TÜRKÇE BİR İSYANDIR
19-02-2026, 10:14

Büyük Türk ozanı İmâdeddin Nesîmî, bir tarikata gittiğinde Türkçe konuştuğu için bir azgın softa tarafından rahatsız edilir. Softa, ondan Arapça ya da Farsça konuşmasını ister. Nesîmî ise bu küstahlığa şu sözlerle karşılık verir:
“Har içinde biten gonca güle minnet eylemem!
Arabî, Farisî bilmem; dile minnet eylemem.
Sırât-ı müstakîm üzre gözetirim Rahîm’i,
Birisinin tâlim ettiği yola minnet eylemem.”
“Arabî, Farisî bilmem” sözleri bir meydan okumadır. Oysa Nesîmî, Arapçayı da Farsçayı da çok iyi bilmektedir. Buradaki ifade cehalet değil, bilinçli bir reddiyedir.
Bu söz;
• Diller arasında kurulan üstünlük hiyerarşisine,
• Medrese kibrine,
• Dini Arapça üzerinden tahakküm kuran softa zihniyetine
açık bir isyandır.
⸻
Softaya Değil, Hakk’a Yakınlık
Nesîmî için hakikat;
ulemanın diliyle değil,
sarayın ve tarikatın onayıyla değil,
halkın diliyle söylenir.
Bu yüzden Türkçe onun için sadece bir dil değil;
direnişin ve hakikatin aracıdır.
⸻
Türkçede Israr, Kimlikte Israr
Anadolu başta olmak üzere Türk yurtlarında ozanların Türkçede ısrarı, Türk kimliğinin ve kültürünün bugüne taşınmasında belirleyici olmuştur. Yunus Emre’den Ahmed Yesevî’ye uzanan yolun en keskin, en bedel ödeyen temsilcilerinden biri Nesîmî’dir.
⸻
Nesîmî Canıyla Mühürledi
Nesîmî;
dil asimilasyonuna direndi,
softa zihniyetine boyun eğmedi,
hakikati halkın diliyle söyledi
ve bu duruşunu canıyla mühürledi.
Yıllar sonra Şah Hatayi (Şah İsmail), Nesîmî’nin intikamını Şam’da kendince alacaktır. Onun diliyle söylenen dizeler bunu yansıtır:
“Şâh Hatâyî der sırrını,
Meydana koymuş serini.
Nesîmî gibi derisin,
Yüzen gelsin işte meydan.”
TC Sabahattin Çelik

