'ın Anadolu'dan sonra Antakya'ya gelişini, burada 18 yıl kalışını ve kurduğu altın tahtta elçileri kabul edişini en detaylı aktaran ana İslami kaynak metindir.
Prof. Dr. Zeki Velidi Togan, Oğuz Destanı: Reşideddin Oğuznamesi, Tercüme ve Tahlili, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları.
Açıklama: Destandaki coğrafi rotaları ve "Antakya" merkezli askeri stratejileri tarihi coğrafya süzgecinden geçirerek analiz eden en prestijli tahlil çalışmasıdır.
Erdoğan Aslıyüce, Oğuz Kağan'ın Başkenti Antakya, Yesevi Yayıncılık.
Açıklama: Destan metinlerindeki veriler ile Asya'dan Akdeniz'e yapılan tarihi Saka/Hun akınlarını karşılaştırarak Antakya'nın idari önemini özel olarak ele alan monografik bir araştırmadır.
Yazıcıoğlu Ali, Tevârih-i Âl-i Selçuk (Oğuznâme), (Hazırlayan: Dr. Abdullah Bakır, Türk Tarih Kurumu).
Açıklama: 15. yüzyılda kaleme alınan bu Osmanlı kaynağı, Hatay ve Suriye bölgesinin Oğuz boyları tarafından fethini Türk devlet geleneğinin meşruiyet kökeni olarak sunar
Bahtiyar Aydın
Yeliz Kılıçaslan












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: n_alp@mail.ru